1. din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. atatürk'ün bir ilkesidir.
  2. ilk anlamı dini olmayan şeyler demektir. hemen hemen sekülerizm ile aynı anlama düşer. zaman içinde laiklik anlam daralmasına uğrayıp din ve devlet işlerinin ayrılığı manasında kullanılmıştır.
  3. devletin hiçbir işinde dini esas almamasıdır. yaşadığınız yerde "müslüman kardeşimizin sgk primi bu ay devletimizden, şu pis hristiyandan da iki katı muayene ücreti alın" gibi durumlar yoksa gayet laik bir yerde yaşıyorsunuz demektir.

    ha tabi bir aralar malesef laiklik kamuya açık alanda namaz kılamazsın başını örtemezsin demekti. ne yapayım ya öyle laikliği?

    not: ak parti karşıtı
  4. dindarlık ile dinsizlikten ziyade egemenliğin kaynağına ilişkin bir meseledir. tanrı adına yönettiğini söyleyenlerin saltanatına karşı halkın iktidar talebidir. laiklik olmadan demokrasi olmaz.
    mutlu
  5. cumhuriyetin ilk yıllarında üzerinde en çok durulan ve toplum tarafından benimsenmesi istenilen ilke milliyetçilik ilkesiydi. diğer ilkeler kendi başlarına anlam sahibi olmalarına rağmen milliyetçiliğin benimsenmesi için araç olarak da görülebilir. fransız ihtilalinin üzerinden bir asır geçmiş olmasına rağmen milliyetçilik o dönemde (hatta şuan dahil) yükselişe devam etmekte ve devletlerin varlığını sürdürebilmesi için zaruri olarak görülmekteydi. yeni kurulan türkiye cumhuriyeti ise; "doğal olarak" çok uluslu olan, ulemanın halk üzerinde ve dolayısıyla devlet yönetiminde etkili olduğu imparatorluk toprakları üzerine kurulmaktaydı. içinde barındırdığı etnik grupları tek bir potada buluşturabilmek ve ümmetten ziyade millet olma bilincinin halka kazandırılması ihtiyaç olarak görülmekteydi. işte milliyetçilik burada devreye girdi. milliyetçiliğin en büyük destekçisi ise laiklikti. dinin devlet işlerinde ve toplum düzeni üzerinde ki etkisinin kırılması, yeni kurulan bir devlete karşı, din elden gidiyor kisvesi altında çıkarılabilecek isyanlar önlenmeye çalışılıyordu. dini inancı ne olursa olsun veya inandığı dini nasıl yaşarsa yaşasın asıl olanın milli amaçlar etrafında toplanmak olduğu halka benimsetilmek istendi.
    laikliğe bu açıdan bakılacak olursa; cumhuriyetin ilanından yaklaşık bir asır geçmesine rağmen neden hala bu kadar çok konuşulduğu, şu an ki iktidarın neden bu kadar eleştirdiği daha iyi anlaşılabilir.
  6. (bkz: ergun özbudun) 'un ikiye ayırarak incelediği ilke. laik devlet ilkesinin gereklerini ikiye ayırıyor: din hürriyeti ve din-devlet işlerinin ayrılığı.
    din hürriyeti de inanç hürriyeti ve ibadet hürriyeti olarak ayrılıyor.
    din-devlet işlerinin ayrılığını ise beşe ayırarak inceliyor: devletin resmi dininin olmaması, devletin bütün dinler karşısında tarafsız olması, devletin bütün din mensuplarına eşit davranması, din kurumları ile devlet kurumlarının birbirinden ayrılması, hukuk kurallarının din kurallarına uymak zorunda olmaması.
  7. laiklik genel olarak devletin vatandaşlarının mensup olduğu tüm dinlere eşit mesafede olmasını ve devlet yönetiminde dini unsurların referans alınmamasını içeren sistem olarak nitelendirilmektedir.

    ülkemizde 1950 sonrası din bir ideoloji olarak sınıflandırılmış ve dini değerler üzerinden siyaset yapmak toplumda kabul görmüştür. dinin ideoloji olarak topluma benimsetilmesinde laikliğin din düşmanlığı olarak adlandırılması ve din elden gidiyor söylemi etkili olmuş, karşı cephe ise şeriat geliyor söylemiyle laikliği daha da katı hale getirmiştir. sözlük anlamıyla laiklik deforme edilmiş ve ne savunulan ne de karşı çıkılan haliyle uzaktan yakından alakası kalmamıştır.

    geçmişte başörtüsüne ilişkin yasaklamalar ve eğitim hakkının engellenmesi gibi durumların varlığı şekil değiştirmiş laikliğin ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermiştir. ancak bugün de batı yakasında değişen bir şey yok maalesef. toplumun mensubu olduğu hakim din devlet yönetiminin resmi dili olmuş durumda. ölen insanlar sünni-alevi diye sınıflandırılıyor*, azınlık olarak nitelendirilen gruplara mensup kişilerin ait oldukları topluluklar veya dinler küfür* olarak algılatılıyor.

    inandığım ve anladığım kadarıyla ne inançlı nede inançsız insanların laiklikle problemi olmamalı. laik olması gereken insanlar değil devlettir. laiklikle hedeflenen devletin fonksiyonlarını yerine getirirken alevi-sünni, müslüman-hristiyan vs ayrımı yapmadan herkese eşit şekilde davranmasıdır. gerçek manasıyla uygulanabilir bir laiklik esasında insanların inançları ya da inançsızlıklarını özgürce yaşayabilmesinin temelidir.
  8. din karşıtlığı değil, saltanat karşıtlığıdır. dini saltanatınız için kullanamazsınız der. rakı içmek için değil, saltanatı yıkmak için laikiz. saltanata karşı, halk egemenliğinden yana olan her insan evladı az çok laiktir.
    mutlu
  9. batıda iki tip laiklik vardır: fransız tipi laiklik ve amerikan tipi laiklik. fransız tipi laiklikte devlet dini kontrol altında tutar, ibadethaneleri denetler ve din adamlarına maaş bağlar. amerikan tipi laiklikte ise devlet dini serbest bırakır ve hiçbir şekilde ibadethane ve din adamı giderlerine karışmaz.

    ülkemizde ise fransız tipi laiklik uygulanmaktadır.