1. kafamda yok diye sevinirken, anlımın üstünde de belirdiğini fark ettiğim, büyüme eğilimiyle endişe yaratan olan anksiyete tetikleyici hastalık.stresten uzak durun.nasıl olacaksa o iş.hastalığın kendisi başlı başına stresli zaten.insanlar arasında %4 oranında ortaya çıkan bir hastalığın gelip sizi bulması ne kadar şanssız olduğunuzun ayrı bir göstergesi.beyazlayıp hiç ekran başında iş yapamıycam sanırım.iskandinavik bir beyazlığa sahip değilseniz biraz bile koyu bir teniniz varsa.sıkıntı ciddi.doktorların verdiği ilaçların işe yaramasını ummaktan başka çareniz yok.çünkü çok dirençli bir hastalıktır.genellikle kaybolmaz sadece büyüme durur.ileri safhalara yönelik çok çeşitli tedavi yöntemleri olmakla ve şuan için zararsız dikkat çekmemekle birlikte seyrini kestirememek çok yorucu.2009 yılından bu yana yavaş yavaş büyüme eğilimi hep vardı kendi üzerimde. ayrıca estetik bir sorun suratınıza bakılamayacak bir hale gelme ihtimali veya vücudunuzun görünebilir bir uzvunda gelecekte olabileceği endişesi. dermatologların kazandığı parayı ne kadar hak edip etmediklerini düşünüyorum.
  2. bu hastalığı sadece bir cilt hastalığı olarak görmemek gerekiyor. hastalığa yakalanma oranı binde bir, tanrım çok şanslıyım ^_^. bu rahatsızlıktan şikayetçi olan kişiler alanında uzman bir dermatoloğa gitmeli ve tahlil yaptırmalıdır. özellikle t3 ve t4 tiroid hormonlarına bakılmalıdır; gerekli görüldüğü takdirde beyaz bölgeden biyopsi alınarak bölgedeki pigment kaybına bakılmalıdır.

    özellikle b12 ekstra vitamin ihtiyacı tamamlanmalı, kişinin kan seviyesi düzenli olmalı, kansızlığı önleyen iştah açıcı besinler tüketmelidir.

    en sık başvurulan yöntem uva, uvb ve darband (işın tedavisi) yöntemleridir. işığın deriye nüfuz ederek hücrelerin uyarılması ve pigmentlerin aktifleştirilmesi amaçlanmaktadır.

    vitiligo
  3. stres ne kadar etkili bilmiyorum ama ablamın lekeler stresle artıyor gibi geliyor bana
    tes