1. olay tamamen hurilerin ademi cennetten dünyaya itelemesidir. kendisinden başka bir şey düşünmeyen bencil ahlaksız seks düşkünü adem'i hurilerin havva'ya gazı verip "o elmayı yemezsen sana vermem" dedirtmesi sonucu dünyaya itelemesi. o gece huriler eşi benzeri görülmemiş bir kutlama yapmışlar. sonrasında sonsuza kadar cennete huzur ve mutluluk içinde yaşamışlar.
  2. kozmogoni teorilerinden çok da bir farkı yoktur. mahalledekiler anlasın diye isim vermişler, gözde canlandırılabilir hale getirmişler. dünyada ilk canlılar maviyeşil algler diye biliyorum. bunları oluşturan atomları el yordamıyla bir araya getirsen canlanır mı? getiremediğimiz için bilemiyoruz. o zaman geriye cevaplanması gereken bir soru kalıyor. madde nasıl canlandı?

    buna cevap verme işgüzarlığına neden giriyorlar tam anlamış değilim. verilen cevap da üfledi olunca birileri de buna karşı çıkınca karşı çıkanların daha iyi bir cevabı olmaması üfleme seçeneğini doğru yapmıyor.

    kısacası yaratılış teorisi cevap verilemez durumda olan bir soruya verilen tek ve saçma bir cevaptır.
    abi
  3. bazı çevreler teori kelimesini sevmezler ve t kullanmazlar
    sonuç olarak yaradılış olarak adlandırılan teori olabilir.
  4. aasmaestefan
    23 mayıs 2014 cuma
    zecharia sitchin'e göre anunnakiler ve insanin yaratilisi


    zecharia sitchin yakın doğu tarihi ve arkeolojisi uzmanıdır eski ahit (tevrat ve zebur) sami ve avrupa dilleri modern ve eski ibrani dili konularında eğitim almış ve londra iktisadi ve siyasal bilimler okulu´nda öğrenim gördükten sonra londra üniversitesi´nden mezun oldu. sümer dilini anlayan ve okuyan nadir bilginlerden biridir.

    yeni çalışmaları yakın doğu´daki eski uygarlıklar tarafından yazılan kil tablet metinlerle ilgilidir; bu alanda aradığı çok daha eski uygarlıklardır. sitchin´in kitapları; körler için yazılan braille alfabesine bile çevrilmiş sayısız radyo ve tv programlarında tartışılmıştır. sitchin´in "dünya kronolojisi" adlı kitap serisi mitolojinin kökeni olarak kabul edilebilir bir hayal ürünü değildir çünkü geçerli ve sağlam kaynaklara dayanmaktadır yazar bunlara "antik anılar" demektedir.

    ona gore;"tevrat ve incil dinsel bir metin olarak değil tarihsel/bilimsel bir döküman olarak okunmalıdır antik büyük uygarlıkların kökeni dünyadışıdır. "

