1. bırakın ince kavak seslerini şehrin içinde
    paralar yaşlı kızların koynunda yatarken
    bırakın köprülerin üstüne yağmur
    ve basma perdelerden lânet bize.
    şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik
    şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde
    külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu
    sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza
    peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu
    yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda
    yürek elbet acıyor esvap değiştirirken
    bizden artık akması beklenilen kan da katı
    kovulduk ölümün geniş resimlerinden.
    efsanelerden kovulduk
    kan ve demir kelimeleri söyleyince
    elbiseler içindeyiz, şehrin içinde
    önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı
    kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
    altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
    eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
    çiçek alıp eve götürüyoruz
    bunun bir delilik olduğunu bile bile
    en ıssız duyguların ucunda karakollar
    asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde
    külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu
    gözler kısılıp bakılıyor bize.
    biliniyor
    bizim mahsustan yaşadığımız
    biliniyor
    şarkıların sırası bizde
    biliniyor
    hayat bizden razıdır
    biliniyor
    otların sarardığı yerlerde güneş
    kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.

    6.45 yayın evinin bir zamanlar kitaplarının ilk sayfasında bulunan ambleminde yer alan ve sancı geç saatlerde mısrasının ev sahipliğini yapan şiir.
  2. mfö'nün 'milli park' şarkısı bu şiirin bir kısım sözlerinden oluşur. kalan sözler yine ismet özel'e ait şiirlerden oluşmakta, mazhar bey kolaj yapmış.

    biliniyor şarkıların sırası bizde
    biliniyor hayat bizden razıdır
    otların sarardığı yerlerde güneş
    kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır
    beni artık kimseler aramasın
    aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın

    korkunçtur yalnızlığımız
    bir oyun oynanır oyalanırız
    orman değiliz artık milli parkız

    biliniyor şarkıların sırası bizde
    biliniyor hayat bizden razıdır
    otların sarardığı yerlerde güneş
    kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır
    beni artık kimseler aramasın
    aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın

    gözyaşları gizlenir idare edilir durum
    istesekte istemesekte beraberiz yavrum

    korkunçtur yalnızlığımız
    bir oyun oynanır oyalanırız
    orman değiliz artık milli parkız

    şimdi birçok sayfasını
    atlayarak bitirdiğim şu kitabın
    başından başlayabilirim de
    sonsuz gözyaşların

    gözyaşları gizlenir idare edilir durum
    istesekte istemesekte beraberiz yavrum

    korkunçtur yalnızlığımız
    bir oyun oynanır oyalanırız
    orman değiliz artık milli parkız

    şarkının bir kısmı da yine ismet özel'in 'akdenizin ufka doğru mora çalan mavisi' şiirinden:

    'beni artık kimseler arayıp da bulmasın
    beyaz harmanilerin göklere açık sofrasında
    yıktığım saltanatın dizinde inlediğim
    aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın'

    şarkının şu kısmı da yine yine ismet özel'in 'kanla kirlenmiş evrak' şiirinden...

    've şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın'
    başından başlayabilirim.