caz


  1. ancak zihinsel bir uğraşı sonucu sırrına vakıf olabildiğim duygu kriptosu.

    keşke yaratıcım, annem, beni karnında inşa ederken müziği duymamı sağlayan beyin bölgelerine daha fazla kılcal damar döşemeyi akıl edebilseydi. olmadı.

    çünkü biliyorum ki benim kripto olarak adlandırdığım duygu düğümleri bazılarının kulaklarına ip gibi ulaşıyor. yapacak bir şey yok.

    gerçi caz tarihine bakıp bu konuda biraz teselli buluyorum. charlie parker ilk bebop gamlarını saksafonundan üflediğinde pek çok dinleyici atonaliteyi yadırgamıştı. aynı şekilde coltrane'nin giderek hızlanan soloları zamanında caz kritiklerinin kaşlarını kaldırmış, anlaşılmaz diye yaftalanmıştı. toplumsal kulak denilen bir olgu var.

    müziği ne için dinlediğiniz önemli. kendi başıma dinlediğim müziği neredeyse hiçbir zaman gerçek hayatın eğlencesine bir alternatif olarak görmedim. bu yüzden neredeyse hiç kendi başıma hiç eğlendirici müzik dinlemedim, kendi başıma dans etmedim. gerçi thelonious monk başkaları sololarını çalarken kendinden geçip piyanonun başından kalkar dans ederdi bazen. kabul, ben de caz dinlerken içimden dans etmişimdir belki bazen.

    yine de müziği neredeyse hep zihinsel bir uğraşı olarak gördüm. çözülmesi gereken bir bulmaca gibi. çeşitli müzik türlerine aşina olduktan sonra da caz bunların başında geldi. nedense klasik müzik sonra geldi. hakkını yememek lazım, o da kendi başına bir derya.

    şunu söylemeli: eğer bir enstrüman tıngırdatamıyorsanız hiç caz dinlemeye girişmeyin. belli ki yeterli dinleme eşiğine sahip değilsiniz. üzücü ama durum böyle. zaman kaybetmeyin. eğer bir enstrüman tıngırdatıyorsanız dinlediğiniz parçaların akor dizilimini enstrümanınızda çalın. bunları internette bulmak zor değil. real book adı verilen kitaplarda standart caz parçalarının akor dizilimlerini ve introlarını bulmak mümkündür. eğer hiç ciddi şekilde caz dinlemediyseniz ama niyetliyseniz dinlemeye eskilerden başlayın. tercihen luis armstrong'dan. daha sonra miles davis'in 1948 civarı liderliğini yaptığı birth of the cool kayıtlarını ve 1980'lerdeki kayıtlarını dinleyebilirsiniz. bunlar melodiktir ve dinleyiciyi daha en baştan yıldırmaz. big band müziğini nedense hem sevemedim hem de önemsemedim. bu yüzden pek fikrim yok ama sanırım duke ellington orchestra güvenli tercihtir. bebop dönemine giriş için charlie parker'dan önce clifford brown'ın sonny rollins ile yaptığı kayıtları öneririm. takip eden hard bop dönemine giriş için ise coltrane plays the blues gibi nispeten ticari kaygılarla çıkarılmış albümleri öneririm.