    sitchin antik bilginin dünyaya annunaki (göklerden dünyaya gelen) tarafından getirildiğini öne sürerken modern bilimin antik bilgiyle uyum sağlamaya başladığını ve devamı olduğunu belirtmektedir. ilk kitabı olan "12. gezegen"de güneş sistemi´ndeki kayıp gezegen olasılığından söz eder ve bu gezegenden dünyaya yarım milyon yıl önce gelen halkın kutsal kitaplarda anlatılan olaylara neden olduğunu belirtmektedir. örneğin tevrat´ın "genesis" bölümünün 6. bölümü´nde adları geçen ve tufan´dan önce insanoğullarının kızlarıyla evlenen "nefilimler"in 12. gezegen´den geldiğini yazar. "nefilim" sözcüğünün özgün anlamı "tanrının oğulları veya göklerden gelen devler"dir ve bizler geçmişte devlerin yaşadıklarını düşünüyor ve araştırıyoruz. sitchin kilisenin kutsal kitaplarla ilgili soru sorulmaması kuralını da eleştiriyor ve sorgulamanın kutsallıkla ilgisi olmadığını söylüyor. çünkü ona göre tarihsel bilgiler bu metinlerin içinde saklıdırlar ibranice´deki "nafal" sözcüğü de "nefilim" yorumunu destekler gibidir ve "düşüş/düşenler" anlamındadır. sitchin kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle diyor; soru: dünyaya 6.000 yıl evvel kimler indi? sitchin; düşüş ne anlama geliyor? bu sözcük beni mitolojiden arkeolojiye oradan da kutsal kitaplarla buluşma noktasına getiriyor. antik dilleri inceleme konusunda yeterince uzman olduğuma inanıyorum ve kutsal kitaplarda geçmişte yaşanan olayların anlatıldığından eminim. peki kimdi nefilimler?
    tüm antik metinleri kutsal kitaplar eski yunan ve eski mısır mitolojilerini içeren metinler piramit yazmaları yani herşey beni bildiğimiz ilk uygarlık olan 6.000 yıl öncelerde yaşayan sümerler´e götürüyor. yani efsanelerin ve mitlerin kaynağı olarak sümerler ortaya çıkıyorlar. sümer yazısını çok iyi öğrendim ve hemen herşeyi ısrarla defalarca okudum ve gördüm ki sümerliler´in anunnaki´si "nibiru" adı verilen bir gezegenden geliyordu. gezegenin adının anlamı artı veya haç demekti. o zaman soruyu genişlettim; nefilimler ve anunnaki kimdiler ve nibiru hangi gezegenin adıydı? uzun astronomi çalışmalarından sonra astronomi kaynaklarında bu konuda iki ayrı yaklaşımın bulunduğunu öğrendim; bir görüşe göre nibiru mars´dı karşıt görüşe göre ise jüpiter´di. uzmanlar bu konuda uzun tartışmalara girmişler ve asırlarca kendi görüşlerini savunmuşlardı. doğrudan antik kaynaklara yani kil tabletlere dönerek nibiru´nun tanımı ve konumunu araştırdım. sümer astronomisinde gezegenin yeri belirtilmişti güneş´e yakındı ve mars´la ilgisi yoktu jüpiter ise hiç olamazdı. bir gece uyandığımda cevabı buldum; tabii ki bu başka bir gezegen olmalıydı; mars´la jüpiter arasındaydı bazen mars´a bazen de jüpiter´e yakınlaştığından karıştırılmıştı. mezopotamya yaradılış miti tevrat´daki yaratılış bölümü´nün ilk satırlarıyla aynı anlamdadır ve burada anunnaki ile ilgili tüm ayrıntıları bulabilirsiniz. onun ve diğer liderlerin kendi gezegenlerinden dünyaya yaptıkları yolculuk iran körfezi´ne inmeleri ve konuşlanmaları açıkça belirtilmiştir. herşey çok açıktır sümerliler astronomik açıdan büyük bir bilgiye sahiptiler. 6.000 yıl öncesinde uranüs ve neptün´ü biliyorlar ve pluto´yu tanımlıyorlardı oysa bizler pluto´yu 1930´larda keşfettik matematik alanındaki bilgileri bazı yönlerden günümüzün ötesindeydi ve "bildiğimiz herşey bize anunnaki tarafından öğretildi." diyorlardı.

    nibiru farklı bir olaydır yüzyılımızda astronomlar tarafından "planet x" adıyla tanımlanmıştır ve nibiru´nun varlığı doğaldır yani güneş sistemi´nde olması gereken bir objedir. ama sümerler´in daha önemli bir iddiaları daha var; nibiru kavramının yokolmadığını ve anunnaki´nin geri geleceğini söylüyorlardı bu geri gelişin periyodu 3.600 yıldı. öyleyse biz yalnız değiliz ve güneş sistemi´mizde bizden daha ileri bir uygarlık var.
    soru: bir daha geleceklerse bunun zamanı belli mi?
    sitchin: bunu kimse bilemez. acaba bizi tekrar bilgilendirmeye karar verdiler mi? daha fazla teknolojiye ve uygarlığa ulaşmalı mıyız? veya bizim iyi olmadığımız kanaatine vararak yardımcı olacaklar mı? tufan´da olduğu gibi yeni bir afet karşısında yine yardıma gelecekler mi? bunu ancak geçmişten öğrenebiliriz.

