• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
konstantiniyye oteli - zülfü livaneli
“bu andan sonra dünya gitgide uzaklaşıyor, uzaklaşıyor, tam yok olmaya yüz tutmuşken, zehra bir ses duymaya başlıyor. sağ yanağını ısıtan mermerin altından gelen, yumuşak, tekdüze, inlemeyle yakınma arası ama ne dediği anlaşılmayan, boğuk bir ses bu. elbette boğuk olacak, çünkü çok derinlerden geliyor gibi. zehra bir süre sonra bu sesin sandığı gibi konuşmadığını, mırıldanmadığını, inlemediğini, ancak daha önce hiç duymadığı garip, gizemli, tuhaf bir ezgiyle şarkı söylediğini anlıyor. uzun seslerle söylenen, mistik, yakınma dolu, neşeden uzak, içinde ilahi bir şeyler barındıran ama bir yandan da yerde, bilincinin büyük bölümü uykuya dalmış zehra’nın tüylerini diken diken etmeye yetecek kadar tuhaf bir ezgi bu; sesin sahibi bir erkek. şarkının hangi dilde söylendiğini anlayamıyor zehra; türkçe değil; ingilizceye ya da kulak aşinalığı olan başka bir dile de benzemiyor.” kitaptan
  1. bir zulfu livaneli eseri. livaneli' nin onceki kitaplarindaki sogukluga sahip degil, daha bizden, daha turk. klasik bir livaneli kitabi gibi 'ceviri' kokmuyor. ben de tabii daha bir begendim, severek okudum. guncel gondermeler barindirmasi da daha bir hos olmus.
  2. livaneli ideolojiden güç alan birisi. yazdığı romanlar vasat. bu da o vasat romanlardan birisi. kendisine şunu sormak lazım. niye kitap yazıyorsunuz ki?
  3. okuduğum en güzel kitaplardan birisidir. livaneli'nin kurguları, olayları birbirine bağlama yeteneği, dili bence güzelin de ötesindedir.

    kitap insanı içine alır, sürükler, çok eski tarihlere götürür, bugüne geri getirir siz anca "vay anasını" diyebilirsiniz.

    bu adamı her okuduğumda içimde kitap yazamayacağıma dair bir his oluşuyor. bu düzeyde bir roman ölsem de yazamam gibi hissediyorum.
    duyk
  4. okuduğum ilk ve muhtemelen tek livaneli kitabı. sıkıcı bir kitap mı derseniz değil fakat tavsiye de etmem. özellikle benim gibi dış dünyadan soyutlanıp, yazarın yarattığı bir dünyada kendinizi kaybetmek için kitap okuyorsanız hiç tavsiye etmem.

    haberleri takip etmek için gazete, siyasi fikirleri okuyup kendimi geliştirmek için bol bol köşe yazısı okurum. ama bunları birbirine karıştıran insanlardan hiç hoşlanmam. ben siyasi içerik okumak istesem roman okumam değil mi sayın livaleni. ama siz ne yapmışsınız, siyasi ideolojilerinizi bir kitabın içine kusup okuyucuyu etkilemek istemişsiniz. bana göre bu roman türüne bir ayıptır. roman gerçek olaylara dayanamaz demiyorum ama roman bir siyasi mualefet organı olmamalıdır. en azından tek amacı bu olmamalıdır.

    kurgusuyla vasat, yazılış amacıyla çirkin bir kitap.
  5. zülfü livaneli'nin ne yazacağına, ne yapacağına tam karar veremeyip, ortaya karışık herkesin hayatından bir şeyler katmaya çalıştığı, edebi kaygılardan ziyade tiraj kaygılarıyla yazılmış ve yurdum insanının genel zevksizliği ve livaneli adının kemik alıcısı sayesinde bu amacına ulaşmış, sabun köpüğü romanıdır.
    beyaz türkler, plaza insanları, oligark ruslar, şeyh & mürid ilişkisi, gezi parkı protestoları, alevi & sünni çatışması, tinerciler, sahtekar yandaş gazeticeler, özenti entellektüeller, yozlaşmış hukuk sistemi, arabesk kültür, din sömürüsü, islami iktidar ve biraz da ortaokul 2. sınıf seviyesinde tarih bilgisinin aynı romanda konu olabilmesi yazarın mesaj kaygılı roman denemesinin en somut kanıtıdır.
    okuyunuz, verdiğiniz paraya lanet ediniz ve unutunuz efendim.
  6. diğer okuduğum livaneli kitapları gibi hevesle aldığım kitap ancak diğer kitaplarında ki gibi akıcılığı bulamadım ve bir yere kadar okudum.
  7. livaneli'nin modern türk toplumu eleştirisi.
  8. bir kez elden bırakınca geri dönmenin zor olduğu kitaplardan sanırım.
    aslında çok dönme isteği de yoktu içimde. yaklaşık 100 sayfanın sonunda artık okuyayım da bitsin diye düşünerek okumaya devam etmiştim çünkü.


    lüks bir davete katılanların "dedikodusundan" ibaret şu ana kadar okuduğum sayfalar. ilerde hepsi nereye nasıl bağlanır bilmiyorum. açıkçası merak da etmiyorum.
    hiç böyle olacağını düşünmezdim ama çok sıkıcı buldum.

    *
  9. serenad kitabında da vardı bu kitabında da aynı şeyi yapmış: doğaüstü olaylara yer vermiş, kitap bu şekilde ne tam anlamıyla fantastik olmuş ne de o bildiğimiz zülfü romanlarından biri olmuş, arafta kalmış.
  10. livaneli'nin okuduğum ilk kitabı. kafası karışık toy bir yazarın elinden çıkmış gibi. ülkenin her kesiminden insanlar gösterilmeye çalışılsa da bence sıradan insanların hayatı atlanmış. tavsiye eder miyim bilmiyorum ama yine de küçük hoşluklar vardı diyebilirim.