1. yakup'a tanrı ile boğuşmasından sonra verilen isim. tanrı ile savaşan anlamına geliyor. yakup'un tanrı ile boğuşması etiolojik bir mitostur. yani bir geleneğin ya da davranışın dayandırıldığı öykü. eski ahit'in yaratılış kitabında yer alır bu hikaye. yakup seher sökünceye kadar iri bir adamla güreşir, güreşirken uyluk başını incitir ve beni mübarek kılmadıkça seni bırakmam dediği anlatılır. güreştiği yabancı sana artık -allah ile uğraşan anlamına gelen- israil denecek der. yakup da allah ile yüz yüze geldim ve sağ kaldım der ve o yere penueli yani allahın yüzü adını verir. israiloğulları tanrı yakup'un uyluk başına dokundu der. ibranilerin bir soyuna israiloğulları denmesi ve musevilerin etin uyluk başını yememesi bu mitosa dayandırılır.
    gustave dore'un yakup'un tanrı ile güreştiğini resmettiği gravürü de akıl almaz güzelliktedir.
    sezgi
  2. travma psikolojisi konusunda literatüre kayda değer bir katkıda bulunmul ülke. bu durum travma ile iç içe yaşamaları ile ilişkilendirir. aslında travma ile bu kadar yakın ilişkide olan türkiye dahil diğer ortadoğu ülkelerinin bu konuda adını duyurmamasına bakarak bile diğer ortadoğu ülkelerinden daha farkl bir yapıda olduğu görülebilir.
  3. sadece zekaya yatırım yaparak dünyayı yöneten süper güç. sadece bu yıl türkiye'de sıradan öğrenciler arasında okuyan üstün zekalı 20 öğrenciyi çok iyi şartlarda okutup iyi bir iş ve gelecek vaadiyle ülkelerine transfer ettiler. tüm dünyadaki fakir ülkelerdeki zeki çocukları alıp eğitiyorlar. bu kadar basit. bizimkiler ise düşünen zeki adamları yıldırıp kaçırma peşinde.
  4. damla sulama sistemi ile çölü verimli toprak yapmış, tek kullanımlık tohumları ile de tüm dünyayı(türkiye dahil) kendine bağlamıştır. atatürkün dediği "tek bir şeye ihtiyacımız vardır, o da çalışkan olmak" cümlesini adamlar birebir uygulamaktadır. biz ise hala?