1. ne olacağını kestirememek bu olsa gerek. iki arada bir derede kalıp napıcağını bilememek. her ihtimali düşündüğünü sanmak ama mutlaka kaçırdığın bir yerler olduğu için sonunda hep o ihtimalin olması.
    sonuç kötü olsa bile belirsizlikten iyidir çoğu zaman. hiç olmazsa nettir kesindir.
  2. uzun vadede insanı çürütebilen, fakat zaman zaman da özlenen tuhaflar tuhafı histir.
  3. en sinir olduğum durum ve histir.
  4. belirsizlik hissetmediginiz zamanlarda da belirsizlik oldugunu dusundugunuzde basetmesi kolaylasan histir.
  5. amaçsızlıkla arasında çok ince bir çizgi vardır.
  6. yolculuğa çıkıldığında daha keskin hissediliyor. evet, evet keskin bir belirsizlik hissi. çokça da severim. gel beni bul.
  7. geçmesi için beklemek en iyisi.
    bekleme odası için (bkz: araf) .
  8. hiç sevmem. ama hayatımın her anı belirsiz. aldığım kararları uygulayıp uygulayamayacağım hatta tüm bunların sonuçları dahi belirsiz. önceden böyle değildi. neden böyle oldu? sanırım kendi hayatımın dahi yardımcı oyuncusuyum.
  9. belirsizlikler deryasında boşa kürek çekiyor olabilme ihtimalim, hayatımın kat'i surette değiştirilemeyecek gibi duran yegane gerçeği olarak beni en dibe çekmeye çalışan girdaplar suretiyle karşıma çıkmaktaydı.

    kazananı çok sonraları belli olacak olan bu kör dövüşünün en garip tarafını, yani beni, maziden ebede taşıyacak olan sandalım hırçın dalgalarla boğuşmaktan su almaya çoktan başlamış, küreklerden biriyse daha evveli çatırdamıştı. ne kadar dayanacaklarının belirsizliği ise bu belirsizlikler yekünü içinde tesirsiz, zayıf bir endişeden ibaretti.

    insanlığın kuvvetle muhtemel her dönem yaşadığı bu hissiyat, bundan 100 sene evvelinde istanbullu bir katibin dilinden endişe-i istikbal olarak dökülürken an itibariyle bu giride gelecek kaygısı ve belirsizlik hissi olarak adlandırılmakta, lakin kalplerde bıraktığı tesir ve ruhlarda bıraktığı yorgunluk zamandan ve mekandan bağımsız olarak değişmemekteydi.