1. önce şu alıntıyı atayım:


    buyrun ifinim


    '''rock ve metal piyasalarında sıklıkla karşımıza çıkan "poser" terimi hakkında açıklayıcı ve öğretici bir makale.

    bugün, küresel dünyanın modern çocuklarının fark etmeden kendilerini kaptırdıkları bir girdabı, yanlış anlaşılan ve anlamı çarpıtılan bir kavramı, bir birinci dünya problemini, yani "poserlığı" konuşacağız.

    poser [pō′zər] kelimesi ingilizce bir kelime olan pose’dan gelmektedir ve türkçe karşılığı poz veren, yapmacık duruşda bulunan kişi anlamındadır. poz kelimesi burada sadece bir duruş, bir kıt-a-dur belirtmemektedir. dikkat edilmesi gereken detay pozun biz kameraya, bir göze, gözlemciye verildiğidir. şayet poz vermenin herhangi irite edici bir yönü yoktur, poz sanattır, anı betimlemek için sanatçının modelinden aldığı iz düşümdür.

    poser nedir?yanılgıya düşülen yerlerden biri poserlığı, çıktığı günün ertesi iphone 5s alıp, oturup çay içmeli her ortamda bu cihazı masanın kütle merkezine koyan ya da elinde telefon, sigara paketi, cüzdan, araba anahtarı kombinasyonuyla dolaşan tipler sanmaktır. bunun yanı sıra üniversiteye başlar başlamaz küpe takan delikanlılarımız ve saçını kızıla, yeşile, maviye boyatan kız bacılarımız da poser değildir. bu canlılar ilerleyen yazılarda ele alacağımız "attention whore" dediğimiz familyaya dâhildir.

    peki, nasıl oldu da poser kelimesi birbirimizi suçlamak için kullandığımız bir kelime haline geldi? aslında dikkatlice baktığınızda kelimenin şu an kullandığımız anlamı kökleriyle çok yakın münasebettedir. lakin farkı şudur, genç arkadaşlarımız parçası olmak istedikleri trendin unsurlarını, gözlemledikleri kadarıyla bedenlerinin ve zihinlerinin diplerine masaj yaparak uyguluyorlar. işte poz burada yan anlamını kazanıyor!

    poser kimdir, poser kime denir?

    gencimiz, insanoğlunun ebedi korkusu olan yalnızlığı aşabilmek için bir takım gruplara dâhil olmak, kabul edilmek istiyor. bunu yapabilmesi içinde o kültürel grubun standartlarına uymalı ya da uyuyor gibi görünmelidir. örnekler ile desteklememiz gerekirse, saç uzatıp kendini metalci sayan, pokemon izlemişliğini animecilik kabul eden, league of legends’den başka oyun oynamadığı halde kendine gamer diyen, obey şapkaları takan, kaykay alıp kayamayan, tatu dinleyip hormonal dengesi bozulan arkadaşlarımızın hepsi bu kulvara dâhildir. hatta bazıları yılın belirli dönemlerinde "metalika" diye bir grup keşfedip, bu grubun şarkılarıyla kâh ağlar kâh gülerler.

    poser kime denir?peki bunları yapıyor olmak kâfi midir poser denilmeye? tabiki değildir. poserlığın ölümcül olduğu ve yüze tokat gibi indiği an, örnek olarak ele aldığımız bu arkadaşlardan birisinin, kendisini bir parçası saydığı bu kültürün bilgi birikiminden eksik olduğunun ortaya çıkması ve akabinde yoldaşları tarafından dışlanmasıdır. işte tam bu vakitte poser kelimesi devreye girer. ali ata bak basitliğinde gramatik yapıya sahip cümlelere poser kelimesini iliştirip çivili yatak rahatsızlığı verilir bu arkadaşlara.

    özetlememiz gerekirse, poser içinde bulunmak istediği gruba bukalemunluk yaparak dâhil olmaya çalışan arkadaşlara verdiğimiz şirin addır. poserlık acizlik değildir, amatörlüktür. öğrenmeye başlamanın ilk adımıdır. bu yüzden poser arkadaşlarımızı hor görmeyelim, onları dizimize oturtup öğütler verelim, bilgi deryamızdan damlalar sunalım onlara. unutmayın ki bir zamanlar henüz bir şeylere yeniyken bizler de birer minik poserdık.'''

    böyle tanıdığım insanlar fazla yok allaha şükür. tabi görünce içimden boğazımı sıkmak geçmiyor değil.

    peki ben poser mıyım? bilmem.... a lalalala long dinledikten 3.9 salise sonra "ağğbi bu bob marley çok harika biğşi" * diyenler poser ise, kesinlikle değilim.

    poser olduğunu düşünen var ise, yardıma hazırım.

    tanım: 7/24 beatles dinleyip sonra "ben rockçıyım" demektir.
  2. "eskiden ne biçim bir insan mışım ya, metal dinlemişim falan. ne kadar saçma sapan şeyler onlar öyle"

    "bu yaşa geldin hala metallica mı dinliyorsun?"

    tarzı cümleler kurduran eylemdir.

    müziği sevdiğiniz için dinleyin, insanlar dinliyor diye değil.