• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.08)
stalker - andrei tarkovsky
uzak bir gelecekte, bambaşka bir yaşam düzeni içerisinde, ismi olmayan bir ülkedeyiz. dünyaya düşen dev göktaşı yaşamı yerle bir ederken zone adında esrarengiz, yeni bir bölge oluşmuştur. bu bölgeden içeriye girebilen insanların tutkularının gerçekleşeceğine dair söylentiler vardır. içeride yaşayan 'güç' insan zihni tarafından hayal edilmesi mümkün olmayacak güçteki bir varlıktır. askerler tarafından korunan zone bölgesine sadece gerekli olgunluğa erişmiş cesur stalker'lar girebilmekte, bölgeye giren insanlara eşlik etmektedirler. kahramanımız stalker, ailesinin tüm itirazlarına rağmen bölgeye girmek isteyen bir bilimadamına ve bir yazara eşlik etmeye karar verir...
  1. şimdinin bol vurdu-kırdılı, teknik imkanlı, bütçeli, yıldız oyunculu, dev kadrolu nice yapımını tek eliyle alır ve defterini dürer. işte öyle bir filmdir. tek kelimeyle enfestir. konu anlatımı ve sizi konuya dahil etme konusunda çok ileride bir filmdir. iz sürücü sizsinizdir ve bir süre sonra aslında kendi hikayenizin peşinde olduğunuzu anlarsınız.

    ton kullanımı, gerilimi işleme ve oluşturma şekli, diyalogları ayrı bir tat verir. birçok sahnesi, birçok tek karelik görüntüsü bile şu zamanın teknolojisiyle çekilebilen filmlerin neredeyse tamamında yoktur. eşsiz ve benzersiz bir anlatımla, düşsel bir yolculuk. uzun gelebilecek süresi ve çevreden duyabileceğiniz olumsuz eleştiriler sizi aldatmasın. izleyin ve tadını çıkarın..
  2. bu filmle ilgili bi anekdot var;film çekilirken stalker öncülüğündeki grup demiryolunda bi tür drezinle bölgeye doğru giderlerken bir sahne çekilecek...sahne çekiliyor fakat tarkovsky çekilen bölüme bakıp,olmadı diyor..gerekçesi ise,arka planda yeralan kırlık alanda bulunan rengarenk çiçekler..bu aşmış yönetmene göre o çiçekler yönetmenin vermek istediği mesaja ters düşüyor...bunun üzerine prodüksiyon ekibi sözkonusu arkaplanda yer alan çiçekleri yolmak için hatırı sayılır bi çaba gösteriyor..böylece çiçeklerden arındırılmış arka fonla sahne yeniden çekiliyor...tarkovsky,çekilen bu yeni bölüme bakıyor ama yüzünde pek tatmin olmuş bir ifade yok...noldu diye soruyorlar...''çiçekler'' diyor tarkovsky,''çiçekelerin boşluğu duruyor orda''
  3. abi
  4. ilk olarak yahu bu nasil bilim kurgu filmi hic bilim kurgu yok diyerek eleştirmiştim. meger tarkovsky'nin amacı filmdeki bilim kurgu bağını koparmakmis. bunu sonradan öğrendim demek istediğini başarabilmiş. yine de kitabı daha heyecanlıydı demekten kendimi alamıyorum.
    abi
  5. stalker izlemek çok sevdiğiniz bir kitabın altı çizili satırlarını okumak gibi bir şey. karakterlerin söylediği hemen hemen her söz derinlikli ve düşünmeye değer.

    bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir yere bir meteor düşmüştür. oraya "zone-bölge" adı verilir. girilmesi yasaktır ve askerlerce korunur. çünkü oraya giren her insanın en derindeki isteğinin gerçekleştiği bir yer vardır. oraya "oda" adı verilir. bu bölgeye gitmek isteyen kişileri oraya stalker(iz sürücü) adı verilen kişiler götürür. filmin görünen yanı bir yazar, bir bilimadamı ve bir iz sürücünün bu "oda"ya yolculuğu. bu öyle bir yolculuk ki, film bitince sizi çelişkilerinizle yüz yüze bırakıyor.

    yazarın yolculuk sebebi ilhamını kaybetmiş olması, bilimadamının amacı ise odayı bombayla yok etmek. yazar aceleci, öfkeli; bilimadamı umursamaz. stalker ise "yunus emre'nin "beni bende demen bende değilim/bir ben vardır bende benden içeri" dizelerinin vücut bulmuş hali adeta. zihinsel güçleri var. nesneleri bakışlarıyla hareket ettirebiliyor. bölgeyi o kadar benimsemiş ki ona inanmadıkları ve oraya saygı göstermedikler için yazar ve bilimadamına kızıyor, onların umursamaz tavırlarından dolayı üzüntü duyuyor. "inanmalarına izin ver. tutkularına gülmelerine izin ver" diye yakardıktan sonra şunları söylüyor:

