1. sigmund freud’a atfedilen bir paradoks. litetartür araştırması yapmadım doğrudur herhalde.

    iki sevgili intihar kararı alır. bir binanın tepesine çıkarlar. ortak karara göre 3’e kadar sayılacak sonra da ikisi de atlayacaktır.

    1, 2, üüüüç

    kadın atlar, adam vazgeçer atlamaz.

    birkaç saniye sonra adam kadının düşüşüne bakarken kadının paraşütü açılıverir.

    ihanet eden kim?
    abi
  2. sözler önemlidir. sözcükler daha önemlidir. sözcükler sözleri, sözler fikirleri inşa eder.

    şimdi 'paradoks' olarak ele alınan bu basit olayın niçin paradoks olmadığını, paradoksların bambaşka şeyler olduklarını şurada kısa bir paradoks tanımıyla izah etmiştim. ben tanımlardan daha ziyade bu küçük olayı ele alacağım. tekrar ediyorum bu bir paradoks değil, yalnızca bir "kim aldatmıştır?" sorusudur ve içerisinde cevabı etkileyecek çeşitli değişkenler vardır. bazılarını ele alacağım. çünkü olayın sahiden oldukça fazla 'iç boyutu' var.
    bu girdi'de, sunulan sözcüklerden hareket etmek faydalı olacaktır. öncelikle bir anlaşma görüyoruz. intihar kararı alırlar deniyor. birbirine güvenmiş görünen iki eş mevcut.
    değişkenler şu şekilde olabilir :

    -----kemerleri bağlayın, biraz uzun bir yazı olacak----

    1- kadın her halükarda adamı aldatmayı bizzat tasarlamıştır. dahası burada cinayete teşebbüs de söz konusudur. zira cinayet, yalnızca bir insanı doğrudan öldürmekle olmaz. onu ölüme götürmek de hukuken cinayettir. kocası, ölüm gerçeğine yalnızca eşiyle intihar etmeyi kabul ederek göz yummuş olabilir. paraşütüyle hayatta kalacağından emin olan ve eşinin betona çakılmasını planlayan kadın, birlikte edilen intiharla kocasının 'ölüm' fikrini kabul etmesine sebep olmuştur.

    2- aynı durumu kocası açısından ele alalım. adam eşinin ölmesini istemiş ve onu intihar fikrine alıştırmıştır. kocası ile birlikte öleceğine inanan ve belki de mutlu bir son hayal eden eşini binanın üzerine çıkaran koca, atlamamayı tasarlamış ve eşini kandırarak onu doğruca intihar süsü vererek öldürmeyi planlamıştır. bu şekilde basitçe ele alındığında dolaylı olarak cinayete teşebbüs hukukunda kadından hiçbir farkı olmayacaktır.

    3- dikkat edilirse burada atlayan kişi kadın. niçin? belki de paraşütü olduğu içindir. yine dikkat edersek bildiğimiz 'paraşüt'ten bahsediyoruz. intihara giden iki bireyin üzerlerinde kıyafetlerinden başka materyal olması ilginç olacaktır. peki yetişkin bir birey olan koca, eşinin sırtındaki paraşütü görmüş olabilir mi ? aldatılacağını son anda farketmiş, bunu da eşinin yüzde yüz kurtulacağını bildiği için sanki eşini suçlu hissettirmek ve ona ömür boyu "atlasaydım ölecektim" diyebilmek için yapmış olamaz mı ? bu noktada suçlu kadın olacaktır.

