• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.88)
suskunlar - ihsan oktay anar
eflâtun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sözleridir, bu roman. işittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. o ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği"nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. çünkü suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... bağdasar, kirkor, dâvut, kalın musa, ibrahim dede efendi, rafael, tağut, veysel bey ve diğerleri... onlar, sessizliğin evreninden ihsan oktay anar'ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. zâhir ve bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. suskunlar'ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "suskunlar"dan biri olacaksınız… (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. içindeki tarihi göndermeleri farkettikçe içiniz eriyecek. dini müzik olanlara gelsin demiş ihsan oktay.
  2. onca referansı (dolayısıyla derin araştırmayı) harika bir kurguyla birleştiren çok güzel bir kitap. çok sevdiğim iki tane alıntı paylaşmak istiyorum.

    * kusur benim imzamdır. bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı.

    * senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'gel' dememiz değil, ayrıca onlarn sana 'git' demeleri. hiç kimseye 'kötüdür' deme. aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır.
  3. maalesef beklentimi yüksek tutarak okumaya yeltendiğim overrated bir anar kitabı. romandaki kurguyu başarısız buldum, yarım yamalak bir ton öykü okumuş gibiyim. üsluba gelirsek, evet maharetli bir yazar ama bana kalırsa bu kitapta kesinlikle b*kunu çıkarmış sevgili yazarımız. bakın ne kadar afilli cümleler kurabiliyorum havasında, beni rahatsız eden kısımlar vardı. lüzumsuz ayrıntılar, ayrıntıların göze sokulması ve daha nice rahatsız edici unsur. hani böylesine bir müktesebat nasıl kötü kullanılır desek cevap bu kitap olurdu herhalde. nerede puslu kıtalar atlas'ı, nerede suskunlar..
  4. "...bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevi vüsafâsı olan ehl-i vukuf füsûnkârlarının bezediği o vâsî füseyfisâda raks ve vüsûb eden vüsemâ gibi birer üfkûhe idiler. ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfûl olduğu, bu füyûz dolu, tabiî bir vüs ve vüs'at taşıyan nefesler, hangi yusuf-ı kalbîden nasıl hâsıl olur diye sanki, fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu. üflenenler âdeta şems'in üfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibaret bir demet vüfûd idiler.." satırlarına sahip muazzam bir ihsan oktay anar eseri.

    musikîyi bu kadar başarılı bir şekilde hatta romanın bir karakteriymiş gibi işleme kabiliyetini ahmet hamdi'den mi miras almıştır bilinmez. ama en az ahmet hamdi'nin 'huzur'u ve 'mahur beste'si kadar maharetle kullanmıştır musikîyi bu romanda.
  5. yazar zirveyi ilk kitabi olan puslu kitalar atlasinda yaptığı icin asla ayni zevki vermeyecektir. yinede kitabin son kismindaki preveli iskenderin anlatıldığı bolum etkileyiciydi.
  6. popüler kültüre bile isteye her zaman geç kalmaya çalışan bendenizin, ihsan oktay'la tanıştığı ilk kitaptır suskunlar.

    "kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür." (*:mevlana) alıntısını görünce şöyle bir ilk sayfayı kapatıp uzun uzun düşünmek istiyor insan. giriş enfes, etkileyici.

    şimdi nereden başlayacağımı bilemiyorum. kitap özel. alalede bir kitap değil. öncelikle şunu söylemeliyim, okumaya başladığımdan itibaren garip bir havaya soktu beni. tarif edemeyeceğim kadar güzel bir üslupla yazılmış. öyle ki, normal şartlar altında beni sıkabilecek bir konuyken, o şiir gibi üslubuyla elimden bırakmak istemedim. işin bu kısmında ihsan oktay anar'a şapka çıkarmak gerektiğini düşünüyorum.

    bazı cümlelerin zorlama ve çok süslü olduğuna dair yorumlar gördüm birkaç kez. hiçbir cümle için "bu da fazla sırıtmış." dediğimi hatırlamıyorum. sizin o çok zorlama dediğiniz cümleleri okumakla bu kitabın içine girebilmeniz zaten mümkün değil. okumak yetmez, kitap boyu anlatılan o musikiyi duymanız gerekir.
    kitap okuma alışkanlığını sadece okumuş olmak için edinen kimseler suskunlar'ı okusalar da anlamazlar zaten. birikim şart.

    o yüzden efendim, kitaba, konusuna, üslubuna bir şekilde laf eden insanları dinlemeden bir şans verin. pişman olursanız ben burdayım. tartışmaya, konuşmaya, anlaşılmayanları anlamaya ve anlatmaya açık bir youser olarak her zaman beklerim. çünkü bu kitap, sırf o imgeleri için bile tartışmayı sonuna kadar hak eden bir kitap.

    !---- spoiler ----!

    eflatun'un duyduğu sesin kaynağını ararken karşısına çıkan her insanın başka bir kötülüğü temsil ettiği bir gerçek. dikkatli bir okuyucu bunu fark eder. ben üstüne düşününce fark etmiştim. o yüzden söylüyorum, sıkılıp bırakmayın. harika incelikler mevcut.


    !---- spoiler ----!
  7. ihsan oktay anarın okudugum beşinci kitabi ve acikcasi etkilendim diger kitaplara gore biraz daha duygusal biraz daha gercekci. özellikle
    !---- spoiler ----!

    cüce prevellinin dini kullanarak halki kiskirtmasi

    !---- spoiler ----!
    sanki salt turkiye gercegini ozetler gibi.okuyun eminim sizde ne demek istedigimi cok iyi anlayacaksiniz.
  8. !---- spoiler ----!

    "belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu."

    !---- spoiler ----!
  9. !---- spoiler ----!

    sonra sustu. hava kararmaya başladığında, belki dayanamadığından, ağzından şu sözler dökülmüştü: "her musikî, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi." derken şunu da söyledi: "musikî sessizliğe ne kadar yakınsa, o kadar da mükemmel olur." nihâyet şu sözleri mırıldandı: "kulakları hassas olduğu hâlde hiç bir şey işitmeyen kişi, o'nu dinliyordur." şunu da dedi: "sessizlik de bir perdedir. sessizliği işitebilirsin. es bile bu perdeye kıyasla, ses'tir. yüzünde bir hüzün belirdi ve dedi: "insanlara neyi söylediğimi ve onları neye dâvet ettiğimi hemen hemen kimse anlamadı. oysa onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış, hepsini neye dâvet etmiştim. kulağı olan işitti."

    !---- spoiler ----!