• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.11)
bronenosets potyomkin - sergei eisenstein
film, potemkin isimli savaş gemisinde kötü şartlar içinde yaşamaya mahkum edilmiş gemi tayfasının isyanını ve bu isyancıları destekleyen odesa halkının dramını anlatıyor. çapraz kamera hareketli kurgusuyla izleyenleri sürükleyici müthiş bir gerilim oluşturulmuş. komünist devrim rusyasında yapıldığı halde aslında filmde materyalizm karşıtı olan ruhçu inanca yönelik simgeleri yönetmen filme koymuştur. örneğin taş arslanın odesa halkını desteklemek istercesine canlanışı buna güzel bir örnektir...
  1. "potemkin zırhlısı ayaklanması" 1917'de gerçekleşecek olan ekim devrimi'nin bir provası niteliğinde olduğu için film, 1925 yılında sovyet hükümeti tarafından bir devrim propagandası filmi olması için özellikle ısmarlandı. ama sergei eisenstein bunun çok ötesine geçerek filmde kurgu (montaj) ile ilgili kuramlarının tamamını deneme fırsatı buldu. ortaya sinemasal açıdan da devrimci bir film çıktı, artık sinemada kurgunun hayati bir önemi olduğu anlaşılmıştı.

    potemkin zırhlısı tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biridir ve 1958 yılında belçika'nın brüksel şehrinde açılan dünya fuarında "tüm zamanların en büyük filmi" olarak ilan edilmişti."
  2. devrimi gerçekleştirmek için, önce ona inanmak lazımdı; inancın getirdiği devrimin kalıcı gücü içinse devrim ruhunu yaşatmak gerekliydi. roman artık eski gücünde değildi; nüfusun büyük bir kısmı okuma/yazmadan mahrumdu; sinema ise görüntüyle anlatım sanatıydı ve romanla kıyaslandığında en önemli güçlerinden biri, zamandı. devrim beş yüz sayfayla değil, iki saatde anlatılacaktı. leninin inandığı buydu. sinema onu büyülemişti. devrim sinemasının var olması, ayakta kalması, büyümesi için hiçbir şeyden kaçınmayarak, desteğini verdi. ve eisenstein bu desteği potemkine çevirdi. *

    film zamanında sosyalizm ve ekim devrimi hakkında hiçbir bilgisi olmayan zaatı bile, sosyalist yapmaya yeterli donanımdaydı. şimdiyse pek o kadar uzun boylu değil maalesef... sessiz sinema şaheserinin üstünden neredeyse bir asır geçecek ve o, bütün gücünü - zamana - kaybetti.

    bu film sinema eğitimi alan öğrencilere izletilir. sinemayla profesyonel düşünen birisi izlemelidir zaten; ancak genel olarak izlenmez, sıkıcı bulunur, ileri sarılarak, yada yarısından kapıtılarak izlenir. ağzını kocaman aralayıp bu filmde devrim için koşuşan insanlara gülen çok "sinemacı" tanıdım.

    ve eğer arzu ederseniz;
    (bkz: aleksandr nevsky)
    (bkz: october)
    (bkz: grev)
    (bkz: ivan grozny 1,2)
    (bkz: viva mexico)

    filmlerine de göz atınız. zira devrim bir tarafa, bu örnekler kurguyu keşfetti.
  3. mekan, plan, montaj gibi bir sürü şeyin miladı sayılan bir propaganda filmidir. hatta öyle ki nazilerin halkı aydınlatma* ve propaganda bakanı joseph goebbels bile film için övgü dolu sözler söylemiştir. hatta goebbels, her şeyden habersiz, politikayla ilgisiz biri filmi seyretse katıksız bolşevik olur tarzı bir şeyler demiş ve muhtemelen kendine, propaganda için önemli dersler çıkarmıştır. ayrıca, film, nazi almanyasında bile yasaklanmamıştır.

    filmin en önemli sahnesi, genelde, odessa basamakları*ndaki sahne olarak kabul görmüştür. o dönemki teknik ile basamaklarda koşuşan insanları ve özellikle bebek arabasını yukarıdan, hareketli bir şekilde kaydırarak adeta jimmy jib ile çekilmesine insan şaşırıyor. insan dediysek sinemayla profesyonel anlamda ilgilenenler. ben izlediğimde şaşırmadım. sonradan söylediler tekrar izledim biraz şaşırır gibi oldum*. bu arada odessa basamaklarının bu kadar heybetli görünmesinin nedeni, yukarıdan aşağı doğru daralarak geldiği için yaratılan optik yanılgı.
  4. dünya sinemasının ilk kült filmlerinden biri diyebiliriz. ne zaman mı çekilmiş? 1925(yazıyla bin dokuz yüz yirmi beş) yılında rus yönetmen sergei m. eisenstein'ın ve dünyanın en önemli filmlerinden biri. bunlar benim duyduklarım aslında, elbette 1925 yılında çekilmiş bir filmi 90 yıl sonra izleyince "vay be çok kral filmdi" demedim. tarihsel önemi ve sinemanın çocukluk fotoğraflarına göz atmak amacıyla izledim. yine söylüyorum "film izlemek" amacıyla izlenecek film değil, daha ziyade "sinema" sanatıyla haşır neşir olmak isteyenlere öneriyorum.