• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.06)
hotaru no haka - isao takahata
insanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olan ii. dünya savaşı'nın yıkıma uğrattığı hayatları iki küçük kardeş üzerinden anlatan animasyon türündeki film dönemin japonya'sında geçiyor. annelerini savaşa kurban veren seita ve setsuka babalarının da savaşta olması nedeniyle yakın bir akrabalarına gönderilirler. burada tutunamayan bu iki küçük çocuk evden kaçarak, kendilerini savaşın izlerinin anbean körüklendiği sokaklara atarlar. ancak bu yolculuk bildiğimiz türden yolculukların aksine, kan kokulu sokaklarda verilen bir yaşam savaşına dönüşecektir.
akiyuki nosaka’nın yarı biyografik romanından uyarlanan film, savaş üzerine yapılmış filmler arasında en dokunaklı ve en gerçekçi üsluba sahip olanlardan biridir. (kaynak: http://www.beyazperde.com/filmler/film-10251/)
  1. film izlerken bolca ağlayan bir insan olarak "ben ağlamam arkadaş" diyenlere önerdiğim. "animasyon ile mi ağlayacağım" cevabına karşın ısrar ettiğim akabinde sabaha karşı "kalbimde sanki tonlarca ağırlık var, neden izlettirdin" sitemlerine maruz kaldığım, fazla güzel, fazla hüzünlü bir öykü.

    çok sevdim ama asla ikinciye izlemeye cesaret edemedim.
  2. insanı paramparça eden film. ikinci kez izleyene rastlanmamıştır.
  3. iki filmi bir daha izlememeye yemin etmişliğim vardır. nedeni kötü olmaları değil elbette, ruhumu fazlaca kanatmaları ve kalbimi sıkıştırmaları tabiri caizse. zaten çocukların başrollerde olduğu ve bir şekilde yıpratıldıkları, hırpalandıkları eserler-film, anime, kitap hiç fark etmez- benim için sindirmesi en zor olanları, yeşil yol*'daki siyahi karakter john coffey'e dönüşüyorum resmen. bahsettiğim bu iki filmden biri de hotaru no haka'dır; ateşböceklerinin mezarı. savaşın acımasızlığını, çocukları merkeze koyarak anlatır, izlerken insanlığınızdan utanırsınız, insanlığın kanlı tarihinden. yine de izleyin derim, gözlerimizi kapadığımızda gerçekler yok olmuyor ne de olsa.
    bahsettiğim ikinci film için;
    (bkz: dare mo shiranai)
    (bkz: hirokazu koreeda)
  4. filmin uyarlandığı romanın yazarı akiyuki nosaka 85 yaşındayken bugün vefat etmiştir.
  5. ikinci dünya savaşını öyle anlatır ki ben hiç böyle düşünmemiştim derken bulursunuz kendinizi. fakat filmin tek teması savaşın içinde kaybolan hayatlar ya da gençlik değildir. aynı zamanda insanlığını kaybedenleri görürsünüz. insanların birbirlerine nasıl yüz çevirdiğini görürsünüz. zaten asıl rahatsız edici tarafı da budur filmin. bir savaş halinde herkesin ne kadar bencil ve vurdum duymaz tavırlar takınabildiğini, insanlıklarını nasıl kaybettiklerini izlersiniz sahne sahne. bir abinin kardeşi için yapabilecekleriyle de yüzleşirsiniz. öyle çok açıdan sizi zorlar ki film sonunda boğazınızda bir yumrukla kapatır, uzunca bir süre bir şey yapmadan öyle ekrana bakarsınız. olağan üstü durumlarda insanların da olağan dışı davranışlarını harika bir şekilde anlatan bir baş-yapıt eserdir.
  6. geçmişte japon filmleri festivalinde de gösterilmiş bir studio ghibli şaheseri. konusu, çizimleri, replikleri, müzikleri ile pek çok şeyin "en" tepesinde bir animasyondur. hani çeşitli listeler vardır ya; görmeden, gitmeden, yemeden ölmeyin filan diyen. işte bu da izlemeden ölmeyin asla diyebileceğimiz işitsel, görsel ve duygusal bir şölen...
  7. izledigim en guzel animasyon filmlerinden biri. ayni yonetmenin kaguya hime'si de bir o kadar harika.
  8. savaşın vehametini ve insanların savaş sırasındaki bencilliğini iki kardeş üzerinden anlatan 1988 yapımı anime. bizdeki muadili canım kardeşim filmi olabilir, ancak hotaru no haka çok daha sert bir dramı işlemiştir. spoiler vermek istemiyorum ama insanın içini karartan, hayattan soğutan sahneleri vardır.

    ben bu filmi bir gün akşan öylesine film izleyeyim derken buldum. elimde ghibli arşivi vardı, sürelerinden kısa olan bir tek bu vardı. (çoğu film 120-130 dakika civarıyken bu film 90 dakika civarıydı.) konusunu da bilmeden izledim.

    normalde günlük planımda filmden sonra yapmam gereken pek çok şey vardı ama film bittiğinde dayanamadım, bütün enerjim bitmişti. bugün artık bir şey yapamam diyip yattım erkenden. yeni güne başlamadan hayatıma devam edemezdim.

    sonuç olarak bu filmi izleyin, anime yea n'olcak demeyin. özellikle de böyle diyenlere izletin.
  9. en son ne zaman herhangi bir yapımdan etkilendin diye sorarsanız eğer bana size vereceğim cevap şu olur: "en son diye bir şey yok ilk ve tek var o da hotaru no haka.


    !---- spoiler ----!

    niye ağladığımdan hala emin değilim bu filmde. normalde insanların acı çekmesinden zevk alırım ama günahsız çocuklar!?.... belki benim de bir kız kardeşimin olmasından ve onu çok sevmemden dolayıdır.............................

    çocuk be amk çocuk çocuk. tek istediği oyun amk. kimseye zararı olmayan, senin(yetişkinin) çıkarına ters düşecek bir yönü olmayan bir etkinlik tek istediği be adam. senden ne paranı istiyor ne canını ne malını az biraz aşla karnı doysun başka bi şey istemez. çok mu ağır bir istek yahu. paranız da batsın, savaşınız da, toplumunuz da batsın sorumluluğunuz da. bir çocuğu ekmek derdine düşürecek kadar alçaldın be insanoğlu.......

    işin en ironik tarafı da o çocuklar da bir gün yetişkin olmak zorunda kalacak :'d... bir insanı çocukluktan yetişkin olmaya iten ilk şey neydi acaba?
    !---- spoiler ----!

    evet erkeğim ben ya ağlamıyorum.

    (bu arada jagten'i izlemedim izlemeyi de yakın zamanda düşünmüyorum gelmeyin böyle şeylerle ufak umutlarımı birer birer parçalamayın şimdiden uyarmış olayım.)
  10. boğazda düğüm, bünyede hançer bırakan cinsten bir film. çok kolay gözyaşı dökemediğim için o düğüme de engel olamadım. bir defa daha izlemek isteyip, izlemeye cesaret edemeyeceğim filmdir bu şaheser. duygu durum anlatmak için gerçek oyunculuklara ihtiyaç olup olmadığını sorgulatır, insanın yeri geldiğinde, oyuncaklarla, fotoğraflarla da bağ kurulabildiğini gösterir, öyle değişik bir şey.