• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
küresel çarkın dışında kalanlar - 'tüketim toplumundaki yeni fakirlik' - kathrin hartmann
piyasa ekonomisinin buz gibi mantığı, insanı insan yapan tüm değerleri öldürmüyor mu?
ruhu, fanteziyi, özlemi, rüyaları, iç huzuru, hüznü, adalet duygusunu, şefkati…

"rekabet"i hayatın her alanına taşıyan "'serbest piyasa'nın dayattığı öncelikler":
1. birlikteliğimizi zehirledi,
2. herkesi birbirinin korkak rakibine dönüştürdü,
3. ve herkesi birbirine karşı savaşa tutuşturdu.

"korku" ve "çaresizlik" bir toplumun temelini oluşturamaz, bunlar bireyin gelişmesini engeller ve "dayanışma", "empati" ve "güven" duygularını yok eder.

avrupa'da ve dünyanın başka yerlerinde:
işsizlerden ve emeklilerden,
yetersiz ücretli ya da geçici işlerde çalışma döngüsüne kapılmış milyonlara;
her gün giderek daha fazla insan ülkelerinin zenginliklerinden dışlanıyor.

eskiden, bu insanlar toplumda kendilerine belli bir destek, bir dayanışma bulacaklarını varsayabilir, duruşlarını ve karşı çıkışlarını ona göre belirleyebilirlerdi;
ama artık o günler geçti…

"eğer bazı insanlar hızla değişen ekonominin hızına erişemiyorlarsa; bu artık onların sorunudur!" cümlesi herbirimizin ruhlarını çürüten bir zehirdir!

bu insanlar, otomatik olarak:
eğitimsizlikle,
sosyal beceri yoksunluğuyla,
ve çalışmaya gönlünün olmamasıyla suçlanır!

ne var ki; yoksulluk çoktan beri toplumun merkezine erişmiş bulunuyor!

gazeteci kathrin hartmann; günümüz "tüketim toplumu" ve "zenginle yoksul arasında büyüyen uçurum" üzerine çeşitli anlatımlar ve analizler sunuyor.

bir yanda: bakımlı, dışarıya kapalı korunaklı evlerde ve kulüplerde yaşayan zengin bir azınlık;
öte yanda: yardımlarla, boğaz tokluğuna çalışarak ayakta durmaya çabalayan ve sayıları her gün katlanarak artan işe yaramazlar ordusu!

günümüzde örnekleri giderek artan böyle bir toplumda zenginle yoksulun gerçekten karşılaşma ihtimali nedir?

toplumdaki dayanışma ağlarını parçalayan kapitalizm nasıl bir gelecek vaat ediyor?

işte bu kitabın yanıtını aradığı sorulardan sadece birkaçı...
  1. "insan" isimli varlığın "rekabet" kelimesine yüklediği anlam; belki de diğer bütün varlıklardan farklı.

    almanya'daki evsizlerin, işsizlerin, "zorla 'dışarıda' yaşamaya itilenlerin" hikayeleri üzerine kurulan kitap; bu ölümcül kanserin sadece almanya veya "batı" merkezli olmadığını, artık dünya genelinde yaşandığını yüzümüze çarpıyor.

    abd'de bir "ford" fabrikasındaki işçi ile,
    italya'da bir "fiat" fabrikasındaki işçi ile,
    türkiye'de bir "vestel" fabrikasındaki işçi ile,
    veya bangladeş'de "grameen bank" ile yaratılan illüzyon ile;

    kapitalist sistemin çarkında bir toz zerresi olabilmek için,
    kendilerini "çöp!" statüsüne sokmaya mecbur bırakılan insanların öykülerini okuyacaksınız.

    "rekabet" kelimesine daha önce neler atfediyordunuz?
    bu kitabı okurken "rekabet" kelimesi hakkındaki görüşleriniz ne yönde değişmeye başladı?
    sorularını sürekli düşünmelisiniz.
  2. zenginin fakire tahakkümü sadece emek üzerinden olmadığını okuyabiliriz. tüketim toplumundaki yeni fakirlik diyoruz ama üretimden kaynaklanan yeni fakirlik. sistemin parçası olmak, yalnız kalmamak için. kendini kendi yapan emeğini unutmuş durumdadır. fakirliği teknolojiyi kullanırken bile görünür haldedir. üretim demek satılabilir nesne değidir artık. onların emeklerini sömürmek yetmiyor; artık onların bedenlerinin yerine geçmektir. sadece bir nesneye olan ihtiyac değildir. üretim; herkesin sosyal içerik paylaşması oldu. tüketen ise üretenin takip edildiği çoğul sayısıdır. üreten ile tüketen yer değiştirmiştir. üretim araçları deneyimlenenin paylaşılmasıdır artık. ünlü olan tüketen olmuştur; bir milyon takipçi sayısına sahip olan tüketici.