1. öyle veya böyle herkes hayatın bir veya birden fazla alanında kimi zaman daima, kimi zaman ise bir anlığına hisseder bu lanet hissi. nedendir bilinmez belki de eksikliği, insan olmanın standartıdır. insanın içine öküz oturtur, yüreğini yakar...
    bguem
  2. doğru soruları, doğru kavramlar üzerinden cevaplayarak aşılabilir.

    demek istediğim; neden özgüvenim düşük demektense, neden bu kadar şüpheci yaklaşıyorum olaylara diyebilirsin veya neden yapamayacağımdan eminim. neden korkuyorum.

    şunu deneyebilirsiniz mesela bi kağıda emin olduklarım yazın altına da emin olduklarınızı sıralayın. aynı şeyi şüphe duyduklarınız için de yapın. sonra belirli şeyleri dışarda tutarak başlıkları değiştirin bişeyler değişecektir.

    dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok bilgiden faydalanın ve yol alın. `
    not yatırım tavsiyesi değildir. *
  3. gereksiz özgüven kadar sorunlu bi durum değildir, hatta naif bir birey olma sancısı denilebilir. kendinizle derdiniz sadece buysa ne ala.
    abi
  4. en büyük prangadır anahtarı sende olan.
  5. iki adama itimat etmem ben.

    a- kendine güvenmeyen,
    b- açık çay içen.
    kuz
  6. fazlası ego patlamasınla gelişen abartılı küstahlığa sebep olan durum. birde o halleri yok mu kedi canınızı sizin. ne komik oluyorlar. neyse bu girizgahtan sonra biraz konuya döneyim.

    zamanın birinde kralın birine iki tane cins şahin yavrusu hediye edilmiş. kral bu iki yavruyu yetiştimesi için usta bir şahin terbiyecisini görevlendirmiş. birkaç ay sonra usta terbiyeci krala, yavrulardan birinin kusursuz bir şekilde eğitildiğini, ancak diğerine ne olduğunu bir türlü anlayamadığını söylemiş. ikinci yavru saraya geldiği gün tünediği daldan hiç kıpırdamamış, öyle ki yiyeceğini bile ayağına götürmek gerekmiş. kralın çevresindekiler, tüm çabalarına karşın kuşu uçurmayı başaramamışlar. halka haber salınmış. bu yavru şahini uçuracak kişiye ödüller konmuş. bir köylü gelmiş ben uçururum demiş. bir müddet sonra bakmışlarki şahin yavrusu pııırrr diye uçup havada daireler çizmiş. kral hemen köylüyü yanına çağırmış ve işin sırrını sormuş.
    - nasıl yaptın bu işin sırrı ne?
    - kral hazretleri hiç zor olmadı, tünediği dalı kestim yalnızca. yavru da, kanatları olduğunu fark edip uçmaya başladı.

    hikayedeki gibi özgüvenimizi kazanmak için birinin illa tünediğimiz dalı kesmesi mi gerekiyor?
    herkes eşit koşullarda yetişmiyor, farklı eğitim, farklı deneyimlerle hayata kucak açıyoruz. bazen beklenmedik olaylar, bazen yol gösteren insanlar özgüveni kazanmakta etkili olsada, hiç kuşku yok ki, kişinin kendi çabası ve başaracağına olan inancı olmasa dış etkenler sadece kıvılcım görevi görür.

    yetişme koşulları, bilgisizlik vs gibi konular özgüven eksikliği yaratsada en büyük sebebi yapamazsam, edemezsem gibi aşılamamış korkulardır.
  7. yeterince ihanete uğramadan özgüvenin saçma ve komik bir kavram olduğu anlaşılamıyor. yine de tekrar edeyim, insanlar hayatta kalmayı kendileri başarmıyor, yaşatılıyoruz, birileri bizi koruyor, besliyor, büyütüyor, savunuyor, eğitiyor, etrafımızı çevreliyor, birin devamı ile bütünün devamı içiçe sürdürülüyor. bu konuda bir itiraz yoksa örneğe geçeyim.

    özgüven kaplanlarla kapalı bir alanda yüzlerce insan tarafından siperlerle mızraklarla bir şekilde korunan bir bireyin hissettiği şeydir. bunun önemi ise size siper olanlardır yani oradan 3-5 kişi çekilip kaplanın geçeceği bir alan bırakırsa kaplan sizi kolayca avlayacaktır. bu kaplan hayatın ta kendisidir. bizim yaşamınız kaplanların sahiplerinin işine geldiği için özenle korunuyor. bu durumda özgüven komik bir şeye dönüşüyor.

    sadece ekonomik ya da toplumsal olarak da değil. ikili ilişkilerde de yersizdir. insan sevmeye muhtaçken nasıl özgüvenli olabilir ki. bi ihanete bakar yıkılmanız, bi aldanmaya bakar bildiğinizi unutmanız. arkadaşlarıma da yeri geldikçe söylüyorum özgüvenli olmanız gerekmiyor bu hayatta, büyüklerimiz bize "kendini bil!" demiş, "kendine güven" dememiş. ne olduğumuzu bilmemiz yeterlidir. aksi halde ortalıkta saçma sapan şekilci tiplerle karşılaşıp duruyoruz. tuhaf tuhaf saygısızlıklara maruz kalıyoruz ya da bırakıyoruz.

    özetle bana göre yerine koyacak başka bir duygusu olmayan insanlar özgüvenli olurlar, günü kurtarırlar.
    abi
  8. bu hayattaki en berbat durumdur. bunun en büyük destekçesi insanlar hakkımda ne düşünür düşüncesidir.

    3 yıl öncesine kadar beni esir almıştı hala izleri var. 3 sene önce ben tek başıma dışarı çıkmazdım çıkınca sanki herkes bana bakıyor ve ne kadar çirkin bir kız diye düşünüyorlar gibi gelirdi bende evden çıkmazdım, içime kapanmıştım sonra baktım bu böyle olmayacak kendi kendime kararlar aldım tek başıma dışarı çıkmaya başladım gezinip geri geldim işlerimi kendim halletmeye başladım insanlara baktım onları seyrettim ve kimsenin aslında birbirine bakmadığını herkesin bir telaşesi olduğunu farkettim şimdi özgüvenim tam mı? hayır değil ama içime kapanık değilim, tek başıma gidip bir yerlerde oturabiliyorum, tek başıma alışveriş yapabiliyorum. kıssadan hisse insanları umursamayın.