1. sorumsuzluktan, soytarılıktan, yalakalıktan, cahillikten, gözleri o kadar kör hale geldi, o kadar derin bi uykuya daldı ki insanlar; işe yarayacağını bilsem elimde hoparlörle yüksek bir yere çıkıp 'ineekk obaasıııı, uyaaaann' diye bağıracam en şener şen tarafımlan.
  2. doris
  3. bilemiyorum altan.
    olur öyle, çok şey yapmamak lazım.
    derdini seveyim.*
    hıı sen çok biliyorsun.
    yav he he.
    yazık dunning- kruger* sendromlu herhalde.
    hamza, umut'u da götür gitmeden.

    edit: iç sesimin ne kadar da ukala, ne kadar da burnu havada olduğu bir günmüş.
  4. "bana bir dil verin, size bir millet vereyim" diyor konfüçyüs. gerçekten de millet olmanın anahtarı iletişimimizden, birbirimizi anlamamızdan geçiyor.
  5. yazabileceğim en kaba sözleri yazacağım kimse bana engel olmasın!
    ( paniğe gerek yok öyle kallavi küfürler bilmem!)
    her insan biraz maldır. hayatının bir yerinde mallık yapmıştır. bir aptallığa bulaşmıştır.
    herkesin içinde bir öküz vardır.vardır tamam kabul kendisiyle hesaplaşırken ya öküz gibi davrandım diye düşünmüştür. bir daha yapmamak için sinyaller göndermiştir tüm bedenine. tekrar hata yapmıştır azıcık da olsa rahatsız olmuştur olmalıdır olması gerekir normali budur
    beni asıl kızdıran bunlar değil; insan nasıl olur da o içindeki öküzün alabildiğine yayılmasına,genişlemesine, mü sade eder. hiç mi rahatsız olmaz, o öküze gem vurmaz.
    ve nasıl buyum işine geliyorsa yayılması ve genişliği ile yaşar
    kendini azıcık değiştirme ihtiyacı hissetmez, bitki gibi ama ondan da faydasız yaşar.
    ve etrafındakiler sessizce o öküze yol verir
    niye????
  6. tap.org.tr adresinden size en yakın pil toplama adresini tespit ederek atık pillerinizi geri dönüşüme sokabilir, işyerinize ya da okulunuza atık pil kutusu talebi yapabilirsiniz.
  7. birinin bana 'boş yere vicdan yapıyorsun o bunu hak etti' demesi gerek. acilen bu vicdan azabından kurtulmalıyım. haksızlık mı yaptım ben!?
  8. yeter artık.
    ülke bilfiil siyasi islam şeriat bataği altında. kolluk kuvvetlerinden tutunda memleketin sözde milliyetçi partisi ülkenin temeline dinamit yerleştirmekle meşgul. vicdan sahibi olan insanların artik nefes alacak alanı kalmadı. ülke mollaların şeriatin yeşil islamcıların elinde hızla yok olmaya gidiyor. mecliste düne kadar fettulahci olan kadın şafak paveye saldırabiliyor. ülkede mecliste anayasa görüşülmeye başlandıgından beri toplumsal infial yaratan olaylar nedense kesildi. emri verenleride az çok benim gibi komploseverler tahmin ediyor.
    bugün laikliği savunan ülkenin bağımsızlıgini isteyen herkes tutuklanıyor. sıra bana sana buraya gelecek. karşımizda türk siyasi hatta eski türk tarihi böyle bedevileşmiş vahabileşmiş aşağılık bir toplum görülmedi. bunların anlyacağı dil diyalog hoşgörü ya da başka bir şey değil . benim sabrım vicdanım kaldırmıyor .
    sözlerimi yıllar yılı köle olarak yaşayıp spartacusun ezeli rakibi ebedi dostu crixusun isyan başlangıcindaki sözüyle bitirmek istiyorum
    kill the all
    edit 1: dune.kadar fethi sahin setter tas vardi. ne kanaliysa artik. yazmak belirtmek istedim. ama dogru ya is isten gectikten sonra baskanlik geldikten sonra nasilki fethi sahin ve setter taş unutuldu. ulke bilfiil isgal edildiginde elinde sadece islami kitaplar kalana kadar tum felsefe roman vs kitaplar alindigindada unutursun. yok artik dedigini duyar gibiyim ama (bkz: hayaldi gerçek oldu) diye birşey var.
  9. uvuvwevwevwe onyetenyevwe ugwemubwem ossas
  10. bugün yaşadığım olayı burada söylemek istiyorum.

