1. ing: life imitates art.

    ilk olarak lana del rey'in gods and monsters şarkısında kulağıma çalınan bu cümle kafamın içinde birkaç tur dönmeye başlayınca peşine düştüm. bende uyandırdığı ilk anlam "yaşam mükemmel değildir ve ancak sanat onu mükemmel hale getirebilir" gibi bir şey oldu.

    oscar wilde bu fikri "the decay of lying" adlı denemesinde açıklamış. ( şuradan online olarak okunabilir.) diyalog şeklinde yazılan denemedeki ana fikirler şu şekilde:
    doğa kusursuz değildir, sanat yalnızca kendisini açığa vurur ve yaşam sanatı sanatın yaşamı ettiğinden daha fazla taklit eder.
    velhasıl hala sanatın yaşamı taklit ettiği daha kolay kabul edilebilir ve kulağa daha mantıklı gelen bir fikir gibi gelse ve denemede kesinlikle katılmadığım yerler olsa da (örneğin vivian doğanın kusurlu oluşunu şöyle açıklıyor: "ama doğa çok rahatsız. çimler çok sert, yumru yumru ve nemli üstelik korkunç siyah böceklerle dolu.") bunun da üstüne kafa yorulası bir görüş olduğunu ve modern/soyut sanatın temelinde yatan fikirlerden biri olduğunu düşünüyorum.
  2. tersinin daha doğru olduğunu düşündüğüm durum.

    insan kendine ve doğasına aykırı bir makine yapamaz örneğin. otomobili ele aldığımızda, kullanmayı bilmeyen kişi bile aslında kullanmayı biliyordur. çünkü, insan bir şeyin kullanımını öğrenebiliyorsa, aslında ezelden de biliyordur.
    doğanın kuralları ve kendi oluşum ilkeleri vardır. insan bu ilkelerin keşfini sanatla yapıyor gibi... bilimin, sanat tarzı olduğunu da düşünebiliriz belki de.

    bir otomobilin parçalarını düşündüğümde, insanın kendi yaşamsal organlarının görevlerini taklit eden parçalardan oluştuğunu düşünüyorum.

    insan öğrenmez, hatırlar.
    doğayı ve yaşamı hatırlayabildiği kadarını da sanatına aktarır. bu da sanatı ile yaşamı taklit etme çabasını gösteriyor gibi...