    sümer bilgilerinden yola çıktığımızda bilinmeyen bir gezegenin varlığı kesindir tevrat´ın öyküleri geçmişimizi anlatmaktadır eğer onları iyi ve doğru anlarsak geleceğimizin nasıl olabileceğini de anlayabiliriz. geçmişin günahkar insanları sadece bir tanımdır onların günahları teknolojik hataları ve hırslarıdır aynı yere tekrar geldiğimizi kim reddedebilir ki? ben kutsal kitapların öykülerini gözden geçirdikten sonra iki önemli açıyla karşılaştım. bir kere eski mısır yazıtları ve mitolojisi resim olarak sümerle kesin uyum sağlıyor ikincisi ise insanın ölümsüzlüğü arayışıdır. düğüm yeri sina dağı´dır iniş yeri veya irtibat merkezi orasıydı yani uzay üsleri sina dağı´ndaydı ve kudüs´ün önemi bu yüzdendi. üçüncü kitabım olan "the wars of gods and men"de insanlarla anunnaki insanları arasındaki savaşı anlattım insanlık kendilerine uygarlık getirenlere baş kaldırırken yanlarında uzaylıların bazıları da vardı. belki bu savaş bir bağımsızlık savaşıydı veya anunnaki´lerin kendi aralarındaki bir bölünmenin sonucuydu bunu bilemiyoruz ama kardeşlerin kavgası olduğu kesindi çünkü temelde kardeş olan enlil ve enki savaşıyorlardı ve savaş onların torunlarına kadar sürdü.

    benim "piramit savaşları" adını verdiğim iki büyük savaşta insanlar da bölünmüşlerdi. insan denen yaratık savaşı nasıl öğrendi? bu ahlaki veya teolojik bir konudur. insanın doğasında savaşmak var mı ya da savaşçı olmayı kimden öğrendi? unutmayın ki kızılderililere de afrikalılar´a da savaş sanatını ve stratejilerini biz uygar beyazlar öğrettik. dördüncü kitabım olan "the lost realms" amerika kıtalarının 5.000 yıl öncesini anlatır ve bu dönem inkalar´ın mayalar´ın aztekler´in çok öncesidir. amerika kıtaları bilinmeyenlerle doludur inanılmaz megalit yapıların kaynağı bilinmemektedir. 6.000 yıl önce kimler vardı? aslında öykü aynıdır ve anunnaki amerika kıtalarına da gelmiştir. gizem linguistiktir yani dillerin kökeninde saklıdır. inanılması güç ama hemen her teknolojik buluş sümerliler tarafından yazılmıştı antik yazıtları incelerken bunu doğruladığım her anda koltuğumdan sıçrıyor ve tanrım 6.000 yıl önce sümerliler bunları nasıl biliyorlardı diyordum. "12. gezegen" adlı çalışmamda yer alan bir sümer metni vardır açık açık adem´den yani yaratılan ilk insandan söz eder. metni okuduğunuzda tüp bebek yöntemiyle karşıkarşıya kalırsınız. bunun daha birçok örneği var bilim herşeyi bir yana bırakıp antik bilgilere bu gözle bakmalı ve farklı bir dünyanın kapısını artık aralamalıdır.