    not: özet geçemedim değil, özet geçmiş hali bu şekilde yani. okumazsanız birşey kabeymezsiniz. malum malumatlar.

    bizim polisimiz mal, net mal. bir embesil trafik polisi hatta iki embesil diyelim arabayı almışlar, şehrin göbeğinde yaya geçidi olan yere park etmişler. yaya geçidi yeni boyanmış belli cillop gibi de duruyor. bu mallar da yaklaşık çeyreğini kapatacak şekilde arabasını park etmiş. sanırım öndeki araçlara ceza yazıyorlar. yemek yeri arıyoruz, gördüm bunları. arabada 3 kişiyiz. görür görmez sinirlendim tabii bu nasıl mallık gibilerinden. kaldırıma park edersin, bir şeridi kapatır istediğin gibi beklersin ama neden yaya kaldırımında belliyorsun amk. trafik polisisin bunu yapma bari. ki şöyle birşey de var; bu amk belediyesi bu turuncu dubalara takmış durumda. her yere o dubalardan koyuyor. mantıklı mantıksız her yerde var. otobüsün döndüğü viraja koyup sonra otobüsün dönemediğini idrak edip kaldırmalar mı dersin bariyerden göbek yapmalar mı dersin böyle bir sürü saçma uygulamalar mevcut. kesin belediye başkanın mı artık birilerinin oğulları bariyer işine girmiş, tek açıklaması bu gerçekten. neyse bu dediğim yerde zamanında insanların durduğu yerdi. koydular dubaları artık duramıyorsun. şimdi bu mallar o dubaları koydular ki trafik aksın, gel gör ki adam gene oraya park edip üstüne üstlük yaya kaldırımını da işgal ediyor. park ettim arabayı, bekleyin dedim bizimkilere ben geliyorum. gittim polisim camına açtırdım camı. direkt girdim mevzuya dedim siz neden burada yaya kaldırımını işgal ederek bekliyorsunuz, bu doğru bir davranış mı? dallamanın verdiği tepkilere gel; ne istiyorsun bilader, senin işin yok mu. dedim yayayım ben sen de trafik polisisin ki normal polis de değilsin, buna rağmen yaya geçidine park edilmemesi gerektiğini bilmiyorsun. dallamanın 2. tepkisi; "senin aracın nerede?"tipe gel allah'ım. aracımla ne alakası var bunun, bunun yanlış olduğunu söylüyorum ve normalde ceza kestiğiniz bir durumu gerçekleştiriyorsunuz, bu normal, doğru bir davranış mı? diyorum falan. bu gene aynı lafları tekrarlıyor falan neyse dedim tamam burada bekleyin bravo, dedim gittim yemeğe. arabamı da uyarıda bulunmak için park eden yere koymuştum, aldım oradan otoparka çektim, caddeye çıkıp restorana girdim. 20 dk yemek yedik falan. çıktık dışarıda çay içiyoruz. tipik karşıdan geçti, beni arıyor belli. dedim bizimkilere beni arıyor bu mal. çıktık sokakta karşıdan geliyor. masada arkadaşlarımla konuşmuşum mevzuyu. benim arkadaşım olan mallar imalı geçişler sergiler gibi geçtiler polisin yanından.

    bindik arabaya, çıktık meydana tekrar.

