• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.77)
biz - yevgeniy zamyatin
rusça aslından çevirisiyle türkçede ilk kez: bütün bir yirminci yüzyıl edebiyatını etkileyen, aldoux huxley, ayn rand, george orwell, kurt vonnegut, ursula k. le guin için açık esin kaynağı olan biz, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.

herkesin numaralarla adlandırıldığı ve her an dinlenip gözetlendiği bir ülkede, tek devlet'in komşu gezegenlere yayılmak için yaptırdığı uzay gemisinin çalışmalarına katılan bir mühendis günlük tutmaktadır. herkesin devlete yararlı ve iyi olmasının övgüsüyle başlayan günlük, yavaş yavaş mühendisin devletin başındaki iyilikçi'nin matematiksel, kusursuz düzeninin sorgulanmasına dönüşür.

"devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir 'd' ile taçlanan o yumuşak 'evrim' böyledir. fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak."
yevgeni zamyatin

"zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. bu kitabın konusu aslında makine'dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin."
george orwell

"otomatik piyano'yu yazarken olay örgüsünü gururla aldous huxley'nin cesur yeni dünya'sından ödünç aldım, o da zaten gururla yevgeni zamyatin'in biz'inden ödünç almıştı."
kurt vonnegut

"yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı. iyi, zeki ve güçlü bir kitap; duygusal açıdan sarsıcı ve teknik açıdan, bilimkurgunun metafor menzilini kullanma tarzıyla, o zamandan bu yana yazılmış birçok kitaptan çok daha ilerde."
ursula k. le guin

ölmeden önce özgün dilden çevirisiyle okumanız gereken 1001 kitap'tan biri.
  1. büyük okuyucu kitlelerine ulaşmış kült distopyalara ilham vermiş olması ile merak uyandıran kitap. ithaki çevirisi, kitabın rusça aslından türkçe'ye yapılan ilk çeviriymiş.

    ayrıca, ayrıntı yayınları'ndan çıkan baskıda bülent somay'ın yazmış olduğu bir ön yazı var.
    xera
  2. 1921'de tamamlanmış, 1924'te ise ilk kez basılmış olan kitap.

    harika bir ütopya olmasının yanı sıra, dördüncü dünya savaşı'nda taş veya sopadan başka silahlara da sahip olursa insanoğlu, harika bir öngörü de olacak. yani bütün bu teknolojik deliliğimizi kaybetmezsek yevgeniy zamyatin bahisçilerin kullanmak isteyeceği bir takma isim olabilir.
  3. tek bir alıntıyla kitabı özetleyebilirim sanırım:
    'we shall break down all walls -to let the green wind blow end to end -across the earth.'
  4. nihai devrimin ardından kurulan "tekdevlet"in egemenliğinde benliğinden koparılıp "biz"in sayılarla ifade edilen bir parçası hâline getirilen "ben"lerden birinin günlüğünde anlattığı totaliter düzeni konu eden distopik bir romandır.

    kitapta şöyle de harika bir diyalog vardır:

    !---- spoiler ----!

    "düşünülemez bu! aptallık! bir... bir devrim planladığının farkında mısın sen?"
    "evet, devrim! nesi aptalca bunun?"
    "aptalca... çünkü devrim yapılamaz. çünkü bizim, sizden bahsetmiyorum, bizim devrimimiz sonuncusuydu. ve bundan öte hiçbir devrim yapılamaz. bunu herkes bilir..."
    kaşları keskin ve alaycı üçgeni hemen kurdu: "aşkım, sen bir matematikçisin. fazlası, sen bir matematik filozofusun, değil mi? öyleyse söyle bana: en son sayı hangisidir?"
    "ne? an... anlamıyorum. neyin son sayısı?"
    "bilirsin işte... sonuncusu, en tepedeki, en büyüğü..."
    "ama i-330, bu çok aptalca. sayıların sayısı sonsuzken sonuncusu nasıl olabilir?"
    "peki, devrimin sonu nasıl oluyor o zaman? öyle bir şey yok. devrimler sonsuzdur. bu sonuncu lafım, çocuklar için. sonsuzluk çocukları korkutur ve çocukların iyi uyuması şarttır."

    !---- spoiler ----!
  5. zuzu
  6. kitap okuma alışkanlığımı distopyalar ile kazanmış birisi olarak, biz kitabı benim için temel taşlardan biri olmuştur. düzenin verdiği rahatsızlık kadar güzel bir duygu olamaz.
  7. aldous huxley'nin rahatsız derecede esinlendiği ilk distopik eserdir.
  8. ilham olduğu bütün distopyaları okudum ve bu kitabı o distopyaların birinin sonunda tesadüfen gördüm... yani, 1984 , cesur yeni dünya , hayvan çiftliği , fahrenheit 451 in atası olmakta bu eser... hatta ayn rand'a da ilham olmuş yazar ve eseri...

    sırf bu yüzden bile okumam gerekiyordu ve başladım... bitince yine izlenimlerimi yazarım...

    ekleme:
    az evvel bitirdiğim ve yazarın hayal gücüne hayran olduğum eserdir. neden diğerlerine ilham olmuş anlaşılıyor... sıkıcı, zor, anlaşılmaz diyenler herhalde bambaşka bir şey okumuş...
  9. duvar metaforu belki de ilk kez karşımıza dystopia öğesi olarak çıkan roman
    'we shall break down all the walls to let the green wind blow end to end across the world.'
  10. kitabı okudum ama sanırım birşey anlamadım