1. türkçe sözlü hafif müzik adı altında batı müziği ile harmanlanarak çıkmıştır. batının popüler bestelerine türkçe sözler yazılmış ajda pekkan, nilüfer, tanju okan, erol büyükburç gibi isimler ile start vermiştir. (ilk aklıma gelenler) altın çağını sezen aksu, onno tunç ve garo mafyan ile yaşamıştır.
    her popüler kültür gibi bir kırılma noktası vardır ve bu kırılma noktası hande yener'in "yalanın batsın yalancısın" şarkısı ile olmuştur. bu şarkı ile hep bir atarlanma, hep nefret söylemler içeren şarkılar popüler oldu ama neden? şöyle bir geçmişe gidelim.

    erol evgin "sen başkalarına benzeme sakın, hep böyle kal hep cana yakın"
    kayahan "seni seviyorum diye senden önce hiç kimseye söylemedim dersem yalan olur"
    nilüfer "seni beklerim öptüğün yerde"
    ajda pekkan "hoşgör sen affet gitsin aldırma”
    tarkan “gül döktüm yollarına”
    nazan öncel “gitme kal bu şehirde”
    serdar ortaç “karabiberim vur kadehlere hadi içelim”
    ferda anıl yarkın “üzülme”
    izel “ah yandım ben allahım buna can dayanmaz, al onu getir geri bir daha vermeyeyim”
    çelik işi abartmış “bu şehirde sana aşık sana tapan biri var”
    örnekler çoğaltılabilir. mutlaka istisnalar vardır, şimdi hande yener ve sonrasına bir bakalım.

    serdar ortaç durumu farketmiş
    ben ne sana taparım ne seni ararım ne trip atarım
    sen ne beni oyala ne omuz ovala işime bakarım

    ben o nazı çekemem günaha giremem kötü söz edemem
    aşk bu kızıl ötesi yaralı müzesi hareket edemem

    sıla reverans
    önüne gelene eğilip reverans
    bende karşılığı ağır feveran
    üzerim seni çocuk
    bakmam gözyaşına
    döner bumerang
    al sana referans

    bengü hodri meydan “hiç alışma öyle güle güle senin olmadım”
    demet akalın’dan fazla söz etmeye gerek yok neredeyse bütün şarkıları atarlı.
    şuan listelere baktım üst sıralarda şu kişiler varmış
    aynur aydın “yandın yavrum yandın sen bak elime kaldın çok geç aydın durma hoş geldin sana da günaydın”
    aslı hünel kötünün iyisi “ya gel bu gece ya da beni aldır yapma o kadar hatrım vardır ya tutuş adam akıllı şöyle ya da sen yine kendini kandır”
    gülşen bangır bangır
    “gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın
    garanti bildin beni havalandın
    yürek yemiş sanki mübarek
    neyine güvendin evladım”

    hep atar hep gider, bunu değiştirmek kolay değil müzik piyasası muhtemelen birkaç şirketin elinde ve radyolar, gece klupleri, kral tv ve benzerleri kulağını tıkasan kafelerde bir şekilde karşına çıkıyor. düşündükçe aklıma geliyor "bodrum’a da gittik beraber sorun şehirlerde değildi biz tam yalandık." yalan olmaya devam edersin.

    sözün özü gençlerimiz bunlarla zehirlenirse sağlıklı ilişki kurmaları da zorlaşır. amaç zaten insanların sağlıklı ilişki kurmalarını engellemek çünkü paranın hedefinde yalnızlar, bekarlar var. yalnızlar çiftlere göre daha çok para harcama eğilimindedir. gece klupleri, diskolar, plajlar, konserleri doldurmanın yolu da atarlı gençliği hedef almaktan mı geçiyor? biraz banu avar gibi amerikanın oyunu bunlar minvalinde tespit yaptım da arkadaş bu kadar giderli şarkı eşyanın tabiatına aykırı. hep aynı kalitesiz sözler, aynı ritm, aynı nakarat yarısı bayat.
  2. 90'lar sonrasında bitmiştir neredeyse benim için.. amaç sanattan uzak, para-ticari kaygı güdülerek yapılan şarkılar; onlara uydurulan yarı çıplak, kadın bedenini deforme eden ve cinselliği ön plana çıkaran klipler.

    sonrasında nerede o içinde naifliği barındıran şarkı sözleri, duyguları alt üst eden besteler.. içerilere işleyen sesler..
  3. 89 doğumlu biri olarak (bkz: şu an çalan şarkı) nın bile nilüferden olması bazı şeyleri en azından bende hangi dönemi sevdiğimi belli ediyor.

    yeni dönem şarkıcılarından sevdiklerim mutlaka var,

    (bkz: sıla)
    (bkz: güliz ayla)
    (bkz: emre aydın) - ilk çıktığı dönemler şuan değil vurmayın hemen
    (bkz: yüksek sadakat)
    (bkz: redd) - grup eski olabilir tam emin değilim

    aklıma gelenler bunlar olursa eklerim ama, genede eskileri dinlemeyi tercih ederim.

    nilüfer'den bir şarkı ile kapatalım

    böyle ayrılık olmaz
  4. türk pop müziğinin mutedil ya da durağan olmasındaki şahsi fikrim karakter eksikliğidir. ne demek bu şimdi?

