1. toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyet kavramının ötesinde tüm cinsiyet algılarının toplum tarafından belirlendiğini öne süren bir kavramdır.
    biyolojik cinsiyet anne karnında oluşur; toplumsal cinsiyet ise doğduktan sonra. toplum içinde "kızlar şöyle olur, erkekler böyle olur" gibi aşılamalar toplumsal cinsiyeti öğretir. kızlarla erkeklerin farklı uzunluklarda saç uzatmaları, pantolon ve eteklik giyme, kulağa küpe takma ya da takmama, saçı tokalama ya da tokalamama gibi farklılaşmalar toplumsal cinsiyet ile uyumlu duruma gelme davranışları olarak değerlendirilebilir. bütün bu olgularda biyolojik cinsiyet değişmez, ancak toplumsal cinsiyet ortaya çıkar.
  2. adam eşit değildir insan. ya da bir erkeğin kaburgasından yaratılmadık.
  3. 1970’lerden itibaren, kadınlar sosyolojide “ilginç” ve “meşru” araştırma nesnesi olarak görülmeye başlandıktan hemen sonra feminist yaklaşımın kendisine özgü terminolojisi de oluşmaya başlamış ve bu çerçevede “toplumsal cinsiyet” terimi bu yaklaşımın merkezine oturan ve gerçeğe daha derinlemesine nüfuz etmemizi sağlayan bir analiz aracı olmuştur. toplumsal cinsiyet kavramının yükseldiği dönem 1970’lerin sonu 1980’lerin başıdır. ilmî literatürde mevcut cinsiyet terimine ek olarak “toplumsal cinsiyet” terimini sosyoloji literatürüne kazandıran feminist yaklaşıma göre cinsiyet, bireye bir rol veren erkek ve dişiyi ayırt eden özel bir yaradılış olarak tanımlanırken; toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeğin biyolojik farklılaşmasına kültürler tarafından yüklenen anlamlar ve değerler ya da kadınlar ve erkekler için toplumsal olarak oluşturulmuş roller ve öğrenilmiş davranış ve beklentiler olarak tanımlanır. kadın ve erkeklerin nasıl farklılaştığını, nasıl ayrıldığını düşündüğümüzde ilk akla gelen kadın ve erkekleri ayıran biyolojik niteliklerdir. yani cinsiyettir. toplumsal cinsiyet ise henslin’e göre biyolojik değil toplumsal bir niteliktir. batı’da geliştirilen ve feminist yaklaşımın en önemli analiz aracı olan “toplumsal cinsiyet (gender)” kavramı, sosyo-psikolojik ve kültürel olanı vurgulamak ve biyolojik olandan ayırmak üzere kullanılmaktadır. bhasin’e göre, her toplum erkek ve kadını farklı nitelikleri, davranış modelleri, sorumlulukları, hakları ve beklentileri olan eril ve dişile yavaş yavaş dönüştürür. biyolojik cinsiyetten farklı olarak erkeklerin ve kadınların toplumsal cinsiyet kimlikleri psikolojik, tarihsel ve kültürel olarak oluşturulmuştur. özetle, kadın ve erkek tanımlamaları, rolleri bizlere sosyalleşme süreçleri içerisinde toplumun kurumları tarafından öğretilmekte ve benimsetilmektedir.
  4. biyolojik cinsiyet kadını xx olarak tanımlarken erkeği xy olarak tanımlar. toplumsal cinsiyet ise kadına güzel der erkeğe yakışıklı. canlı ve kültürel bir olgudur. biyolojik cinsiyette olduğu gibi sınırları yoktur. kimi toplumlarda tabu olan erkeğin etek giymesi bazı toplumlarda milli bir kıyafettir mesela. gün gelir popüler kültürün de etkisi ile, bir moda unsuru olarak etek giyen erkek modeli ortaya çıkar ve bu benimsenebilir. normal karşılanır.

    ülkemizde 1967’ye kadar bu giysinin kamusal alanlarda kadınlar tarafından giyilmesi pek uygun görülmezdi. fransa'da ise androjen tarzıyla, maskülenlikle feminenliğin sınırlarını belirsiz kılmayı başaran marlene dietrich, 30’lu yıllarda sokakta pantolonla gezdiği için fransız polisi tarafından uyarılmıştı.

    bir anlamda tabular bütünüdür. insan ayrımcılığına* sebep olacak tabular zararlıdır. yıkılmalıdır. ama pozitif ayrımcılıkta farklılaşmanın renklerini yansıtır.