1. televizyonda sunulan önemli imgelerin, toplumsal imge haline gelmesine ve genel imge kurma sürecine sırf tv izleme ve orda gösterilen davranışları izleme sıklığından çok daha fazla katkıda bulunabileceği savıyla nitelenir.

    buna göre televizyon izleme sıklığıyla tv etkisi arasındaki ilişkinin denklemi sorunlaştırılır ve içeriğin önemi bir değişkendir. hipotezin ayırt edici özelliği bu değişkeni tvile izleyici arasındaki ilişkiye özel bir etmen olarak dahil etmesidir.

    tv üzerine yapılan metin çözümlemelerinin büyük bir kısmı televizyonu bütün olarak ele alır. örnek vermek gerekirse, zencilerin yer aldığı programların sayısından yola çıkarak bu durumun siyahi insanlara etkisinin sonuçları çıkarılır.

    oysa cosby ailesi diğer benzeri yayınlara göre, çok daha fazla insanca seyredilir.ve tek bir programın etkisi nicelik dışıdır. çok popüler olmayan siyahi insanları barındıran yayınlar ''damla, damla'' bir etkide bulunurken, cosby ailesi'' sağanak'' şeklinde bir etkinliğe sahiptir.

    daha farklı bir şekilde bakacak olursak buna şöyle bir yorum getirebiliriz.sadece biçimsel olarak siyahi insanların var olduğu programların sayısı ne kadar çok olursa ve ne kadar süre yayında kalırlarsa kalsınlar.bölgesel olarak o insanlar üzerindeki iyi veya kötü etkisi geniş bir boyuta ulaşamaz.oysa cosby ailesi hem biçim he içerik olarak yoğun bir mesajlar bütünüyle sadece siyahi hayatın gündelik koşturmacalarını değil, aynı zamanda 80ler amerikan toplumunda amerikan ailesinin yaşayışı ve var oluşunu ''bir de siyahiler'' aracılığıyla göstermek maksadıyla hem burdaki kişilerle kendilerini özdeşleştiren ve ırksal aidiyet kuran, hem de bütün bunların dışında diğer alıcılar için alternatif bir seyirlik gücüne sahip olması dolayısıyla farkındalık yaratır ve toplumun büyük bir kesimine yoğun bir etkide bulunur.