• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar john fowles
büyücü - john fowles
çağının yarı entelektüel bunalımlarını geçirmekte olan, oxford mezunu nicholas urfe, ingiltere'nin kasvetinden ve aşktan kaçmak için ücra bir yunan adasına ingilizce öğretmeni olarak gider. tek başına sıkıntılı günler geçirdiği, şair olma hayallerinin de suya düştüğü bir sırada, gizemli milyoner conchis ile tanışır... büyücü insan zihninin labirentlerinde dolaşan metafizik bir eğlence trenidir adeta. bu labirentlerde gerçeklikle sanrı arasındaki gri bölge kahramanımızca ihlal edilir. birbiri ardına gelişen ürkütücü olayların, aşk ve ihanetin sonucunda urfe başta kendi akıl sağlığı olmak üzere her şeyden şüphelenir bir duruma gelir.

mitolojik öğelere ve shakespeare'in ünlü oyunu fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede john fowles, savaşın acımasızlığını, bir akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, fowles'un prospero'su conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor. büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu.

random house'un 20. yüzyılda ingiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...

"ancak marquis de sade, arthur edward waite, sir james frazer, gurdjieff, madam blavatski, c. g. jung, aleister crowlley ve franz kafka'dan oluşan bir ekibin tasarlayabileceği, ihtişamlı bir gerilimle örülmüş bir muammanın romanı."
-financial times-
(tanıtım bülteninden)
  1. hani bazı kitaplar vardır. öyle bir zamanda okursun ki senin hayatına yön verir. hayatımın başucu kitabı diyebileceğim bir kitap. müthiş bir kurgu,

    yazarı bana göre 20. yüzyılın en büyük romancılarından biridir.
  2. kitabın 500. sayfalarına doğru delirmeye başladığım ve eğer sonunda beni tatmin etmezse yazarına ağır küfredeceğimi söylediğim kitap. urfe'ün sabrı tükendiğinde benim de tükenmişti. o an anladım ki yazarın da amacı buydu. antipatik başkarakterle kesinlikle kendinizi özdeşleştiremiyorsunuz ama bir bakıyorsunuz aynı durumdasınız. kitabı bitirince küfretmedim tabi ama bunun nedeni tatmin olmam değil. konunun akışının bana cazip gelmemesine ve lanet olası urfe'ün uçkurunun derdinden banane ulan diye içimden defalarca sövmüş olmama rağmen john fowles'un öyle bir dili var ki kitabı yarıda bırakmak imkansız. yazımına ve bilgisine hayran kaldım. uçkur derdi demişken, başkaraktere gerçekten kıl oldum. etrafında bunca olay dönüyor ve hala julie'ymiş alison'mış. daha sığ bir karakter bulunamazdı. bir de sonu nasıl bitti geyiği var ki nefretlik.

    her neyse ben kitaptan o kadar etkilenmedim. spoiler vermek istemediğim için açıkça yazamayacağım ama urfe'ün araştırmasının ardında baskın olarak kızı bulma amacının olmaması kitabı daha çok sevmeme ve bu kadar kızmamama neden olurdu.
  3. kitap için söyleyeceğim , muhteşem bir kurguya sahip olduğudur. insan psikolojisi ile mitolojiyi aynı pota içinde eritmek ve bizlere sunmak kolay olmasa gerek ki, john fowles işin içine ekstradan , edebiyat , kurguyu ve hayal alemini de katıyor.

    kitabın en önemli özelliği ise; final kısmını ,sizin hayal gücünüze bırakıyor usta fowles.
    ister realist tarafından bakıp, sonlandırın olayı veya hayal gücünüzü kullanarak, bilinmezlik ögelerini ekleyin bu son sahneye. sürsün gitsin kafanızda..