1. herhangi bir tarife bağlı kalmadan, yapanın damak tadına güvenerek deneye yanıla bulduğu tatlar silsilesi. belli bir tarifin uyarlanmışı da olabilir, tamamen sıfırdan da yapılabilir; yeni başlayanlar için var olan tarifte oynamalar yapmak iyi bir başlangıç olacaktır.
    bizim ailede bu işin üstadı babadır, keyfi yerindeyse, genelde evde kimse yokken acıkmış ve mutfağa girmişse sonu kesin "uyduruk yaptım" şeklinde biter. anne için bunun karşılığı "kıytırık"tır. kıytırık der çünkü deneme yoluyla muhteşem bir lezzet yaratmış olma ihtimali olan er kişisinin yıllar boyu binbir emekle inşa ettiği mutfak hakimiyetini bir çırpıda yıkmasını istemez, düşüncesine bile tahammül edemez.
    neyse, ne diyorduk. uyduruk yemekler benim için perşembe yemekleridir daha çok, çünkü semt pazarı cuma günü kurulmakta. tüm hafta yağmalanmış olan dolapta kalanlardan bazen harika tatlar çıkabiliyor. tabii bazen çıkmayadabiliyor, o kısmı çaktırmamanızı, orta yollu bir şey ortaya çıkardıysanız ve gideri de varsa yoğurt sarımsak ikilisinden destek almanızı öneririm.
    mutfağı laboratuvara dönüştürmek iyidir, doğra soğanı, bas salçayı diye ezbere giden alışkanlıklardan kurtarır, damağı ve ufku açar. ezberleri bozmak iyidir. varsa uyduruk tariflerinizi beklerim efenim.
    zorunlu ek: uyduruk yemekler başlığını yeme içme olarak açmama rağmen anket kanalına taşınmış; eski c.başkanlarımızdan birinin de dediği gibi; "insan gerçekten hayret ediyor"
    mesut
  2. annemin az kalan tarhana çorbasıyla az kalan nohutu birleştirip nohutlu tarhana çorbası üretmesi.
  3. kesinlikle abim bunu çok iyi yapar.
  4. yumurtalı patates kesinlikle bu kategoride. hem en ucuz malzemeler hem en kolay yapılış diyor tavsiye ediyorum.
  5. suyuyla tanesi ayrı kalan çorbaları bir yemek kaşığı tarhana ile kıvama getirmek uyduruk mu bilmem ama çok lezzetli.
  6. kabak makarnası.
  7. odtü yemekhanesindeki birikimli yemekleri hatırlatmıştır.

    pazartesi: nohut, salı: havuçlu nohut, çarşamba: havuçlu nohutlu patlıcan, perşembe: havuçlu nohutlu patlıcanlı patates, cuma: havuçlu nohutlu patlıcanlı patatesli kıyma

    pazartesi günleri 1 sayfa olan yemek listesi, cuma günü 2 sayfa olurdu.
  8. yemek yaparken asla uydurmadan geçmem. mutlaka bir yaramazlık yapmam gerekiyor. insanlara da bir şey demiyorum, kendi kendimle iddiaya girip ya kazanıyorum ya kaybediyorum.

    en eğlencelisi makarna sosu yaratmak. ben bazen işi abartıp baya serpme kahvaltılı makarna da yapabiliyorum ama çoğu zaman makarna gibi sıkıcı olabilecek bir yemek ziyafete dönüşüyor.
    çorbalar da hediye pakedi gibi. sonunda nasıl bir şey çıkacağını hiç kestiremiyorsun. al ordan bir patates, burdan kabak, biraz brokoli nasıl olur, bunların hepsi çorba olunca ne renk çıkar acaba, orda boş boş duracağına biraz da havuç koyayım da değerlensin.. ben tatmin olana kadar sürüp gidiyor bu.
    et yemeklerinde ise durum biraz hassas. ne şaraplar sirkeler ballar peynirler yumurtalar kullandım ne günahlar işledim o tencerenin başında.
    ama kendim yapıyorum diye demiyorum, çok orjinal etler çıkıyor ortaya. birkaç sır gibi sakladığım tarifim var, ilerde değerlenecek gibi hissediyorum.

    terapi gibi bir şey yemek yapmak. küçükken de böyle evde bulduğum her şeyi bir kapta karıştırırdım. oyunun ismi "deney yapmak" idi. şimdi kazık kadar oldum, deney yapma oynayarak tatlısından nefret ettiğim balkabağının harika bir çorbaya ya da zeytinyağlıya dönüşebileceğini öğrendim.

    ama cesur olmakta fayda var. şahsen kendime desteğim tam bu mevzuda.*
  9. çikolatalı/fındık ezmeli makarna
  10. genelde hasta olduğumda annemin yaptığı çorbalar bu kategoridedir. et ya da tavuk suyu birsürü anlamsız ve kötü görünen ot-sebze kötü bir görüntü müthiş bir tat ve iyileştirme gücü
    wtf