• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.60)
krotki film o milosci - krzysztof kieslowski
tomek, postanede çalışan genç bir memurdur. kendi halinde ve son derece sıradan görünen yaşamının görünmeyen yüzünde, aslında derin, takıntılı bir ruh halini büyütmektedir.

tam karşı binasında yaşayan magda'ya karşı obsesif bir tutkuyla karışık bir aşk besleyen tomek, sürekli olarak magda'nın evini teleskopla izlemekte ve onunla ilgili olan herşeyi takip etmektedir. en sonunda bir gün magda'ya duygularını itiraf eder, fakat ondan aldığı cevap tomek'in bütün varlığını altüst edecektir. acaba cinsel tutkuları, aşk sanarak bir yanılgı içerisinde miyiz, yoksa seksten daha güçlü ve bağımsız olan bir aşk duygusu gerçekten var mı?
  1. kieslowski'nin başyapıtların birisi. dekolagların içinden seçilip uzatılan iki filmden biri, diğeri ise krotki film o zabijaniu.
  2. dekalog serisinin 6. sının uzatılmış versiyonu…

    dekalog szesc (bölüm 6) "zina etmeyeceksin."

    yalnız bu film dekalog 6 dan farklı bir sonla bitmektedir. ayrıca filmdeki bazı önemli sahneler dekalog 6 da yeralmamaktadır.

    filmdeki final sahnesi kieslowski’nin bez konca filminde de oynayan grazyna szapolowska’nın önerisi ile gündeme gelmiş, unutulmaz final gerçekleşmiştir…

    aşka bambaşka bir bakışla en iyi aşk filmleri sıralamasında ilk sıralarda yerini almıştır.

    !---- spoiler ----!

    tomek karakterinin çocuksu masumiyeti, cesareti, alınganlığı, saplantılı tutkusu, aşkla çarpan yüreği ve aşkı için yaptıkları oldukça samimi bir dille anlatılırken yaşadıklarından sonra artık saf aşkın olmadığına, aşkın cinselliğin bir kılıfı olduğuna inanan bir kadının magda’nın düşkırıklıkları öyküsü…

    ve bu öykü tomek karakterinde masumiyetin rengi beyaz ve mavi ile magda karakterinde şehvetin rengi kırmızı tonlarıyla ve yine zbigniew preisner’in müziğiyle doruğa çıkmış…

    aşk, cinsellik, saplantı, tutku kavramlarının net sınırlarının çizilemeyeceğini, duruma göre birbirlerinin yerine geçebileceğini, karışmaya, karıştırılmaya müsait olduğunu kieslowski’nin yumuşak tokadıyla hissettiriyor…

    ayrıca sınırlı oyuncu kadrosu, kısıtlı mekanları, az diyalogları ve uzun planlarıyla bir tutumluluk şaheseri…

    bu filmde kieslowski’nin sık kullandığı motifler: süt, eller, dürbün

    bana işte sinema bu dedirten sahneler:
    magda’nın, tomek ile bir kafede dondurma yemeği kabul etmesinin ardından tomek’in koşarak apartmanın terasına çıkıp iki buz parçasını kulaklarına bastırması…

    tomek'in kafede otururlarken, magda'nın elini okşamadan önce kendi elini gömleğine silip dokunması…

    tomek'in magda’ya aşık olduğunu itiraf ettiği magda'nın evinin önündeki sahnedeki konuşma tomek'in aşkını özetliyor. tomek bu esnada camdan dışarı bakar ve yüzünü magda'ya çevirmeden konuşur.

    magda: bana aşıksın demek?
    tomek: evet
    magda: e peki ne istiyorsun?
    tomek: hiçbir şey
    magda: beni öpmek mi istiyorsun?
    tomek: hayır
    magda: benimle yatmak mı istiyorsun?
    tomek: hayır
    magda: peki ne istiyorsun onu söyle?
    tomek: hiçbir şey.

    "-ben iyi biri değilim."
    "-mühim değil. ben seni seviyorum."
    !---- spoiler ----!