    " insan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise katı ve duyarsız. bir ağaç büyürken hassas ve esnektir. ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. sertlik ve güç ölümün refakatçisidirler. uysallık ve güçsüzlük varlığın, canlılığın dışavurumlarıdır. çünkü katılaşan hiçbir zaman kazanamaz."

    hani her filmin dikkat çeken bir müziği olur ya, bu filmde su sesi müzik gibi kullanılmış. orijinal dilinde izlenmeli. yoksa etkisi azalıyor.

    yönetmenin bu kadar az kadroyla ve böyle yavaş anlatımla böyle olağanüstü bir film çekmiş olması inanılmaz.
  6. uzun bir film olduğu için bazen ilgim dağılsa da beğenerek izlediğimi söyleyebilirim.

    !---- spoiler ----!

    olayların geçtiği zamandan yaklaşık yirmi yıl önce bir bölgeye göktaşı düştüğüne ve bu göktaşının orada bazı değişikliklere neden olduğuna inanılıyor ancak buna dair herhangi bir kanıt yok. göktaşı bulunamıyor, insanlar kaybolmaya başlıyor. meraklıları korkutmak için bölgeyi dikenli tellerle çeviriyorlar ve giriş askerler tarafından korunuyor. filmde doğrudan o bölgeye yönelmek yerine, öncesinde bölge hakkında konuşmalar yapılıyor. şehir efsanesi gibi anlatılanlarla izleyende merak uyandırılıyor. bölgede bir oda var ve bu odada edilen duaların mutlaka gerçekleşeceğine inanılıyor. o odaya ulaşmak oldukça zorlu bir iş. simurg hikâyesindeki gibi, insanlar bazen yolun yarısında dönüyorlar, bazen bölgeye girişte, bazen de bölgede ölüyorlar. odaya ulaşanlar gerçekten çaresiz ve zavallı olanlar… iyi ya da kötü olmak değil, tüm ümitlerini yitirmiş olmak asıl kural. bölgede insanlar kuralları belirleyen değil, belirlenen kurallara uymak durumunda olan kişiler.

    ve iz sürücü (stalker), bir yazar ve bir profesörle bölgeye gidiyor. yazarın ve profesörün farklı hikâyeleri, nedenleri, amaçları var. gerçeklik hakkındaki düşünceleri çok farklı olsa da aslında son kertede birbirlerine benzedikleri görülüyor.

    filme bir kurgu-bilim filmi demek pek doğru olmaz bence. diyaloglardaki ve monologlardaki felsefi arka planı gözden kaçırmamak gerekiyor. özellikle yazarın “adlandırma” konusundaki ifadeleri dikkat çekici. dil felsefesi üzerine çalışanlar için küçük bir referans oluşturabilir. iki önemli replik var bu konuda:

    “bir yeri kazarken gerçeği keşfedeceğim yerde, gerçeğin çok değiştiğini görürüm. epey kazdım, özür dilerim… en iyisi adlandırmamak.”

    “istediğim şeyi gerçekte istemediğimi nasıl bilebilirim ya da istemediğim şeyi gerçekte istediğimi nasıl bilebilirim? bunlar anlaşılması zor şeyler. onları adlandırdığımız an, anlamları kaybolur, erir, çözülür, güneşte kalan bir denizanası gibi.”

    kişilerin gerçek adlarını değil takma ad kullanmaları, çiçeklerin kokusunu yitirmesi, dünyanın renksizliğine karşıt olarak bölgenin renkliliği, bölgeden döndükten bir hafta sonra intihar eden öğretmenin hikâyesi, en uzun yolun en az riskli yol olması, aynı yoldan geri dönülememesi, iz sürücünün kızı monkey’in anlatıdaki rolü gibi ayrıntılar üzerinde de durmak gerekiyor.

    en beğendiğim monoloğu da yazayım:

    “izin ver, planlanan her şey gerçekleşsin. inanmalarına izin ver. çünkü, onların tutku dediği gerçekte duygusal bir enerji değil, ruhları ve dış dünya arasında bir sürtüşme. ve en önemlisi, kendilerine inanmalarına izin ver. izin ver, çocuklar gibi çaresiz olsunlar, çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç, hiçbir şey. insan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise katı ve duyarsızdır. bir ağaç büyürken hassas ve esnektir, ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. sertlik ve güç, ölümün refakatçisidirler. uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. çünkü katılaşan, hiçbir zaman kazanmaz.”

    !---- spoiler ----!
  7. tarkovsky'nin kanımca en iyi filmi olan şiirsel "ayna" (zerkalo - andrei tarkovsky) için seyirciye ısınma turu. nuri bilge'nin uzak'ında misafiri ekrandan uzaklaştırmak için diyalogsuz tren sekansı kullanılmıştır.