    efendim; elektronik müzik aletleri ile olan diyaloğumuz çok eskiye dayanmıyor. bu yakın geçmişte köylerin şehirlere taşınması misali gitarı kapan grup kurmak marifetiyle müzik yapmaya koyuldu. bu noktada kötü olan bir şey yok; fakat yapılan müzikler her yeni girişimde olacağı gibi benzeşiyordu ve hatta taklitler-coverlar yapıldı. bunların türk pop müziğine güç vermesi bekleniyordu ve öyle de oldu. güç verdi; fakat güçlü olan solistin sesiydi. yani karakter sahibi olan enstrumanlar ya da düzenlemeler değildi. ses ne kadar güçlüydü ise o derece parlaktı.

    sonraları bu güç dengesi bir an için değişir gibi oldu. çünkü teknolojik gelişmeler ve müzik endüstrisinin tüm dünyadaki önlenemez yükselişi bizim müziğimizi de etkilemişti. ardı ardına müzikal olarak da karakterli parçalar çıktı ortaya. bu noktada neredeyse aynı kalitedeki parçaların bu denli uzun soluklu olmalarının temel nedeni düzenlemeleridir. bunun en güzel örneklerini "eurovision" şarkı yarışmasında görüyoruz. evet, bu şarkı yarışmasını bir ölçüt olarak almıyorum; fakat değişimleri net olarak görebildiğimiz bir platformdur kanımca. (önemli not: verdiğim örneklerin "eurovision" başarıları konumuza bahis değildir. sadece güzel örneklerdir.)

    peki bugün neler oluyor? aslında bugün de güzel şeyler olmuyor değil. fakat bahsettiğim karakter oluşumu dengesiz seyrediyor. hala ses kalitesi peşindeymişiz gibi geliyor bana. ne zaman karakterli ve müzikal olarak da uzun soluklu oluyor derseniz; bizim sesleri alabildiğiniz parçalarda bunu bulabiliyorsunuz.

    nasıl ki topraktan gelip toprağa gidiyoruz, işte topraklara ait olanlar değerli oluyor. büyüdüğümüz toprakların tınıları her zaman kendini gösteren karakterlere sahip.

    müzikle kalın.
  5. 90'lı yıllarda güzel sayılabilecek bir tarzdır. insanların sanata değer verdikleri yılları sonlarıydı o zamanlar. şu an müzikten bile saymadığım bir türdür. müzikten sayan insandan da şüphe ederim. tek amacı para kazanmak olan, sanata değer vermeyen insanların yaptığı bir tarzdır. enstrüman kullanımı son derece azalmış, bilgisayar tabanlı bir müzik haline gelmiştir. şarkı boyunca altyapı hep aynı devam eder.

    sözler olabildiğince saçmadır. ya abartılı duygusal ya da alabildiğine atarlıdır. kim daha ağır söz söyleyecek yarışıdır resmen. ergen kızlarımız da eski sevgililerine nispet yaparcasına arabada bu şarkıları dinlerken snap atarlar.

    3 bilemedin 5 akor üzerine kuruludur. bu yüzden eline gitar alan biri bu akorları öğrenip sahile koşar, gitar çalıyorum havası yapar. biz evde saatlerce parmak antrenmanı yapar, gam çalışır, teknikleri şarkının neresinde ne düzeyde uygulayacağımıza bakarız "aferin güzel çalıyorsun" der geçerler. adaletsizlik...

    bir de moda oldu tiz sesli bir kadın vokal hafiften nağmeli bir ezgiyle sözleri söylüyor arkadan erkek vokal şarkıya giriyor falan. ne zaman bir tv kanalında bir pop şarkıya denk gelsem hep böyle şeyler çıkıyor karşıma. sanırım bu para ediyor şimdilerde bilmiyorum.

    kaliteli şeylerden kaçan, tek amacı eğlence olan, "aman hiç güzel şarkı/sanatçı aramayayım, herkes ne dinliyorsa onu dinleyeyim" diyen insanların dinlediği bir türdür. ve maalesef ülkemizin çok büyük bir kısmını oluşturur bu insanlar. bir metal/rock konserine ya da bir gitar festivaline gittiğimde gördüğüm kalabalık bu yüzden beni mutlu ediyor. "hiç az değiliz be" diyorum kendi kendime. türkiye'ye gelen blues sanatçıları da oluyor ama nadir geldiklerinden ve genelde sınav haftalarımda geldiklerinden gidemiyorum :(

    dinlemeyin dinletmeyin bu türü. sadece yerlisi değil uluslararası düzeydeki temsilcileri de iyi değildir.

    (bkz: popçular dışarı)
    jimi
  6. 1970'lerinden başlayarak, sürekli dinlediğim, dinlediğimden yüzümün güldüğü, kendimce dinlemekten zevk alıp, mutlu olduğum, muhteşem modern popüler halk müziği türü...
    dinlerken eğleniyorum, başka söze gerek var mı?
    ya ben bi eğlence gecesi yapacağım, bana belirlediğim dönem için türkçe pop şarkıları gerekiyor diyor iseniz, müzik listelerinizi beraber oluşturabiliriz...
  7. onno tunç'un ölümüyle bitmiştir.