1. ölümden bizi en çok uzaklaştıran. öleceğimizi unutturan. ölüm sıramızı öyle arkalara atmıştı ki yaşlılık ölümsüzlüğü tatmıştık. istesek de ölemiyorduk. o kadar yaşlıydık. diri kuvvetli ve sonsuz bir yaşam. evet o kadar yol gelmiştik ki bu yol artık hiç bitmezdi.
  2. her eklenen buruş buruşluk tecrubeleri , deneyimleri ile beraber gelir

    her yeri saran haci sakir beyaz sabun kokusu da katkisi

    daha bi cocuk , daha bi hassas

    bircok ilac , doluca hastalik

    yavastan ölüme gidiş belki de inatlaşma
  3. sadece yaşayan bilir. zor. bedene iyi bakmak lazım. gençken vücuda iyi yatırım yapmak lazım ki yaslaninca o da size minnettar olsun.
  4. anneannem'i geçen gün hastaneye götürdüm. karaciğerinde yağlanma başlamış, doktor yememesi gereken şeyleri sayarken kendisi birden isyan etti: "evladım, benim şekerim, kolestrolüm, tansiyonum var, bir de safra kesem yok. ben ne yiyebilirim artık bana onu söyle."
    doktor biraz duraksadıktan sonra "ben yiyemeyeceklerini sayayım ne yiyeceğine sen karar verirsin." dedi ve saydı. aklıma küçükken yaşlanmadan ölmek istediğim geldi o an. çocuk aklımla çok iyi düşünmüşüm dedim kendime içimden.
    bozuk
  5. bitmeyen bir hastalık hali gibi.