    soru: bütün bunlar "nefilim" sözcüğü ile başladı değil mi?
    sitchin: evet başlangıç oydu.
    soru: kitaplarını okuyan birçok insan tahminlerinizin cesurca olduğunu söylüyorlar. tabletler ve çivi yazısı örneklerini yorumlamanızdan rahatsız olanlar var?
    sitchin: elimizdeki bilginin sümerliler´e ait olduğu kanıtlanmıştır ve 6.000 yıllık olduğu kesindir. hiç merak etmiyorlar mı bugünün buluşlarının oralarda nasıl yer aldığını? genetik mühendislik ve adem´in nasıl üretildiği enki mitinde açıkça anlatılır enki´nin simgesi olan birbirine dolanmış iki yılan günümüzün tıbbının da simgesidir ve aynı zamanda dna´yı simgeler yani dna´nın çift sarmalını. teleskopları ve voyager gibi uzay araçları olmadan neptün´ün bir su gezegeni olduğunu nasıl biliyorlardı? bunlar beni ilgilendirmiyor ben sümerliler´e herşeyi öğreten anunnaki´nin nereden geldiğinin peşindeyim; sümerliler "nibiru"dan geldi..." diyorlardı ve nibiru´nun güneş sistemi´nde bulunduğunu söylüyorlardı. ama ben dünyanın yakınında bu kadar zeki canlıların yaşadığı bir gezegenin varlığını düşünemiyorum. öyleyse anunnaki nerede? sorulması gereken soru budur. dinsel yorumların geçerli olduğuna tüm sıradanlıklarına rağmen inanıyorsak neden başka bir yorum aramayalım? buna ne engel var ki? eğer yeterli bir açıklama bulamıyorsak neden sümerler´in sözlerini kabul etmeyelim? bu çok daha akılcı olacaktır.

    kitaplarımın hiçbir yerinde kullandığım metinlerin veya tabletlerin gerçek olmadığını bulamazsınız. herşeyi gittim ve bizzat yerinde gördüm ve inceledim. orada duruyorlar ve varlar. enki diye birisi nibiru´dan gelmiş ve iran körfezi´ne inmiş metinlerde böyle yazıyor; işte bu kadar... ortaya çıkıp show yaparak bakın ne buldum demedim. british museum´da bana yazıtları gösteren bilim adamı; "size gösterdiğim ve verdiğim tüm bilgiler tüm kaynaklar akademik ve bilimseldir kabul edilmiş bilimsel kaynaklardırlar." diyordu yani ben kaynaklarımı asla uydurmadım hepsi gerçekten varlar.

    soru: "the wars of god and men" adlı kitabınızdaki kaynakların listesi 16 sayfa sürüyor?
    sitchin: bir kaynakta enki´nin dünyaya nasıl geldiğini okuyorsunuz bir diğerinde aynı öykü "enki ve dünya miti" olarak karşınıza çıkıyor. başka bir metinde enlil bir mit olarak karşınızda ve bunların tümünün adı mitolojidir. ben diyorum ki mit olmayan nedir? bunun tarifi var mı ki? mitler gerçeği anlatıyorlar. benim akla yakın makul ve mantıklı bir senaryom var bu şekilde birçok bulmaca ve gizem açıklanabilir yani bilinmeyen tarih öğrenilebilir. piramitleri kimin yaptığını kesin olarak bilmek zorundayız...

    soru: anunnaki hakkında daha neler söyleyebilirsiniz? bizler aynı anunnaki´nin hala kontrolu altında mıyız yoksa özgür müyüz?
    sitchin: onlar bize değil biz onlara benziyoruz sanırım. bizi genetik mühendislikle yarattılar ve evrim silahının namlusuna yerleştirdiler. fiziksel ve duygusal olarak onlara benziyoruz tevrat; "ve allah dedi; suretimizde benzeyişimize göre insan yapalım... ve herşeye hakim olsun... ve allah insanı kendi suretinde yarattı onu allah´ın suretinde yarattı..." (kitabı mukaddes/tekvin 26/27) diyor. fazla söze gerek yok biz onlara benziyoruz. ama çok önemli bir fark var; o da onların ölümsüzlüğü; bunun nedeni uzay-zaman olmalıdır güneş sistemi çevresindeki bir turları yani onların bir yılı bizim uzay-zamanımıza göre 3.600 yıldır; işte aramızdaki en önemli fark budur. teknolojik düzeyleri sadece uzayda yolculukla sınırlı değildir millyonlarca yıllık yolculuklar yapabilmektedir ve bunun için de ölüleri canlandırmaktadırlar yani dondurma yöntemini kullanmaktadırlar kutsal kitaplardaki tüm mucizeler onların teknolojisinden başka birşey değildir. dünyaya gelip bizleri genetik mühendislik aracılığı ile yarattıktan sonra kendi genlerini maymun-insanla karıştırdılar ve birgün biz de uzaya açılıp bir başka gezegene indiğimizde aynı şeyi yapacağız. yani modeli yayacağız. ama olaylar bunu engelleyebir tufan öyküsünü anımsayın insanlık yok edilmiş fakat nuh ve gemisi aracığılığı ile tohumlar kurtarılmıştır bu yine olabilir. enlil insanlığı sularla boğmaya karar verdiğinde enki nuh´a (sümerce´de ziusudra) olacağı haber verir ve sonra gemiyi nasıl yapacağını ve batmaması için ne yapacağını öğretir ve nuh ailesini ve hayvan türlerini alarak gemiye biner; sümer kaynaklarına göre böylece tohumlar kurtarılır. burada anunnaki liderleri arasındaki anlaşmazlık görülür; hangisi doğru ve doğru değil bunu bilmiyoruz. neyin yapılıp neyin yapılmadığını da... ama olanlar ortada.

