1. allahın belası bir şey. bugün bir arkadaşıma otobüsteki bir anımı anlatıyordum. adamın birini otobüste görüyorum, saç ekimi yaptırmış ama saç derisi kızarık, delik delik, düzensiz sert kıllar fışkırıyor. şuna yakın bir şey. otobüste bakmamaya çalışıyorum, içimde inanılmaz bir sıkıntı büyüyor, içim dışıma çıkacak gibi. neyse bu durumu arkadaşa anlattığımda bana tripofobi denen şeyden bahsetti. yani deliklerden korkma fobisi.

    internetten resimlere baktım ve bakmaz olaydım. gün boyunca süren rahatsızlık hissi tarif edilemez. aşırı rahatsız edici. kafam patlasa da rahatlasam hissi var.

    yine de ilginç bir şey çünkü bilimadamları bunu bir evrimsel savunma mekanizması olarak açıklayabiliyor. denilene göre birtakım zehirli hayvan toplulukları buna benzer görüntülere sahip

    ayrıca en yaygın fobilerden bir tanesiymiş. bakıp bakmamak size kalmış.
  2. hastalıktan muzdarip değilseniz, internette bununla ilgili görsellere bakmamanız tavsiyemdir. açmayın, bakmayın gözünüzü seveyim. unutun bu hastalığı...

    insanda iğrenç bir rahatsızlık hissi uyandırır (bazen fobiniz olmasa bile) ve bir süre yokolmaz. klinikte kalp atışının hızlanması, garip bir panik atak, terleme gibi tablo oluşturuyor.

    sadece vücut yüzeyindeki delikler değil, herhangi düzensiz delikler kolonisi bunu tetikleyebiliyor. en sonunda düzensiz dizilmiş kaldırım taşları bile gününüzü zehir eder düzeye gelebilir. (bkz: delirmek için yer aramak)

    ayrıca amerikan psikiyatri derneğince hastalık olarak kabul edilmiyor. öğrenilmiş kültürel fobi mi, yoksa evrimin cilvesi mi olduğu da tartışmaya açık.
  3. gece gece midemi alt üst etmiştir. hala kaşınıyorum, nefesim daraldı. nasıl görseldir o öyle?

    edit: şu an bende de bu şeyden olduğunu fark ettim. ayrıca bu kaşıntı nasıl duracak? birisi yardımcı olabilir mi??
  4. rüyamda elimin içinde damarları ve boşlukları gördüğümde hissettiklerimle korkarak uyanırdım küçükken. kesin bir bağlantısı var..
  5. bu rahatsızlığın bende olmadığını fotoğraflara bakarak anlamış bulunmaktayım.

    bugün de bir şeyler öğrendik.
  6. sadece bende var sanıyordum. adı da yok sanıyordum üstelik. deri lezyonları, aşırı sivilceli yüzler, belgesellerdeki sürüngenlerin derileri ve su altı canlıları... aklıma ilk gelenler bunlar. mide bulantısı değil ama aşırı bir kusma isteği, ateş basması, baş dönmesi...
    lisede biyoloji dersindeki hücre-doku fotoğrafları içimi en çok bulandıranlardı. sağlık bilimleri kazanınca buna biraz biraz alışabildim.
    mikrobiyoloji dersinden kalmama sebep olacaktı az kalsın durumu hocaya anlatınca bana bakteri-kültür- vb fotoğrafları olmayan slaytlar- notlar çıkardı, öyle geçebildim.

    sonra zamanla mikrobiyolojiye de, mikroskop görüntülerine de alıştım ama bir canlının üzerinde gözle görülebilecek bu tip görüntülere hala bakamıyorum.
    *
  7. en ağır küfürleri hak eder
  8. başta çıldırdım, zor günler atlattım, ağlamaktan uyuyamadım... ama geçti artık bakabiliyorum. çünkü arkadaşlarıma bu fobimden bahsettiğim andan itibaren gözüme soktular o malum görselleri. nereye dönsem o görsellerle karşılaştırıldım ve halimle eğlendiler. o zaman onlara çok sövmüştüm ama iyi yapmışlar. sıkıntım ortadan kalktı hehe
  9. yine bakmaz olaydım.. insan bilgiden yoksun olunca sadece kendisinde var sanıyor. kendimi acayip fena hissediyorum. yara bere olmasına gerek yok üstelik.. her hangi bir resim, çizim vs de bile aynı kötü hislere bürünüyorum, karnıma ağrılar giriyor, göğsüm sıkışıyor..

    ne fobik bir yaratık oldum ben yaa..
  10. fotoğrafa bakıp kaşınmaya başlayınca duş alın geçiyor.