1. kafka'nın yine nietzsche ile birleştirince tastamam oturan tasvirleri olan hikayesi. bir diğeri bir köy hekimi'dir. neyse biz bu kısa hikayeyi irdeleyelim;

    ' katı ve soğuktum, bir köprüydüm, bir uçurum üzerinde uzanmış yatıyordum. bir yakaya ayakuçlarım, öbür yakaya ellerim gömülmüştü; çatlayıp dökülen balçık toprağa sımsıkı geçirmiştim dişlerimi. giysimin etekleri iki yanımda uçuşuyor, derinlerde o buz gibi suyuyla alabalıklı dere gürül gürül akıyordu.

    hiçbir turist yolunu şaşırıp da bu geçit vermez yücelere uğramıyordu, henüz haritalara geçirilmemişti köprü. böylece uçurum üzerinde uzanmış yatıyor, bekliyordum; çaresiz bekliyordum. bir köprü bir kez kurulmaya görsün, yıkılıp çökmedikçe kurtulamaz köprülükten. bir gün akşama doğruydu -birinci akşam mı, bininci akşam mı, bilmiyorum- düşüncelerim aralıksız bir karmaşa içinde yüzüyor, boyuna çemberler çiziyordu. yazın bir akşamüzeri -her zamankinden daha boğuk çağıldıyordu dere- ansızın bir insanın ayak seslerini işittim.

    bana doğru, bana doğru! uzan, gerin köprü, çekidüzen ver kendine, korkuluksuz ahşap köprü; sana kendini emanet edeni elinden tut, adımlarındaki güvensizliği sezdirmeden yok et ve baktın sendeliyor, göster kim olduğunu, bir dağ tanrısı gibi fırlatıp onu kayaya at!

    adam gelip bastonunun demir ucuyla şöyle bir yokladı beni, sonra yine bastonunun ucuyla giysimin eteklerini kaldırıp üzerimde düzeltti. bastonunun ucunu çalı gibi saçlarıma daldırdı ve belki yabancı bakışlarını çevresinde gezdirip uzun süre öylece tuttu. ama derken -o anda dere tepe adamın peşinden seğirtiyordum düşümde- her iki ayağıyla sıçradığı gibi karnımın orta yerine gelip dikildi.

    müthiş bir acıyla korkudan donakaldım; kim olduğundan şuncacık haberim yoktu.

    bir çocuk mu?
    bir düş mü?
    bir eşkiya mı?
    canına kıymak isteyen biri mi?
    bir baştan çıkarıcı mı?
    bir yok edici mi?

    ve onu görmek için arkama döndüm. köprü arkasına dönüyor!

    henüz dönmem sona ermemişti ki; birden çökmeye başladım, çöktüm ve çok geçmeden paramparça oldum, doludizgin akan sularda şimdiye dek beni hep sessiz sakin süzüp durmuş çakılların şişlerine geçirildim. ''

    şimdi, köprü metaforu alenen nietzsche'nin zerdüştünde bolca kullandığı insan ile üstinsan arasındalığının betiminden çekilmiştir kafkaca.

    ' insanı büyük yapan onun bir amaç değil, bir köprü olmasıdır: insanın sevilebilecek yanı bir
    öteye geçiş ve bir batış olmasıdır. ' böyle buyurdu zerdüşt

    hikayede geçen ' bir köprü bir kez kurulmaya görsün, yıkılıp çökmedikçe kurtulamaz köprülükten. ' sözü de bunu iyiden iyiye destekler.

    ' düşüncelerim aralıksız bir karmaşa içinde yüzüyor, boyuna çemberler çiziyordu.'

    bu çemberler bengidönüş imlemesinden başka bir şey değildir.

    ' her saniyede yeniden başlar varlık; her burada’nın etrafında döner orada’nın küresi.
    orta her yerdedir. eğridir bengiliğin yolu. ' böyle buyurdu zerdüşt

    'ansızın bir insanın ayak seslerini işittim.'

    bu işitilen üstinsandır. gelmiştir sana ve bütün çığırtkanlığıyla çağırmaktadır. sen de onu en derin arzularınla istemektesindir. o senin bütün tereddütlerini tarumar edip gelmen için salık verir. ve sen bunu yapmaya meylettiğinde senin tam ortana düşüp üstinsan, onu tanıyıp el vereceğin zaman seni sendeletir.

    ' köprü arkasına dönüyor! '

    ' henüz dönmem sona ermemişti ki; birden çökmeye başladım, çöktüm ve çok geçmeden paramparça oldum, doludizgin akan sularda şimdiye dek beni hep sessiz sakin süzüp durmuş çakılların şişlerine geçirildim. ''

    ve henüz hazır değilsindir, seni üstinsanlığa yükseltecek bir yüce çöküş özneliğine. fakat böylesi hasta bir çağda yapman gereken en iyi şeyi yapmışsındır yine de;


    ' severim mahvolmak ve kurban olmak için önce yıldızların ötesinde bir neden aramayanları:
    yeryüzü gelecekte üstinsana ait olsun diye kendilerini yeryüzüne kurban edenleri.
    severim idrak etmek için yaşayanı ve gelecekte üstinsan yaşasın diye idrak etmek isteyeni.
    böylece kendi batışını ister o.
    severim üstinsanın evini inşa etmek ve toprağı,hayvanları ve bitkileri onun geleceği güne hazırlamak için çalışanı ve keşfedeni.
    böylecekendi batışını ister o.
    severim kendi erdemini seveni: çünkü erdem yok olma istemi ve bir özlem okudur.
    severim kendisi için bir nebze tin bile alıkoymak istemeyip, tamamen kendi erdeminin tini olmak isteyeni; böylece köprüden tin olarak geçer o.
    severim kendi erdeminden kendi tutkusunu ve kendi kara talihini yaratanı:
    böylece ancak erdemi uğruna yaşamak ister o ve artık yaşamak istemez. '

    böyle buyurdu zerdüşt

    şurada da pek başarılı olmasa da hikayenin kısa film hali yunan bir yönetmence çekilmiş.