    soru: yaratılmış bizlerle ilgili bir son var mı? ya sizin yaptığınız nedir?
    sitchin: söyleyebileceğim tek şey bir görevimin olduğudur veya bir misyonumun. toplumu antik insanların bildikleri ve inandıkları konusunda bilgilendirmeliyim. bunun için onların kaynaklarını ve yazdıklarını ve çizdikleri resmi kullanıyorum. bu malzeme bir mit değil gerçek bir öykü. benim yazdıklarım özgün bir bilginin başlangıçtaki temeli olabilir. iki düzine kitap yazdım teolojiden astrolojiye kadar... daha da yazacağım tümünün temelinde onlar var yani anunnaki. anlatmaya devam edeceğim herkes arzuladığı gibi yorumlamakta serbesttir.

    soru: çalışmalarınızın bilimsel bir yoldan geçmesi sizi daha güvenilir kılıyor. bu da tahminlerde bulunmadığınızı ve varolan güncel kanıtlara dayandığınızı gösteriyor değil mi?
    sitchin: evet bu malzemeyi kullanmaktan mutluyum ayrıca tüm görüşlere de açığım. sonuç olarak benim kitaplarım antik zamanlarla ilgili metin kitaplarından başka birşey değildir.
    soru: sürekli yeni birşeyler bulduğumuza ve uygarlığımızı ilerlettiğimize göre bundan sonra nelerin olacağı hakkında bir fikriniz var mı?
    sitchin: elbette ki hayır bize verilen uygarlığın ne kadarı onlara ait bilemiyorum üstelik bizi yok etmeye de çalıştılar çıkarları neydi bilmiyorum ve tahmin yapmam doğru olmaz. tabii ki kendiliğimizden yarattığımız çok şey de var.
    soru: burada bizim için bir ders var mı? eğer bu bizim gerçek tarihimiz ise anunnaki geri geldiğinde yeni bir tufan´ı önlemenin yolunu öğrenebildik mi?
    sitchin: bu tahmin edilemez çünkü ben onların liderlerinin bildiğini bilmiyorum. enlil veya enki klanı ne durumda? bunu da bilmiyorum işte bu nedenlerle bu çok büyük sorunun cevabı da çok zor. şunu söyleyebilirim ancak; "bir atı suya doğru sürebilirsiniz ama zorla su içiremezsiniz..."


    alıntıdır (aasmaestefan@gmail.com)

    12. gezegen'i okuduğumdan beri; neden olmasın diyorum.
  5. hakkinda uzun uzun yorumlar yazildigini gördüğüm zirva. sebebi neydi ki? bilimsel bir tarafi olmadigi gibi teori yada hipotez de degildir. zaten savunuculari teori degil yaradılış gercegi olarak adlandirir.
    benzer hikayeler silmarillion da mevcuttur.

    (bkz: celal sengör kompleksi)
  6. taa bebeklikten zorla kafamiza islenmis olmasa, 12-13 yasindaki cocuga bile gidip anlatsan bak bir de boyle bir teori var diye, "la bi siktir git" der gonderir. o kadar gulunc bir masaldir.