1. siyasetin ötesini berisini bilmem bu adam bazı konuda hakkını nasıl savunmaz anlamıyorum...

    ssk'yı batırmış... mış...

    şu kadarını söyliyeyim, sosyal bir devlette sosyal güvenlik kurumu zaten kar değil zarar etmelidir. gerçi bu zararda kılıçdaroğlu'ndan çok o dönemin politikacılarının payı vardır ama... eğer kılıçdaroğlu kaynaklı olsa dahi bu zarar utanılacak, eleştirilecek bir durum değil övülecek gurur duyulacak bir zarardır. sosyal güvenlik kurumları şeker fabrikaları veya tekel gibi değildir. zarar demek emekliye çok para ödenmiş demektir, zarar demek daha çok çocuğa sağlık hizmeti götürülmüş demektir. zarar demek zengin işverenden alınan sosyal güvenlik primlerinin çok daha fazlasının ihtiyaç sahiplerine ödenmesi demektir. gariban emeklinin ikramiyesi ile ev alması demektir, kanser hastasının fark ücreti ödemeden ilacına sahip olması demektir... zarar demek bir ülkede ortalama ömür uzamış demektir. halkın sağlık hizmetlerini sağlayan kurumun da bu uzamada olan katkısı göz ardı edilemez... sgk zararı bu şekilde propaganda malzemesi yapılacak bir şey değildir...

    keşke devletin vatandaşa hizmet götürmekle mükellef olduğu eğitim, sağlık, ulaşım gibi hizmetleri kasayan tüm kurumlarımız zarar etse. bu kurumlara emperyalist vizyondan bakmamalıyız. bırakın insanlar yolsuzluk yapacaklarına, milyarlarca euro cukkalayacağına sosyal güvenlik kurumları zarar etsin. unutmayın o sosyal güvenlik kurumunun zararları neticesinde babalarımız, annelerimiz emekli ikramiyeleri ile başlarını sokabilecekleri yuvalarına sahip oldu... bugün ortalama bir emekli ikramiyesi ile araba dahi alamazsınız... sosyal güvenliğe sahip çıkmamız lazım... devlet harami değil robin hoood olmalıdır... böyle konularda zarar etse dahi asli vazifelerinden vazgeçmemeli, unutmayalım ki vergilerimiz esas olarak sosyal adaletin ve sosyal güvenliğin doğru bir şekilde sağlanıp oluşabilecek bu zararları sübvanse edilebilmesi için toplanmaktadır. bütün gelişmiş toplumlarda sosyal güvenlik zarar eder, zaten zarar etmelidir...

    bu bakış açısı, bir babanın evlatlarına ekonomik bir perspektif ile bakmasına benziyor... nasıl ki bir baba için evladının evlenip işini kurması için geçen sürede harcadığı çok büyük bir meblağ tutarındaki yeme içme sağlık eğitim gibi konulardaki maddi tutar, bir kar zarar hesabı ile yorumlanamazsa. nasıl ki bir baba evlatlarına harcadığı parayı bir kar zarar analizine dahil etmez ise devletin de yurttaşlarının daha müreffeh yarınlara kavuşması için düştüğü eksi bakiye zarar olarak görülmemeli, görülemez...

    sgk'yi zarar ettiren dönemin iktidar partisi anap'tır... konuda kılıçdaroğlu'nun sorumluluğu her ne kadar iktidar ile ideolojik farkları olsa da bu politikalarını sosyal bir devletin gereği olarak harfiyen uygulamasındandır... sgk'nın bu zararında emeği geçen herkese helal olsun... kim sebepse bu zarara allah ondan razı olsun... ödediğimiz vergilerin doğru bir şekilde harcandığı ender konulardandır bu...

    verileri doğru okuyabilsek, kandırılmasak ne kadar güzel olacak...
  2. sgk'nin zarar etmesi olumlu bir durum değildir.

    sgk topladigi primleri dogru degerlendirip, üyelerine maksimum faydayi saglayacak sekilde geri odemelidir.

    esas konumuz kılıçdaroğlu ssk'yi batirmasi ise tamamen bir iftira olup, sehir efsanesi seklinde cahil bunyelerin ağzında sakız olmuş bir aforizmadir.

    eger illa ssk'yi zarar ettiren bir sorumlu araniyorsa dogru adres donemin hükümetidir.

    ssk sgk vs. batmaz; bunlar fabrika degildir. kar zarar hesabi yapmaz. ancak boş beyinlere bunu anlatmak zordur. onlar agizlarindaki sakizi cignemeye devam ederler.
  3. şehir efsanesi oldu artık .
    elinde yetki var git aç eski defterleri varsa bi usulsüzlük hesap sor. yıllardır bu adam batırdı diye etrafda çığırıp durdu ama somut bi adım kesinlikle atılmadı.
    jedi7