• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.33)
olduğu kadar güzeldik - mahir ünsal eriş
"meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra.
çünkü erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. gelindi mi oturulmalıydı. bir çay, birkaç sigarayla, kıyıda kayığında ağ onaran, çapari kösteği hazırlayan balıkçıları seyretmek, bir tost isteyip, bacaklarıma sırnaşan kedilere atmak, yakın masalarda konuşulanları dinlemek, birini bekliyormuş gibi ikide bir saate bakmak iyi gelebilirdi. gelmeliydi en azından. yine yaz akşamları. yaralı tekneler, küflü sesler. erdek'te çay bahçeleri, bıkkın orkestra, tatsız garsonlar. ezine, susurluk, bandırma, burası ankara, orası samsun! yalandan bayılanlar, bilmezden gelinenler, kaybolan dayılar… uykusunda ağlayan adamlar, pişmanlar, yorgunlar. para için mırın kırın, laf dokunduran konuşmalar. nerede bu türkan şoray?"

mahir ünsal eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır yıldız tilbe dinleyen evleri resmediyor. bi gevezeleşip bi susanları, "iyi olalım be ne olur" diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor. olduğu kadar güzeldik, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle çağlıyor, zamana dokunuyor. eriş, hüzünlü mağlupların iyimser yazarı olmaya devam ediyor.
(kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. 2014 yılında 60. sait faik öykü ödülü'nü alan kitap. mahir bey bu ödülü o gün burgazada'da deli gibi yağmur yağdığından sait faik müzesinin bahçesinde değil de teknede almıştır. ödülü teknede alan ilk yazar olmuş böylece.
  2. lubemus yorumuna ek olarak: ödülünü gezinin 30 yaşını bulmamış pırıl pırıl çocuklarına armağan etmiştir.
    --
    "hüzünlü mağlupların öyküleri"

    hani hep bir söylem var ya: "hayata dair iç burkan detaylar" diye... mayir bey onları anlatıyor işte. birini ele alıp allı pullu cümlelerle süslemiyor ama. başka bir mevzunun içinden öylesine geçen bir cümle gibi duruyor bu detaylar. geçtikten sonra geriye dönüp evet ya bu da doğru diyip bir dudak büküp mevzuya devam ediyorsunuz.

    bangır bangır ferdi çalıyor evde 'den sonra çıkan bu kitabında öyküleri daha bir öykü. anlatımı aynı samimiyet aynı güzellikte ama...
    okuduktan sonra tüm okurlar birleşip bağırmak istiyor sanki: bizim adımız feridun!

    (bkz: benim adım feridun - mahir ünsan eriş)
  3. her biri ayrı güzel, her biri ayrı samimiyet barındıran sekiz öyküden oluşan kitap.

    !---- spoiler ----!

    ilk öykü "sen o zaman parasız yatılıdaydın" londradan yazılmış bir mektup. bu mektup yeni doğum yapmış kardeşe yazılmış, mektupta aile içinde yaşanmış bir dram ve bu doğum yapan kardeşe ufak bir sitem var. mektubu yazan ablanın çocukken uğradığı ayrımcılığa karşı tepkisi de satırlarda görülüyor.

    " benim adım feridun" öyküsünü okurken çok eğlendim. aşk acısı yaşayan bir adamın bu ağır yükten kurtulmak için kafa dağıtmak amacı ile gittiği erdek'te gezinti sırasında katıldığı düğünde yaşadığı eğlenceli zamanı anlatıyor.

    "işe çıkılacak gün" öyküsü hem öğrencilik, hem meslek hayatı yaşamaya çalışan üniversiteli gencin paranın tadını alması ve yanlış arkadaşın yanlış yönlendirmeleri ile başından geçen macera anlatılıyor.

    "kanatlarımız olsa be metin" güzel adam mavi haydar'ın öyküsü.

    "malibu" öyküsü arabası ile çanakkale'ye doğru giden şener'i yolda otostop çeken bir adamı arabaya alması ile başlayan bir hikaye.

    "dayımın avrupa'ya kaçırılışı" öyküsü sorumsuzluğun sevdiklerimizi ne hale getirdiğini anlatıyor.

    "zehir miktarda" kitapta ki en acıklı öykü. bir öfke ve sonrasında gelen cinayet planı. kötüye bir şey olmaz deyimi için yazılmış bir öykü.

    "stoper" öyküsü bahtsızlığın öyküsü olmuş. hayata karşı hep risk almış, hayallerinin peşinden koşmuş bir adamın sürekli yaşadığı bahtsızlıklar sonucu kendini yaşamaktan aforoz etmesi üzere yazılmış dokunaklı öykü.

    not: "malibu" öyküsünde bandırma tostu övüldü biga tostu yerildi ardından gelen "dayımın avrupa'ya kaçırılışı" öyküsünde durum tam tersine döndü :)


    !---- spoiler ----!
    not: bu kitabı bana öneren @elastigirle teşekkür ederim.
  4. çocukluğum neden balıkesir de geçmedi ki diye sorgulatır
  5. prensip olarak youreads'e olumsuz yazı koymuyorum ve yazar çanakkale doğumluymuş ama bandırmalı sanırım, balıkesir dedemin memleketi, hiç görmediğim bu şehrin insanları bunu söylediğimde hep hemşehri kabul ettiler, özel davrandılar ve özen gösterdiler ama söylemezsem olmaz; tam bir pseudo okur kitabı.

    arabesk bir 80'ler, taşra, sahil kasabası nostaljisi yapmak isteyenler okusun. easy reading zaten.

    not: şimdi extracts için oy verme zamanı. *