• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
Yazar metin and
dionisos ve anadolu köylüsü - metin and
mitoslardan eyleyişlere anadolu özeti.
  1. bir `metin and` kitabı.

    ' yaylalara veda ettik ve de dağlara
    yatağı yorganı alıp düştük yollara
    gülü çemeni değiştik kör betonlara
    burda dost bildiğin ısırgan otu
    elini tuttun mu bil ki elin yanıyor ' kıvırcık ali

    kıvırcık ali'nin postmodernist eleştirisi 'ısırgan otu' türküsünü pekâlâ baudrillardyen hiperrealite ile katışıklaştırarak metin and'ın bu bir zamanlar anadolu halklarının dionysosvari kılgılılığına değinisiyle birlikte irdeleyebiliriz.
    önceleyin, hani şu hiperrealitel oluşmuşluk 'modern' anadolu çomarlarınca, 'anadolu çomarı' diye yerilen topluluk ve kendileri işte bu kadim halkların tortularıdır. yani yergileri az sonra bahsedeceğim nedenlerden ötürü kolektif bir gizil arkaik övgüdür aslında.

    metin and, bu kitabında anadoludaki ananevileşen eylemlerin pek çoğunun anadolulu dionysos'un ayinlerinden geldiğine dair temellendirmeler yapar.
    mesela halay'ın etimolojik kökeni moğolca, eylemi, kendiliğindenliğe bırakmak, âzâd etmek anlamında kullanılan 'halah' kelimesine dayanır. halay'a dair yerleşiklik, mağara duvarlarındaki resimlerden günümüze uzanmaktadır. dionysos ayinlerinde nâmütenahi biçemde sergilenen bir oyundur.
    bir başkası, alacahöyük'te bugünkü köylüler ölünün olduğu yerde aynaları tersine çevirirler. bunun dionisos'un kendisini aynada seyrederken titan'ların saldırısına uğrayıp ölmesiyle ilintisi vardır.

    bu ve bunun gibi yüzlerce örneklem ile analojiler kurulur kitapta.

    yani şu anda husule gelen neredeyse tüm hareketlerimiz bu söylencelere dayanır. tüm insanlıkta olduğu gibi. lâkin tüm insanlıkta işleyen bu durum anadolu halklarında bir başkadır. zira anadolu insanı batı insanına nazaran çok sonra din'ler yüzünden simulakrlaşmıştır. nietzsche bu durumu;
    ' hristiyanlık ve onun asya'daki yeğenleri ' diyerek özetlerken asya'daki yeğenlerinden olan islam'ı diğerlerine göre 'samimi' bulur. kötünün iyisi bir samimiyet elbette bu.

    neden böyledir peki? çünkü islam tam olarak apollonlaşmamış, dionysos'a yakın durarak geliştirmiştir kendisini. bu gelişim ve dionysos'un haneberduş torunları anadolu insanının sentezi ise izlerini gördüğümüz kaotik anadolu insanlığını ayyuka çıkarmıştır. bu izleri apolloncu emperyalizm bütün gayretlerine rağmen tastamam silikleştirememiştir. bizleri koydukları dizgede bile belirsiz bazı sapmalar hegemonya kurar ansızın.
    yazının başında değindiğim 'gizil övgü' meselesi de bununla bağlantılıdır. dionysosun torunları olarak bizler muazzam bir hasret duyarız dedemize. onun kavgacılığına, armonik vahşetine, karşıtlıklarına, ateşle dansına..
    bu hasret, kolektif bilincimizde, şu anki teyelleme kavgalarımızı olurlar.

    hâsılı, bizler bir zamanlar üstinsanlıktık. o yerdiğiniz iz'ler bütün dişe dokunur batı medeniyeti düşünürlerinin ortaya çıkarmak için gayret ettiği iz'lerdir.
    otonomlaşmış, handiyse tastamam apollonlaşmış batı, yeknesak bir zevksizlik timsalidir.
    bugün hala bu topraklarda yadsıdığınız o 'âhlâksızlıklar' olmasa bizler sıkıntıdan ölürüz.
    'sabahları napalm kokusuna bayılan' bir tür'ü hastalaştıran apollonlara bir gün yakın gelecekte ya da değil bu kaotiklik, dioynsosluğunu ayyuka çıkararak büyük bir hezimet yaşatacak.