    4- kadının birlikte intihar fikrini benimsediğini, fakat her ihtimale karşın bir paraşütü olduğunu düşünelim. peki niçin paraşütü var ? adamın bu noktada karısının paraşütünü farketmediğini hayal edebiliriz. ve kadın da paraşütünü yalnızca kocası atlamazsa açacaktır da ondan paraşütü var işte... fakat binadan zötank diye düşülmeyecekti öyle değil mi ? paraşüt açmalık bir bina, önemli bir yara almamak için nereden bakılsa yüz metre olmalıdır. çünkü atladıktan sonra açılan paraşütten bahsediyoruz. yani fethiye'de babadağ'da 1950 metrede yaptığımız, zemine serildikten sonra koşarak havalandırılan, bildiğin termik rüzgar paraşütü değil. kadının paraşütünün açılmasına kadar geçen sürede serbest düşüşte olacağını, bu sebeple yüksek bir bina gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. bu noktada suçlu adam olacaktır. demek ki bu varsayımda kadın, kocasının atlamadığını görmüş ve 3. durumdakinin tam tersi olarak kocasına ömür boyu "paraşütüm olmasaydı ölecektim" diyebilmek için paraşütle atlamış olabileceğini düşünebiliriz. bu noktada suçlu adam olacaktır.

    bu kişilerin hayatları, statüleri, ilişkilerindeki güven seviyesi, onları intihara götüren nedenler...
    tartışılacak çok şey var da, kıçıkırık bir varsayım denizi ve durum analizidir, hepsi bu.

    edit - paragraf
  3. bu paradoksu ilk nerede okuduğumu tam olarak hatırlamıyorum. bir psikoloji kitabında gördüm sanırım, emin değilim. ancak aklımda binanın çok yüksek olduğu ve kadının 8. saniyede paraşütü açtığı kalmış.

    işin içine zaman girince olasılık da bir miktar değişime uğruyor haliyle. kadın adamın intihar edeceğine inanmadığı için kendini garantiye almak adına bir paraşütle intihar etmeye karar vermiş. adamın kendisiyle beraber atlamadığını görünce ki bu 8. saniyeye tekabül ediyor, paraşütünü açarak kendini kurtarmış.

    şimdi aklınıza şöyle bir soru gelecektir. bu nasıl bir bina ki düş düş yere çakılmıyor kadın.
    o kadarını inanın hatırlamıyorum ama aklımda kalan tek şey 8 saniye sonra paraşütün açıldığı.
    üstteki arkadaşın da söylediği gibi, tartışılacak çok şey var. her kafadan başka bir olasılıkla bu başlık çok zengin olabilir. (*:swh)
  4. adam nasıl paraşütü farkedemedi? hayret. *

    ek olarak aşırı fiziksel imkansızlıklar barındıran soru. bu bina ne kadar yükseklikte? orjinalinde 8 saniye sonra kadın paraşütü açıyor. dünyada en yüksek bina 900 metreye yakın. 8 saniye sonra kadın ortalama 300km/h ile bir hıza çıkacak ve daha sonra kafadan bir 300-350 metreyi gitmiş olacak.

    geriye paraşüt açılmadan önce 500 metre mesafe ve 300km/h hız kalıyor. yetmez kardeşim, yetmez. o halde paraşüt kurtaramaz seni. uçaktan atlıyor dersen bir düşünürüm. ama bu şekilde olmamış.

    hadi diyelim oldu.

    eğer ikisi atlasaydı kadın belki de paraşütü açmazdı. ve ikisi de ölürdü.

    eğer ikisi bir atlayıp kadın paraşütü açsaydı o zaman kadın ihanet etmiş olurdu.

    ama şimdi, al birini vur ötekine.
  5. belki adam son anda ttnet faturasını ödememiş olduğunu hatırladı atlamadı, onu da halledeyim de öyle atlatayım demiştir bu ihanet sayılmaz. kadın da düşüş yolculuğunda bayatlamasın diye buzluğa koyduğu ekmeği hatırladı, adamın aklına bile gelmeyeceğini düşündü çekti paraşüt ipini.

