1. tanımadığına sarılma, "ağlama ulan ağlama" dedirtecek kadar üzen kadın.
    masasında tadını acı bulduğu halde adının hatırına iki kadeh attığı rakı, düşünceli gözlerinde şeffaf ama dolu damlalar ile birlikte.
    anlat sabahlara kadar dinleyeyim seni ama yine de ağlama. derdini çözmek için değil, dert sandığın şeylerin önemsizliğini anlatabilmek için içelim.
    kadınlar ağlamamalı be üstadım, ağlatılmamalı, seni ağlatsa bile, seni başkasına kötü anlatsa bile.
  2. ben bunu bazen yapabiliyorum. son 3-5 yıldır sinirlenince (kavga etmeyi beceremediğimden ağlayarak deşarj oluyorum), çaresiz kalınca (bu da yine birine yada birşeylere sinirlendiğimde ama ne desem anlamayacağını ve olayın çözülmeyeceğini bildiğimden çaresizlik olarak nitelendiriyorum) falan ağlamaya başlıyorum. öyle hüngür hüngür böğürerek değil ama gözyaşlarım öylece akıp duruyor durduramıyorum. dışarda bir yerlerde oturduğumuzda böyle bir ana denk gelince sevgilime yazık oluyor. onunla ilgili olmasa da çocukcağız kalakalıyor. bak şimdi millet diyecek hain erkek acaba ne yaptı ne dedi ki kız ağlıyor diye dalga geçiyor benimle. sonra gözümden yaşlar akarken gülüyorum falan öyle bir saçma duygusal durumlarım oluyor.

    olabilir yani böyle durumlar çok ciddiye almayın, duygusal yaklaşmayın. genelde pek de mühim şeyler yüzünden değil ağlamalarımız.
  3. ağlasa da sahtekar, gülse de sahtekar! yalnızken ağlasa da mı sahtekar?
    içinden geldiği gibi ağlayabilene
    ve mutluymuş gibi rol yapmadan yaşayabilene ne mutlu!
    kendisine yalan söylemeyen, kendini kandırmayana ne mutlu!
    içinden ağlamak geldiğinde dertleri ile içinin kör kuyularını doldurmak yerine gözyaşlarıyla ruhunu yıkayana ne mutlu!
    ister ağla, ister gül!
    zira kimine ağla demişler kimine gül!