• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
kelimeler ve şeyler - michel foucault
foucault, kelimeler ve şeyler'i .yazmaya, insan bilimlerinin arkeolojisi'ni oluşturmaya bu noktadan itibaren başlamaktadır. yazar bu çok önemli ve fazlasıyla gürültü koparmış ve koparmakta olan eserinde, "biyolojı"den "psikolojiye, "dilbilim'den "iktisat"a kadar, insana ilişkin bütün bilgilerin anı değişimlerin ürünü olduklarını ortaya koymaktadır. bu ani değişimler, bilgi edinmenin, bilgi sahibi olmanın örgütlenmesini tepeden tırnağa elden geçirmekte ve gelişimlerinin koşul ve sınırlarını her alanda tanımlayan epistemolojik bir bütünü (episteme) yeni baştan yaratmaktadır. bilgi, bir kerede ebediyete kadar geçerli olmak üzere ne bulunur,
ne de verilidir. bilgi doğru veya yanlış olmak zorunda değildir. bilgi bir episteme'nin çerçevesi içinde belirir. çözümlemesi yapılan dönemlere göre, rönesans episteme'sine benzerlik yasasının egemen olduğu, xvii. yüzyılda bunun yerine "akıl" gibi soyut bir kavramın hükmü altındaki bir çözümleme tarzının geçtiği görülmektedir. foucault'ya göre, xix. yüzyıl, "tarihsel zaman" fikrini devreye sokarak "temsiller" halinde örgütlenmiş olan analitik bilgiyi tahrip etmiş ve insana ilişkin "bilimsel" bir bilgi böylece mümkün hale gelmiştir; ama bu bilgi de yok olmaya mahkûmdur. bu olağanüstü güçlükteki ve derinlikteki kitabı, felsefesiz, düşüncesiz ve bu yüzden de "dilsiz" bir toplumun diline çevirmeye kalkışmanın en mükemmelinden bir saçmalık olduğunu biliyorum; ama las meninas o kadar büyüleyici ki... (mehmet ali kılıçbay, ağustos 1993)
  1. orjinal dilinin fransızca* oluşu ve söz sahibinin foucault oluşu bir yana, düşünce akışının imkansızlığı yüzünden çevirisi kadar okunması da zor olan bir insan bilimleri arkeolojisidir. mehmet ali kılıçbay'ın bulamadığı karşılıklarla foucault okumanın zaten zor olduğu gerçeği birleşince, azap. bu sebepten ingilizce* çevirisini okumak daha az acılı olacaktır diye düşünüyorum.

    kelimeler ve şeyler, ekonomi, doğa, sanat, dil, siyaset, felsefe - insanla ilgili olan her şeyi - barındıran bir çalışma. çalışma diyorum zira bir kitap, roman, uzunca bir makale, günlük, yıllık bir birikim ve çok daha fazlası. çıkış noktasının edebiyat oluşu, merkezinin dil olmasını anlamlı kılsa da, madde/nesnenin aynı terazide, ederinin dil ile aynı olmasının ispatına çabalandığı için, belki de her şey ama hiçbir şey ile ilgili. böyle söyleyince de insan utanıyor elbette; bir isim vermek gerekirse düşüncenin var oluşu ve bilginin kaynağının sorgulanması ile ilgili çağrışımlar ve mantık yürütmeler silsilesi denilebilir.

    düşüncenin doğuşunu ararken foucault, bizi eserinin daha en başında yazdığı üzere 'episteme'ye yöneltir. episteme platon'u doğurur ve 'tek' ya da 'bir' olanı ararken bulunuruz; bütün olanı ararken parçada birleştirmeye çalışır foucault, okuyucuyu ancak bilhassa kendini. kelime'nin kelime, şey'in şey olduğu ikilikler dünyasında aynı ve başka/farklı olanın bütünden mi koptuğunu yoksa kelime ve şeylerin 'bir' oluşuyla mı bütünün oluştuğunu sorgularken kafayı çok başka yerlere çevirmiş halde ilerleriz.

    öğretilen düşünme geleneğini değiştirmeye yönelik çabasının etkisiyle, sonunda çok bir şey anlayamamış olsam da yıllar sonra tekrar ve tekrar okumak üzere 'denenmişler' rafına yerleştirdim.

    ''ve tam da bu dil kendini çıplak halinde gösterdiğinde, ama aynı zamanda sanki büyük bir despotik ve boş sistemmişçesine, her anlam vermenin dışında saklandığında; arzu,
    sanki kuralının katılığı bütün zıtlaşmaları törpülemişçesine, vahşi halde hüküm sürdüğünde; ölüm her psikolojik işleve egemen olduğunda ve onun üzerinde, onun tek ve tahripkâr ölçütü olarak tutunduğunda, işte bu durumda deliliği mevcut durumu içinde tanımaktayız; kendini modern deneye, gerçeği ve başka olma karakteri içindeymiş gibi sunduğu haliyle deliliği. bilincimiz, bu ampirik, ama gene de deneyini yapabildiğimiz her şeye (ve içinde) yabancı
    olan bu figürde, artık xvi. yüzyılda olduğu gibi başka bir dünyanın izini bulmamaktadır; doğru yoldan sapmış akıl başıboş dolaşmasını fark etmemektedir; bize tehlikeli bir şekilde en yakın olanın zuhur ettiğini görmektedir -sanki, bizatihi varoluşumuzun oyuğunun profilinin aniden
    belirlenmesi gibi-, ondan itibaren olduğumuz şeyi olduğumuz ve düşündüğümüz ve bildiğimiz sonluluk, aynı anda hem hakiki hem de olanaksız olarak, düşünemeyeceğimiz düşünce, bilgimiz için nesne, ama ondan hep saklanan nesne olarak aniden karşımızdadır.''
  2. 2 ayda bitiremediğim kitaptır kendiler karnıma ağrılar girerek okuduğum yerlerinin çok az bir kısmını anlayarak ilerledim. ya çevirisi sakat ya ben sakatım.
  3. haddimi aşmayım ama kılıçbay'dan dolayı iyi bir çeviri olmama ihtimali var. braudel çevirileri de pek beğenilmez eskiden beri.
    mutlu