1. beni en rahatsız eden konulardan birisi.. hasta olmama en çok etken edenlerin başında.. ben bile kendimi tanımazken başkaları beni nasıl tanıyor ve ne demek istediğimi anlıyor hala anlayamıyorum ve anlayamayacağım da.. kendi algılarınız karşınızdaki insanın söylemek istediği olmayabilir.. onun için lütfen sorunuz ne demek istediğini öğrenene kadar.. yoksa çok kırıcı oluyor.. hele de iyi insan olarak gördükleriniz yapınca..
  2. karşınızdaki kişilerin düşüncelerini önemsiyorsanız yaşanması sinir bozucu bir durum. kendimden yola çıkarsam karakterimi kabullendikten sonra yanlış anlaşılma endişem azaldı. değer verdiğim insanlar dışında başkalarının düşüncelerini eskisi kadar önemsemiyorum. davranışlarımda ki sorumluluk ve karakter bilinci yerleşti. bu konuda biraz bencil yada egolu olmanın faydası olabiliyor.
  3. benim gibi insanlara geniş espriler yapan bir insanın sonrasında yaptığı yok o manada demedim yakarışı
  4. normaldir. sonuçta ne anlatırsanız anlatın, anlattığınız karşıdakinin anladığı kadardır. bu sebeple mütemadiyen yanlış anlarız/anlaşılırız.
  5. patavatsız insanlar için kader gibi bir şeydir. her durumda ve toplulukta yanlış anlaşılabilir ve dışlanabilirler.

    elbette kendimden biliyorum, artık herkes alıştı tabi ama bazen öyle şeyler çıkıyor ki ağzımdan ben bile kendime "yuhh" diyorum.

    ***

    vakti zamanında müdürüm benden özel bir çalışma istemişti. fakat kendisinin de tam olarak anlamadığı, uzun araştırmalar yapıldıktan sonra bir kaç çıkarımda bulunulabilecek bir çalışmaydı. asla istedikleri sürede doğru verilere ulaşamazdım.

    bir kaç defa anlatmaya çalıştım imkansız olduğunu, kızdı bana.

    +ne diyorsam onu yap nu gua!

    "peki" dedim, içimden ise; "sen görürsün" diye diş bileyerek saydırıyorum.

    tabi gündüz iş çok yoğun olduğu için bu çalışmaya vakit yok. gece çalışmam lazım ama öncesinde işletme içinde ki her bir kişi üzerinde değerlendirmeler yapmam gerekiyor (o zaman için personel sayısı 1500 civarında)

    1 aylık saha çalışması sonucunda tüm verileri derledim. şimdi işin zor kısmı müdürlerin anlayabileceği uygun bir şekilde uygulama ve çalışma biçimlerini hazırlamaktı.

    15 gün boyunca uğraştım ama bir şey olmadı. zaman dolmak üzere, baktım olacak gibi değil, üst yönetim çok bastırıyor. artık nasıl olacaksa olsun nasıl olsa kendileri de tam bir şey anlamıyor diye, bildiğim tüm matematik formülleri üzerinden bir birinin benzeri bir çok çalışma hazırladım. amacım herkesin kafasını karıştırıp, soru sormalarına mahal vermeden işin içinden sıyrılmak olmuştu artık.

    sunum günü geldi çattı (istenmeyen günler çabuk gelirmiş).

    çıktım anlattım, o kadar kafaları karıştı ki, müdürüm tebrik etti beni, çok güzel bir çalışma olmuş diye ve ekledi,

    "nu gua bu çalışmayı uygulama aşamasına geçebiliriz, eğitim detaylarını hazırla".

    bunun üzerine üzerimdeki baskı ile birlikte ağzımdan;

    *metin bey, siz müdürler olarak hiç bir şey anlamadınız ben tüm personele çalışmayı nasıl anlatacağım? dedim.

    bir an bir sessizlik oldu, tam "ne yaptın sen" diye içimden yusuf yusuf pozisyonuna geçerken; yüzümde nasıl bir ifade oluştuysa artık, herkes gülmeye başladı, sanırım acıdılar bana.

    en azından kimse bir şey anlamadığını kabul edecek ve bununla eğlenecek kadar erdemliydi :)

    not: bu anımı neden paylaştığımı unuttuğum doğrudur.

    ***

    patavatsız insanları da sevelim, onlara da yazık...
  6. teklifsiz yazışmada(*:sosyal medya, whatsapp vb. yani) daha çok karşılaşılan durum. gülen surat çeşitleri kullansanız da muhatabınız kişi sizin yazarkenki mimiklerinizi görmüyor ya da konuşmadaki gibi sesinizi duymuyor ya, kendi zihninde sizi ve oluşturduğu karakterinize göre "kesin şöyle demek istedi", "bugün kesin şöyle" diye etiketleyiveriyor. sonra "haydaaa" diye başlayıp anlat dur kendini :/ (*:beat rice'i sizden öğrenecek değilim :p)
  7. anlaşılamamaktan bile kötüdür.
    marti
  8. hayatımda en sevmediğim şeylerde ilk 5e giren ve en çok hataya düştüğüm durum, ardından gelen utanç ise ekstra puan oluyor
  9. yeni tanıştığım biriyle sık karşılaştığım olay..sanırım biraz iğneleyici bir espiri anlayışım var.bunun farkında olduğumdan bazen özür diler uzaklaşırım,bazen de durumunu açıklama ihtiyacı hissederim.
  10. olası şeyler deyip yola devam etmeli. her zaman için peşin hükümlü olmamakta fayda var.
    insanlarla daha tanışık bir hale gelene kadar hakkımda düşündüklerine örnek vereyim: "havalı", "antipatik", "artist", "kibirli". hiçbiri ile uzaktan yakından alakam yok. bunları duyduğum insanlarla şu anda en az 6 yıldır arkadaşım. yani, başta da dediğim gibi takılmayın. siz bir şekilde görünürsünüz, önemli olan karşıdaki insan sizi daha yakından görmek için uğraşacak mı?