• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
tek tanrılı dinler karşısında kadın - fatmagül berktay
kadının ikincilliğinin doğal kabul edilerek bunun onun bedeninin denetlenmesinin meşru gerekçesi sayılması, her üç tektanrılı dinin ortak özelliği. bu ortak özellik, tarihsel ve coğrafi olarak üç geleneğin de aşağı yukarı aynı ya da birbirine yakın topraklarda ve benzer maddi koşullarda benzer gereksinimlere yanıt olarak doğup gelişmeleriyle açıklanabilse bile, ilginç olan, bugünkü ifadelerinde de kadınlara ilişkin tutum ve anlayışı odak almaları. günümüzde protestan ve islamcı köktendinciliğin de kadının konumu ve denetimi üzerinde yoğunlaştığını ve kendilerini toplumsal cinsiyet ve kadının "doğru" toplumsal rolü aracılığıyla meşrulaştırdıklarını görüyoruz. karşılaştırmalı yaklaşım, bu konuda da, partikülarizme ve oryantalizme düşülerek dinsel canlanışı salt islam'a özgü bir olgu olarak görme yanılgısına engel olacak ve köktendinciliğin, islam'ın "egzotik" alanıyla sınırlı ve anlaşılmaz bir şey olmadığının görülmesine yardım edecektir." – fatmagül berktay

içindekiler:

önsöz
giriş: din, kadınlar ve direnme

birinci bölüm: ana tanrıça'dan "dölleyici söz"ün kudretine
başlangıçta ana tanrıça vardı
"dölleyici söz"ün kudreti

ikinci bölüm: ataerkil sistemin ayırt edici özelliği:
kadın bedeninin toplumsal denetimi
eski mezopotamya'dan kaynaklanan bir sistem: ataerkillik
"beni kadın yaratmayan tanrıya şükürler olsun"
kadınları peşinden sürükleyen bir din: hıristiyanlık
eksiksiz ve mutlak bir tektanrıcılık: islamiyet

üçüncü bölüm: insanı kendisine karşı bölen kutuplaşma:
ruh-beden karşıtlığı
batı felsefesinde ruh-madde ikiliği
islamiyet'in bedene yaklaşımı farklı mı?

dördüncü bölüm: bugünkü köktendinci yükselişin de odağı:
kadının konumu ve denetimi
dinde kadınlara çekici gelen nedir?
amerika'da köktendincilik: liberalizme karşı bir meydan okuma
iran'da köktendincilik:
moderniteye karşı bir meydan okuma

sonuç: kendi adını koymaya cesaret etmek
notlar
kaynakça
  1. fatmagül berktay'ın doktora tezi olan ve aslında toplumsal cinsiyet kodlarının temel dayanağının tek tanrılı dinlere dayandırdığı kitabıdır.

    kberktay tek tanrılı dinler ile kadın arasındaki ilişkiyi incelemiş ve kadının konumu bakımından dinler arasında bir karşılaştırmaya yer vermiştir. berktay' a göre tek tanrılı dinlere geçiş döneminden günümüze kadar olan süreçte dinin imgeleri gelenek olarak kültürlere yerleşmiştir. yani, dine bakış açış açısı ne olursa olsun kişi yaşadığı toplumda var olan imgelemelerle yetiştirdiği için bu kapsamda ortaya çıkacak hususları dinden bağımsız olarak bir gelenek gibi içselleştirmiştir. zaten bu geleneklere yol açan imgelemeler sonucunda toplumsal cinsiyet kavramı ortaya çıkmıştır. dinin toplum ve geleneklerdeki yerini tarihsel süreci içinde incelemiş avcı-toplayıcı dönemden günümüze kadar gerçekleşen durumları değerlendirmiştir.

    "...kadına, kadın cinselliğine, rolüne ve kişiliğine ilişkin olarak kutsal metinlerde ve gündelik inanç pratiklerinde ifade edilen tutumlar, yalnızca köktendinci ya da geleneksel dinsel bağlamlarda değil, laik ortamlarda da bizimle birliktedir. kendilerini dindar saymayan insanlar bile, dinsel geleneklerin kültüre kattığı imgeler aracılığıyla "düşünürler" ve bunların yaydığı değer yargılarını içlerinde taşırlar. dinsel geleneklerin yarattığı imgelerin büyük çoğunluğu erkeklerce yaratılmıştır ama, kadınlar bunları içselleştirir ve belki de herşeyden daha çok bu tanımların baskısı altında kalırlar. ataerkil dinsel ideolojinin içselleştirilmesi, kadınları "kendi yerlerinde" tutmaya yarayan çok çeşitli mekanizmalar içinde, büyük bir olasılıkla en etkili olanıdır. "

    anaeril toplum yapısına sahip olduğu düşünülen dönemlerden avcı ve toplayıcı yaşama geçiş ve devamında kadının gücünün yavaş yavaş yok olmasını güç dengelerinin erkeklere eçtiği süreci oldukça doyurucu bir şekilde işlemiştir.

    " ... cinsler arası biyolojik farklılığın, otomatik olarak iki cins arasında eşitsizlik yaratması sözkonusu değildir. sorun, bu biyolojik farklılığın nasıl olup da toplumsal alanda bir eşitsizliğe, yani bir cinsin diğerinden daha aşağı sayılmasına yol açtığıdır."

    " insan değerine ilişkin bir hiyerarşi yaratılması ve bunun eşitsiz toplumsal ve ekonomik ilişkileri meşrulaştırmak için 'doğal' sayılması, tarihin her döneminde karşılaşılan bir durumdur ve egemen ideolojinin temel işlevine işaret eder. kadın ile erkek arasında, kadınların üreme kapasitelerine dayandırılan 'doğal' farklılık söylemi, cinslerin doğasına ilişkin dikotominin çerçevesini oluşturur ve erkeğin üstünlüğü ile kadının ikincil konumu bu dikotomi aracılığıyla meşrulaştırılır."

    aslında dinlerin de birbiriyle etkileşimi olduğunu gösteren ve aslında inanışan dinde olmasa da diğer semevi dinde var olan kavramın sanki inanılan dinde de varmış gibi kabul edilmesini incelemiştir. hristiyanlık musevilik ve islamiyet açısından tek tek karşılaştırmıştır.
    ayrıca çok başarılı bulduğum inceleme için tek tanrılı dinler karşısında kadın