1. yağlı ballı kazıklar yemekten yorulmuş, adamına, kadınına göre muamele yapsa dahi, verdiği fireleri boyu geçmiş, en son ne zaman içten güldüğünü unutmuş insan işi. artık bir şeyler yapma vaktinin geldiğinin fark edildiği an, buna karar verilir.
  2. ben yaptım bunu 25 yaşımdan sonra. tamam 25 yaşta yaş mı diyebilirsiniz ama durum insanların beni açıkça kullandığını görmemle başladı. kötü insan olmaya karar vermedim ama herkese herşeyi açıkça söylemeye yemin ettim kendi kendime. kullanılmış hissediyorsam yüzüne söylüyorum mesela. hata yapıyorsa da. ne hissediyorsam o anda söylüyorum. tabi ki karşıdaki insanın tepkisine ve karakterine göre değişken olsa da bu tarz hareketler insan ilişkileri açısından genelde yıkıcı oluyor.
  3. ara ara bunun tam tersine, iyi bi insan olmaya karar veriyorum. en son cuzdanim calindiginda boyle bi karar vermistim baktim uzun zamandir çalinmiyor yine eski halime döndüm.
  4. kötü insan olmaya karar vermeyin. daha güçlü bir iyi insan olmaya karar verin.
  5. hayalkırıklığına uğradıkça, beklentiler gerçekleşmedikçe kaçınılmaz olandır. yaşanılan tecrübeler insanı gittikçe duyarsızlaştırır. duyarsızlaşmak demek kötü insan olma yolunda önemli bir adımdır. sonuçta hiçbirimiz çocukluğumuzdaki saflığa, iyi niyete sahip değiliz artık. biz büyüdük, bizimle birlikte kirlendi dünya.
  6. yediğiniz kazıklar iyi olmanızdan kaynaklanmıyor, bunu kabul edin önce bir. ne yani iyi olunca kazık yiyeceksiniz ama kötü olunca hiç kazık yemeyecek misiniz. bu mudur sizin dünyaya, yaşama bakış açınız.

    hayır arkadaşım, hayır. sen istediğin kadar iyi veya kötü ol hayatında yiyecegin kazıklar değişmez.

    iyi insan olmak kavramı son zamanlarda salak, saf olmakla özdeşleştiriliyor ama haberiniz olsun, ikisi tamamen farklı şeyler.

    kötülük yapmaya başlayınca bir anda zeka seviyeniz artmayacak, sadece aynı kazıkları yerken iç huzurundan da mahrum kalacaksınız.

    siz siz olun, nasıl mutlu olacaksınız öyle olun. ama mutluluğu bulmak için kötü biri olmaya çalışmak beyhude bir çaba olacaktır.
  7. anladığım kadarıyla insan, doğası gereği kötü bir insan olmamak için çaba sarf ediyor. kötülüğe eğilim bu. meyletmek yani. insan iyi olmak için güç harcıyor. dünya böyle. "iyi olmak zor" sözü sanırım yapılan kötülüklere karşı durmanın güçlüğü değil, insanın içinden gelen kötü olma arzusunun kararlılığını anlatıyor.
    hal böyleyken, bu kadar zor bir erdemi elde etme sürecinde gücünüzü kaybettiğiniz bir anda tıpkı direncinizin düşmesini bekleyen bir kanser gibi ruhunuzu sarıverir kötü olma isteği.

    belki de "artık iyi çocuk olmak yok" demek zayıf düşmektir. böyle olmak zayıflıktır belkide.
    iyi olmak zaten burada anlam kazanmaz mı? dört taraftan size yapılan kötülüklere karşı iyi kalmak değil midir iyi biri olmak? yoksa iyi olana iyi olmak anlamlı mıdır?

    saygılarımla