    benim açımdan durum analizi şu şekilde:

    polisle konuştum, beklediğim tepkileri de aldım. durumun çok farklı olmasını beklemiyordum tabii. ama bunu bir tecrübe edeyim istedim. şu beyni gelişmemiş yaratıklardan birine denk gelme olasılığımın yüksek olduğunu bilerek. ve adam gelsin ceza yazsın, yazsın da insanlar nasıl rezillebiliyorlar görebileyim istedim. gerçekten şu uyarıyı yaptım diye ceza yazan bi mal olduğunu belgeyle de ispatlasın istedim yani. (bir de arabadan uzaklaşırken foto çekmek için yeltendim ama teli unuttuğumu farkettim. foto çekemedim. yemekten çıkarken bizim elemanlardan dedim. onlar tabii çok uzatma kafasındalar baştan beri. zaten uzatacak birşey yok. durum bundan ibaretti benim için. vermediler tel falan çekemedim foto.)

    meydandayız. sinirli bir şekilde binmiştim arabaya. malum kemeri takmayı unuttum. solumda polis duruyor, bakıştık. kemeri taktık ben de. dedim o anda kemeri takmamamız çok iyi olmadı şu durumda falan. neyse yanaştı mal, sende biraz uyuzluk var galiba diyor. tekrar diyorum; ben sadece uyarmak istedim, yaya geçidinde duruyorsunuz normal mi bu! bana dediği laf, "senin neye garezin var polise mi?"(sanırım o an paralel ilan edildim). " ne polise garezim olacak, yanlış bulduğum şeyi geldim size söyledim" dedim. mal devam ediyor; "sen beni uyaramazsın ben seni uyarırım". mükemmel tepkiyi alınca daha birşey açıklamanın gereği -en baştan beri- yok. tamam dedim. tamam dememin sebebi arkadaşın kimliği yok malum ohal'deyiz, bana başta söylemişti uzatma diye. sırf onların yüzünden istediğim şeyleri de söylemedim falan. benim arkadaşlardan biri şakayla karışık bir şeyler dedi bir şekilde. "mal polis bana senin yaşında çocuğun var" dedi. tekrar aynı cevapları verdim ne alakası var diye. (olayım bu esnada -ilk planda- o malın birşeylerin farkına varmasını sağlamak falan değil, olayım bu diyaloğun bu şekilde gerçekleşmesi: ben açıklıyorum, izah ediyorum; o saçmalıyor)

    arkadaşımın şaka yollu yaptığı şeylerden sonra mal bize lütufta bulunmuş gibi; hadi gidin yok cuma yoksa bilmem ne demeleri... gittik. tek olsam rutin cevaplar vermeye devam ederdim.

    bundan sonraki durum daha trajik:

    benim mal arkadaşlarım ohal var oglum yapma böyle şeyler, yapsan be olacak, bu adamlar bu zaten falan birşeyler zırvalıyorlar. üste açıkladığım gibi bu durum benlik aslında tecrübe edeyim istedim şu mallığı göreyim istedim, diye açıklıyorum. zaten birinin beni haklı olduğumu düşündüğüm anda susturması nefret ettiğim şeylerden biri. onlar var diye birşey demedim zaten. diğer arkadaşın işi taşşağa vurup mal yaratığa prim vermesi ayrıca anlamadığım şeylerden biri. ben uzun uzadıya bunlara açıkladım falan ne düşündüğümü. "yok ohal yok ne değişicek, şu an bu çok önemli bie konumu" tepkileri veriyorlar. bir de ben mevzuyu bitirdim, tamam oğlum diyorum. durumu tekrar gündeme getirip birşeyler diyorlar. dedim size daha biriey izah etmiyorum, etmeme de gerek yok zaten.

    bu olaydan belki polis -büyük ihtimalle- birşey çıkarmayacak ama sizin tutumunuzdan çıkartacağımız çok şey var, diyerek sonlandırdım ama onlar gene sonlandırmadı.