1. her devlet kurumu gibi son yıllarda "siyasileşen" bu kurum, sünnilikten başka hiç bir mezhebi tanımayan, günün siyasi gelişmelerine erdoğanist reaksiyonlar gösteren, "hırsızlık", "yetim hakkı" gibi konularda fetva veremeyen bir noktaya gelmiştir.

    en son prof.dr.ali bardakoğlu başkanlığında (2003-2010) kurulma amacına uygun hizmet eden bu kurum, yakın bir zaman önce verdiği şu 3 görüşle vicdanı olan herkesi çığırından çıkarmıştır.

    1. "babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur" 2. "babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir"
    3. "alevi ile evlenmek caiz değildir"

    ek olarak 2016 yılı bütçesi 6 milyar 482 milyon 979 bin lira olan bu kuruma, aşağıda belirtilen bakanlıklardan daha fazla bütçe ayrılması da insana "haram zıkkım olsun" dedirtmiştir:

    bilim ve sanayi, içişleri, kültür ve turizm, enerji ve tabii kaynaklar, gençlik ve spor ile dışişleri ve diğer 6 bakanlık.

    ek bilgi:kuruma ayrılan bütçenin yıllar içindeki seyri de insanı çığırından çıakrtacak düzeydedir.

    2015- 6 milyar 37 milyon 744 bin tl

    2014- 5 milyar 705 milyon 467 bin tl

    2013- 4 milyar 971 milyon 485 bin tl

    2012- 4 milyar 254 milyon 371 bin tl

    2011- 3 milyar 392 milyon 977 bin tl

    2010- 2 milyar 733 milyon 107 bin tl

    2009- 2 milyar 552 milyon 878 bin tl

    2008- 2 milyar 99 milyon 603 bin tl

    2007- 1 milyar 770 milyon 444 bin tl

    2006- 1 milyar 452 milyon 773 bin tl
  2. bir boka yaramayan ve yaramadığı gibi sürekli saçmalayan kurum. geçenlerde internet sitelerinde sorulan ''alevi biriyle evlenilir mi?'' sorusuna;
    “müslüman olanla evlenilir, olmayanla evlenilmez” diyerek çapsızlık rekorlarını kırdılar. bu kurum ülkenin değil akp'nin bir kurumudur. tek dertleri hükümetin politikalarına nasıl katkı sağlarım, hükümetin ekmeğine nasıl daha çok yağ sürerim gibi yandaş hareketlerdir. http://www.cagdasses.com/images/posts/201601/52037_640x360.jpg

    son olarak ise kendi bünyelerinde çıkan diyanet çocuk adlı dergide kaplumbağa anne türban takıyor ve takvadan söz ediyor .426. sayısında yer alan ‘görünmeyen elbise’ adlı hikayedeki çizimlerde anne kaplumbağa türbanlı olarak görünüyor.
    http://odatv.com/images/resimler/diyanet-kaplumbagayi-turbana-soktu-113640-1.jpg

    aldıkları paranın hakkını veriyorlar helal olsun(!) kaplumbağa iyi ki başı açık çıkmamış yoksa din elden giderdi. neyse ki bu hamle ile kurtardılar. benim baş örtülü kaplumbağa bacıma kimse laf edemez.

    ayrıca hükümet durmadan tasarruf, birikim gibi açıklamalar yapmadan önce hatta asgari ücrete zam yapmasak da olur gibi şeyler demeden önce diyanet işlerine ayırdıkları bütçeyi bir gözden geçirse hiç fena olmaz. malum israf haramdır.
  3. görevi kısaca islamiyeti yorumlamak ve yaymak olan başkanlık. herkesin aklına gelebilecek sorularla açıklayayım bu kurumu.

    diyanet işleri başkanlığı'nın görevi nedir?
    - anayasanın 136. maddesi şöyle der: "genel idare içinde yer alan diyanet işleri başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir."

    özel kanun neymiş?
    - özel kanun budur, bilgisayarınıza da indirebilirsiniz. görevleri burada tek tek açıklanmıştır. bazı görevleri genel olarak şöyledir: islam dinini yorumlamak, dini konularda inceleme ve araştırmalar yapmak, dini eserleri inceleyip rapor vermek, kur'an-ı kerim meallerini onaylamak, kıraat ilmi ile ilgili arşiv yapmak, cami ve mescitleri yönetmek, incelemek, toplumun çeşitli kesimlerine dini anlatmak ve dini konularda rehberlik etmek, bilgilendirmek.

    içişleri bakanlığı'na mı bağlı?
    - hayır, başbakanlığa bağlıdır.

    atatürk'ün emriyle kurulduğu doğru mudur? diyanet işleri başkanlığı kurulmadan önce ona benzer bir yapı var mıydı?
    - evet, doğrudur ve evet, vardı. kuruluş tarihi 1924'tür zaten. şeriye ve evkaf vekillikleri vardı cumhuriyetten önce. şimdiki din işleri başkanlığı ve vakıflar genel müdürlüğü'dür. genel çerçevedeki görevleri şeyhülislam ve sadrazamın görevleriyle aynıydı. ancak, hilafet ortadan kalktığı ve laiklik geldiği için, din ile devlet işlerinin tamamen ayrılması amaçlanıyordu. kurumun tamamen kaldırılması özellikle devlete bağlı vakıfların taşınmazları için büyük sorunlar çıkaracağından dolayı, önce evkaf vekaleti vakıflar genel müdürlüğü'ne dönüştürüldü. ardından da şeriye vekaleti diyanet işleri başkanlığı oldu. ayrıca şeriye vekaleti, osmanlı'da şeriye bakanlığı'ydı. meclis olmadığı için din işleri konusunda kanun yapma hakkı bulunuyordu. cumhuriyet döneminde ise bunun gerçekleşemeyeceği, kanun yapma yetkisinin yalnızca mecliste olduğu düşünülürse, şeriye vekilliği'nin bakanlık statüsünden çıkartılıp başbakanlığa bağlanmasının hem mantıklı hem de hukuki olduğu görülecektir.

