• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.20)
olduğu kadar güzeldik - mahir ünsal eriş
"meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra.
çünkü erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. gelindi mi oturulmalıydı. bir çay, birkaç sigarayla, kıyıda kayığında ağ onaran, çapari kösteği hazırlayan balıkçıları seyretmek, bir tost isteyip, bacaklarıma sırnaşan kedilere atmak, yakın masalarda konuşulanları dinlemek, birini bekliyormuş gibi ikide bir saate bakmak iyi gelebilirdi. gelmeliydi en azından. yine yaz akşamları. yaralı tekneler, küflü sesler. erdek'te çay bahçeleri, bıkkın orkestra, tatsız garsonlar. ezine, susurluk, bandırma, burası ankara, orası samsun! yalandan bayılanlar, bilmezden gelinenler, kaybolan dayılar… uykusunda ağlayan adamlar, pişmanlar, yorgunlar. para için mırın kırın, laf dokunduran konuşmalar. nerede bu türkan şoray?"

mahir ünsal eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır yıldız tilbe dinleyen evleri resmediyor. bi gevezeleşip bi susanları, "iyi olalım be ne olur" diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor. olduğu kadar güzeldik, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle çağlıyor, zamana dokunuyor. eriş, hüzünlü mağlupların iyimser yazarı olmaya devam ediyor.
(kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. 2014 yılında 60. sait faik öykü ödülü'nü alan kitap. mahir bey bu ödülü o gün burgazada'da deli gibi yağmur yağdığından sait faik müzesinin bahçesinde değil de teknede almıştır. ödülü teknede alan ilk yazar olmuş böylece.
  2. lubemus yorumuna ek olarak: ödülünü gezinin 30 yaşını bulmamış pırıl pırıl çocuklarına armağan etmiştir.
    --
    "hüzünlü mağlupların öyküleri"

    hani hep bir söylem var ya: "hayata dair iç burkan detaylar" diye... mayir bey onları anlatıyor işte. birini ele alıp allı pullu cümlelerle süslemiyor ama. başka bir mevzunun içinden öylesine geçen bir cümle gibi duruyor bu detaylar. geçtikten sonra geriye dönüp evet ya bu da doğru diyip bir dudak büküp mevzuya devam ediyorsunuz.

    bangır bangır ferdi çalıyor evde 'den sonra çıkan bu kitabında öyküleri daha bir öykü. anlatımı aynı samimiyet aynı güzellikte ama...
    okuduktan sonra tüm okurlar birleşip bağırmak istiyor sanki: bizim adımız feridun!

    (bkz: benim adım feridun - mahir ünsan eriş)