• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.74)
relatos salvajes - damian szifron
arjantin yapımı "hermanos y detectives" dizisinin yönetmenliğini yapmasıyla ile tanınan damian szifron, tam 8 yıl aradan sonra relatos salvajes ile bu kez sinema dünyasına dönüş yapıyor. film, buenos aires ve çevresinde yaşanan altı farklı hayat hikayesini anlatıyor.
  1. kendisini tesadüf eseri tattım ve çok güzel, izlenmeye değer buldum. izlerken konusunu okudum ve benzer bir türk yapımı olan "anlat istanbul" u hatırlattığı için hemen bir bakayım demiştim iyi ki de bakmışım.

    giriş hikayesi yani 1. hikayede spoiler --> *

    çoğu izleyen son hikayeyi beğenmişler, ben aksine ilk hikayeyi beğendim ve ülkemizde de yaşanmış benzer bir olayı hatırlatan 5. hikaye favorimdir (yer yer sıkıcı olsada)

    özet: izleyin.
  2. film konu bağlamında özdeş kurgu ve oyuncular bağlamında trajikomik 6 farklı hikayeden oluşuyor. haksızlığa karşı verilen ani tepkiler yahut haksızlığa direnme konu tabanında şekillenen hikayelerde oyuncular, çekimler ve senaryolar gayet güzel. özellikle 4. hikayedeki sistem eleştirisi sistemin açıklarıyla birlikte güzel işlenmiş. yapımcıları arasında pedro almadovar'ın da olduğu kaliteli bir yapım farklı tatlar aramak isteyenler tereddütsüz izleyebilirler.
    hubot
  3. ''insanlar, bize zarar verdikleri için değil; yaptıkları haksızlıklarla ruhumuzun ışığını söndürüp içimizdeki saldırganlığın ortaya çıkmasına sebep oldukları için tehlikeliler.'' spinoza'ya ait sözünü anlatan öfkeli yapım.
  4. bir filmdeki her karakter mi tuhaf olur?
    yaşama dair asabiyet oluşturan herşey mevcut. hayatımızdaki nefret ettiğimiz insanlar, çakal politikacılar ve tabii ki kafayı sıyırmanın dayanılmaz hazzı.
    hangimiz bir gabriel pasternak gibi yapmak istemeyiz ki?
    güzel film.
  5. tek tema, altı farklı hikâye, bir film. hani şu herkesin dilinde olan ama hiçbir yerde olmayan, duyduğumuzda "o neydi?" sorusunu akla getiren "adalet" var ya, bu altı hikâye onun çatısında birleşiyor. "adalet yoksa kendi adaletimi kendim sağlarım " cümlesinin filmi.

    orijinal çevirisi "vahşi hikâyeler" olan film türkçeye "asabiyim ben" diye tercüme edilmiş. izlenmesi oldukça keyifli. bitmesin istiyorsunuz. bir altı hikâye daha olsa izlenir.

    film kısa ama "çarpıcı" bir hikâyeyle başlıyor. birinci hikâyeden sonra aynı uçağa doldurmak isteyeceğiniz birileri olup olmadığını düşünmeden edemeyeceksiniz.

    ikincide bir erkeğin bir kadına yaptığı zulmün intikamını almak için bir kadın dayanışması izliyoruz. ayrıca adamın siyasî kimliği, davranış şekli de onu ayrıca sevimsiz kılıyor. bu hikâyede "zehir eskidiğinde etkisi az mı olur yoksa artar mı?" sorusu yapılan kötülüğün üzerinden çok zaman geçmiş olmasının intikam duygusunu köreltmediğini vurguluyor. ayrıca bu bölümde "intikam soğuk yenen bir yemektir" sözü hatırlanıyor.

    üçüncü hikâyede "bir audiye bu zulüm yapılır mıydı?" demeden edemiyor insan. trafikteki erkek öfkesinin (tahammülsüzlük ve incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerden ortaya çıkan) nelere yol açabileceğini izliyoruz. polisler geldiğinde yapılan "aşk cinayeti yorumu güldürüyor.

    dördüncü hikâye arabasını "yanlış yere" park eden bir mühendisin sırf bu yüzden işini, eşini, itibarını kaybetmesi. mühendisin haksız ceza ödemek istememesi üzerine gişe memuruna söylediği "hırsızlar için çalışanlar da hırsız sayılır" sözü dikkat çekiyor. başı sürekli çekicilerle beladan olan adama hikâyenin sonunda eşi ve kızı tarafından getirilen pastanın üzerindeki çekici figürüne bayıldım. çağrıştırdıkları ne kadar acı olsa da gülümsetiyor.

    beşinci hikâyede "büyük balık küçük balığı yutar" tarzı bir anlatım var. eski türk filmlerinde de görebileceğiniz bir konu. zengin adamın oğlu bir suç işler, gerisini biliyorsunuz zaten. yine adalet teması var.

    altıncı hikâye evlere şenlik bir düğün. aldatıldığını öğrenen gelinin intikamı. iki kişi arasında kıyamet kopar, herkes coşkuyla şans eder.

    filmin ihanet eden bir kadınla başlayıp ihanete uğrayan bir kadınla bitirilmesi ilginç. bedeli ne olsa olsun haksızlığa direnmek gerekiyor. izleyin, pişman olmayacaksınız.
  6. sürükleyiciliğiyle öne çıkan altı ayrı hikayenin kolajı. tam manasıyla uzun metraj film değil. bununla birlikte kısa filmlerin bir iç bütünlüğü var.

    imdb'de 8.1 puanı bulunan filmi ben bu ölçüde beğenmedim. hikayeler işledikleri alt metni fazla katmanlı işlemiyor. dördüncü parçada işlenen mühendisin hikayesi düzen ile insan arasındaki çelişkiyi boyutluca öne sermesi bakımından öne çıkıyor fakat o da fazlasıyla yumuşak bir final yaptığından yeterli tadı vermiyor. ayrıca konular işlenirken arzulandığı hissedilen sürpriz son sahneler, çok yaratıcı gözükmedi.

    yine de izlerken sıkılmayacağınız, farklı bir biçim sunduğu için göz atmakta fayda olan bir film demenin sakıncası yok.
    worns
  7. altı farklı yaşam hikayesiyle herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği veya yerine koyabileceği bir film. ilk hikayede kullanılan teknoloji'den her filme lazım. saatlerce devam etse izlenesi..
  8. insanların öfkelenince neler yapabileceğini gösteren altı kısa filmden oluşan bi film.
    audili-köylülü yol hikayesi ve düğün hikayesi diğerlerine göre daha başarılı gibi geldi bana.