    200 kelimelik dağarcıkla günü/yaşamı tamamlamaktan farksız biçimde, sayısı belki yüzü bile bulmayan, popüler imgelere dönüş(türül)müş filmlerden biridir; bu nedenle içinde sıkışıp kalmak ve farklı sulara kulaç atmamak tehlikelidir.
  8. insanoğlunun binlerce yıllık serüvenini sembolize eden ve iç çatışmalarımızın en çarpıcı şekilde beyaz perdeye yansıtıldığı sanat eseri.

    spoiler olabilir;

    stalker (din/inanç), yazar (felsefe/sanat) ve bilim adamı (bilim/materyalizm) üçgeninde geçiyor hikayemiz. stalker'ın endişeli hali, yazarın rahatlığı ve kafa karışıklığı, bilim adamının kuralcılığı benimsedikleri sistem hakkında gayet net fikirler edinmemizi sağlıyor. mesafeler kat edildikçe yazarın cüretkarlığı artarken, stalker'ın endişesi artmaya başlıyor ve sorulan sorulardan rahatsız olmaya başlıyor. yani din otoritesini sürdürebilmek adına felsefe ve bilime reaksiyon gösteriyor, yolcuğun başındaki güven yerini yavaş yavaş öfkeye bırakıyor.

    yolculuğun sonunda ulaştıkları sonucun sahte bir cennet olduğunu anlayan felsefe varoluş sancılarına geri dönerken, bilim mantığa sığmayan bu olayı yıkmak için radikal yol çiziyor ancak vazgeçiriliyor.

    inanan ise kendi içinde ağır bir hesaplaşmayla baş başa kalıyor.

    spoiler sonu.

    en etkileyici sahnesi, stalker'ın zone'a kavuştup yere umarsızca uzandığı andı. bir inananın kutsalına kavuştuğundaki o iç huzur yüzümüze tokat gibi çarpıldı.

    kurduğumuz medeniyetin yaşadığı iç çatışmalar ancak bu kadar iyi aktarılabilirdi. son parantez olarak oyunculara açmak lazım sanırım. o kadar kirliliğin, çamurun ve kimyasalın içinde muhteşem bir iş çıkartmışlar. tarkovsky dahil üçlünün bu yüzden öldüğünü öğrenmek üzse de, emeklerinin boşa gitmediğini ve başyapıt olarak hakkının teslim edildiğini bilmek güzel.

    son olarak schopenhauer'le kapatalım;

    felsefe yüksek bir dağ yoludur... ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkça daha da ıssızlaşır. bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir... kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. ve yuvarlaklığını da görür. kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdaki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.

    https://www.youtube.com/watch?v=pp1qxkbhqr4
  9. !---- spoiler ----!

    spoiler

    !---- spoiler ----!
    filmde ki sesler ve mekan izleyeni gerilim altında bırakıyor. iz sürücü ye bir peygamber havası verilmiş mekanı kutsallaştırması kendini kutsallaştırması yolda ilerlerken yaptığı rituel hareketler yazar ve profesöre dikta etmeye çalıştığı tabular ve bölgeye geldiğinde kendinden geçmesi ve filmin sonunda okuduğu dizeler bir çeşit ilahi gibi.

    profesörün davranışları merakın peşinde olan bir adam profili çizilmiş somunun peşine gittiği bölüm mantık ve akılcilik vurgusu yapıyor aç ve yorgun inanç safsatası uğruna kendini heba etme derdi olmadığını buna karşılık iz sürücünün nefsine hakim ol ödülün büyük olacak uyarısı.

    yazar çaresiz ve hayatı umursamaz görüntüsü veren ama bir o kadar bir şeyler inanma ve bağlanma duygusu yüksek bir insan iz sürücü sayesinde günahlarından arınma ve sonsuz bir huzura kavuşma hevesinde içki sahnesi silah sahnesi ve son yakarış sahnesi bana bugün ki menzile gittim her şeyi bıraktım diyen adamları hatırlatıyor.

    diğer youser arkadaşların da belirttiği gibi filmde din, bilim, felsefe ve insanın acizliği üzerine konular irdelenmiş.

    (bkz: youreads 1. film haftası)
    (bkz: youreads film grubu)
  10. youreads film grubunda karşılastıgım ve hangi filmi izleyelim anketinde bizzat kendisine oyumu kullandığım fılm , arkadaslar fakat ben ozur dileyerek filmin abartildigini dusunuyorum nedenine gelince evet filmde cok kaliteli mesajlar tek cumlede bircok anlamlar belki gorunen karenin altinda da verilen mesajlar vardir ki ben hepsini anlamadigimi dusunuyorum cunku hem film beni sikti cok agir ilerliyordu hem de benim donanimimin tumunu anlyacak kapasitede olmadigi kanisindayim . genede yapim yilinda o zamanlar internetin kimsenin altinda olmadigi donemler icin cok bilgi barindirabilir ama benim donemim icin gereksiz yere bu kadar zamanimi aldigini dusunuyorum