    ya paraşüt ihanet etseydi ?
    abi
  6. şahsımca her iki taraf da ihanet etmiştir. atlamayarak adam, ya atlamazsa diye düşünerek yanına paraşüt alan kadın. insanda doğuştan olan bir donanım değil sonuçta niye alıyorsun o paraşütü. he kadın düşünür ki havada vazgeçip ona sarılıp paraşütü açarım falan filan da o biraz uzun muhabbet. bence iki tarafta karşısındakine ihanet etmiştir. öyle ya da böyle.
    jimi
  7. burada ihanet güven ve sadakat gibi kadim duygulara olmuştur.
  8. bekle dedi gitti,
    ben beklemedim o da gelmedi.
    ölüm gibi bir şey oldu
    ama kimse ölmedi
  9. ihanet edenin kim olduğunu düşünmekten ziyade ihanet şekilleri üzerine düşünmek ilgimi daha çok çekti. ikisi de birbirlerine ihanet etmiştir ve gerekçeleri yaşama içgüdülerinde saklıdır.
    yok ya öyle değil! hem öyle hem de öyle değil gibi.
    şimdi çifte kumrularımızın ikisi de hayatlarından memnun değil ve intihar kararı alıyorlar ama bu kararı sesli bir şekilde dile getiren taraf ister istemez karşı tarafı daha aklı selim düşünmeye iter. demek istediğim bir fikri akıldan geçirmek başka, sesli bir şekilde dile getirmek başka. mesela arkadaşınızla yolda yürüyorsunuz ve karşınıza köpek çıktı. ikinizde köpeklerden tırsıyor olsanız da ilk tırsan kişi arkadaşınız ise size cesaret gelir ve tırsmazsınız o kadar. ha aklı selim olmuş, ha tırsmamak olmuş ne fark eder. sevdiğimiz kişi bile olsa karşımızdaki, illa ki farklı bir perspektif yakalamaya çalışıyoruz, ki hayatta kalabilelim. ;)

    (hem öyledir hem öyle değildir kısmını açıklayabildim sanırım. o zaman ihanet şekillerini incelemeye geçebilirim artık. yihu! (: )

    adam adamlığını yani hödüklüğünü yapmış ve tam atlayacakları anda atlamaktan vazgeçmiş. şu sahne gözümde, adamın "hadi son ki üç, atlaaa!" deyip son anda durması şeklinde canlanıyor. çocukça bir kaçış.

    ama kadın öyle mi? (gerçi fizik kurallarına göre pek mantıklı olmasa da) kadın atlamış, erkeğin atlamadığını görünce de, paraşütünü açmış. burada son ana kadar bekleyiş ve koşulları değerlendirme var. olaylara müdahil olma şekli farklı kadınlarda. atlayarak olayın akışına bırakıyor ve yanında parasut bulundurarak, bir yandan da önlemini alıyor işte.

    bu bir paradoks olmaktan ziyade, ki paradoks olmadığı daha önceki yorumlarda açıklanmış, cinsiyete göre bakış açısındaki değişikliğe ornek olmuş. belki de paradoks yapayım derken kendisinin cinsiyete göre olaylara bakış açısını açıklamış farkında olmadan.

    burada asıl soru erkek atlasaydı, kadın da kendini olayın akışına bırakıp intihar eder miydi?
  10. adam anlaşmaya ihanet etmiş, kadının ihanet edip etmediği belirsiz (adam da atlamış olsaydı belki paraşütü açmayacaktı) diğer yandan her ikisi de kendi kendilerine ihanet etmemeyi bir şekilde becermiş. bu sebeple kendilerini tebrik ediyor ve önlerinde çok zorlu bir kendilerini iyileştirme (sağlıklarına kavuşma) sürecinde başarılar diliyorum.

    ancak şunu da eklemek isterim; bu iki arkadaşımız bu hesapları yapabildiklerine göre zaten, intiharın sebebi olan kendine öfke, çevreye öfke ve umutsuzluk 3'lü saç ayağının en azından biri her ikisi için de henüz oluşmamış. bana sorarsanız en azından bu üçlüden en son söylediğim hiçbir zaman mümkün değildir. bir çıkış muhakkak vardır, oraya nasıl girdiğin bilgisi zihninde olduğuna göre çıkışı da bulursun.
    a man