1. bende de var bir rahatsızlık ama neden daha önce okumadım diye. gençler vaktiyle okumuşken, kendimi geç kalmış gibi hissettiğim konuların başında geliyor.. daha çok okumak ve araştırmak istiyorum o zamanda.
  2. insanın ilgi dönemleri oluyor kitaplarda haliyle uzun zamandır okumadığım dünya edebiyatından eserleri şimdi elime alıyorum hiçde sıkıntıya girmiyorum bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp deyişiyle konuyu kapatmak istiyorum.
  3. şeker portakalını üniversitede okudum, rahatsız falan olmam. çok popüler olmuş bir kitabı ya da filmi okumayı / izlemeyi ise erteliyorum gündemden düşene kadar. amelie filmini yıllar sonra izledim, kürk mantolu madonna'yı iyiki çok önceden okumuşum.
    mesut
  4. e-kitap okuyucunun çözdüğü bir başka sorun.
    abi
  5. evrensel şeyleri konu edinen kitaplarsa -ki klasiklerin çoğu bu gruba girer- mevzubahis mahsuru olmayan bir durumdur. her yaşta okunabilir. fakat burada galiba okunması için belli bir yaş grubu isteyen ya da döneminde okuyunca anlamlı gelebilecek kitaplardan bahsediliyor. bu bağlamda görüşe sonuna kadar katılıyorum. misal "kinyas ve kayra" minvalinde bir kitabı ilk gençlik yıllarınızda elinize almadıysanız başka bir yaş diliminde okumanız çok da anlam ifade etmeyecektir.
  6. türkiye de okuma yazma oranı çok düşük olduğu için sıkıntı yapmayın. halkımızın ortamalası; 10 yılda bir kitapmış. dünya klasiklerini okumayan, hatta okulda sonra hiç kitap okumayan milyonların olduğu nezih ülkemizde, kitap okumak marjinallik.
  7. kitap okuma eylemini bir tür showa dönüştürenlerin önermesi. sen mis mis kitabını oku sana ne başkasından anlayamıyorum, neyin kaygısı neyin rahatsızlığı. kitap sana özgürlük veren yegane alanlardan biri, sen bunu bile elalemin yargılayacağı korkusu ile indirgiyorsun, alanını daraltıyorsun.
  8. yabancı klasik kitapları okurken özellikle çeviri kısmında yaşanabilecek sorundur, onun haricindeki kaygılar elitisizm tribidir.

    kitabı özümsemiş, edebiyata ve dile hakim bir çevirmeni takip etmek önemlidir. (örneğin; dostoyevski çevirileri için ergin altay gibi)
    ozee
  9. hayatında sabahattin ali okumamış bir insan olarak şaşırdığım rahatsızlık. istediğim kitabı istediğim zaman okumuşumdur hep. bazen denk geliyor, doğru anda kitap sizi buluyor, okuyorsunuz. bazen senelerce ne harika kitap olduğunu bilip okumuyorsunuz. 16-17 yaşımda elime suç ve ceza'yı aldım, 3 sayfada falan bıraktım. şimdi okumam bence daha uygun o kitabı. o zamanlar çünkü genelde tolkien okuyordum, dragonlance serisini okuyordum, ergensin, farklı şeyler arıyorsun. büyük hayat dersleri falan almak istemiyorsun okuduğun kitaplardan, sadece zevk almak istiyorsun. bir klasikler fetişi var sürekli, anlamakta zorluk çekiyorum ve buradan siz fularlılara gıcıklığına şunu söylemek istiyorum: hiç tolstoy ve dostoevsky okumadım. hah!
  10. çevirisinin kötü olmasından kaynaklanan rahatsızlıktır.

    çeviri sevgili gibidir; güzel olanı sadık, sadık olanı güzel olmaz..