    diyanet işleri başkanlığı'nın şeriye vekilliği'nin kaldırılmasından sonra ortaya çıkabilecek boşluğu doldurma görevi, kısıtlı bir süre olarak mı düşünülüyordu yoksa bu başkanlık, cumhuriyet döneminde ve sonrasında daima halkı din konusunda aydınlatacak bir kurum olarak ayakta kalması mı düşünülmüştü?
    - bu konu biraz çetrefilli. nedeni de; atatürk'ün diyanet işleri başkanlığı'nı resmi kurum olarak kurmasına rağmen, herhangi bir bakanlığa değil, başbakanlığa bağlamasıydı. başbakanlığa bağlı kurumların bütçesi (şimdiki toki, tdk, çocuk esirgeme kurumu, türk tarih kurumu gibi) başbakanın insiyatifi doğrultusunda belirlenir ve diğer bakanlıklarda olduğu gibi sene başında belirlenip öyle kalan bütçeler değildir. başbakanın sözlü emri ile bütçelerinde anlık artışlar da, düşüşler de olabilir. ayrıca bu kurumların denetimi, gene başbakanlığa bağlı teftiş kurulu tarafından yapılır. yani, üzerinde resmi kurum olarak bir tek cumhurbaşkanlığı olduğu için başbakanlığın denetim mekanizması da kendi içindedir. denetimi kendi içinde yapan her kurum yozlaşmaya ve kirlenmeye bir adım uzaklıktadır. denetimler, bağlı bulunan yer dışında (bu durumda başbakanlık) serbest mahkemelerin denetiminde olsa (yargıtay ya da danıştay gibi mesela) daha geniş bir açıyla denetlenebilir elbette.

    aslında atatürk'ün diyanet işleri başkanlığı'nı kurma nedeni savaştan çıkmış, paramparça haldeki halka eski değerlerin birçoğuna halen bağlı olduklarını göstermekti. ayrıca dini duygularına bu kadar bağlı bir halka "evkaf vekilliği'ni kapattık, artık din min yok" diyebilmek pek mümkün değildi. ancak diyanet işleri başkanlığı'nın orta vadeli bir proje mi, yoksa cumhuriyet dönemi devam ettikçe başbakanlığa bağlı olarak varlığını sürdürecek bir kurum mu olduğu atatürk döneminden yola çıkılarak çözülebilecek bir ikilem değil, zira değişkenler sadece diyanet ile ilgili değil, halka ilgiliydi. şimdiki tartışmalar ışığında (diyanetin bütçesinin hayvani olması ve bu bütçeyi halkın yararına kullanmaması, halkı islam hakkında bilinçlendirme konusunda oldukça eksik kalması, başbakanlıktan ayrı bir kurum olarak düşünülememesi ve siyasi olarak da aynı yönde hareket etmesi) geçmiş hakkında, diyanet işleri başkanlığı'nın kuruluş aşaması hakkında fikir yürütebilmek en azından benim açımdan olası değil.

    son olarak; düz mantıkla bakıldığında, resmi dini olmayan, laikliği benimsemiş, halkına herhangi bir dini dayatma gayesi yazılı olarak bulunmayan bir devletin kendi bünyesinde islam ile ilgili halkı bilinçlendirme amacı taşıyan bir kurumu olması abartılı derecede yadırganacak bir olgu değil. şimdiki koşullarda bu cümlem oldukça yanlış anlaşılabilir. olsun. ancak ben bu kuruma genel açıdan, mekanik olarak bakıyorum bu yazıda. toplumsal ilerleyişi dinin at gözlüklü bakış açısıyla devam eden bir diyanet işleri başkanlığı görmek de mümkün, devletin dini (yalnızca islamı elbette) kendi tekeline alma çabası doğrultusunda diyanet işleri başkanlığı'nı bünyesinde barındırdığı sonucuna varmak da. karar sizin.
  4. yıllık 6-7 milyar dolar destek alıp bünyesinde barınan imamların kağıttan okuduğu hutbelerle para kazandığı bir kuruluş.

    fırsat buldukça farklı camiilerde cuma namazı kılmaya giderim ancak imamların geneli boş konuşur.

    böyle niteliksiz insanları bünyesinde barındırır diyanet.
    eale
  5. sanılanın aksine türkiye cumhuriyeti devletinin en çok işe yarayan kurumlarından birisidir.

    70 milyon müslüman nüfusu 5-6 milyar lira ile yönetebilmek görece ucuz bir çözüm olarak görülebilir. toplum gelişmiş yada gelişmemiş olsun fark etmez, din toplum yönetimde önemli bir argürmandır.

    şöyle düşünün, allahtan korkan 70 milyon insan ile böyle bir ülkede yaşıyoruz. ya korkmasalar dı?
  6. 2016 yılının ilk ayında 687 milyon tl harcamış kurum, milleti camiye parayla mı getiriyorlar acaba diye düşündürmüyor değiller. 12 bakanlığın bütçesini aşan bakanlık altı bir kurum.