1. türkiyede gerekli bir olay.

    linç etseniz bile fikrimden vazgeçmeyip savunacağım hak. hayatımda sesimi yükseltmişliğim çok azdı mesleğe başlamadan önce. şimdi de özel hayatımda kimseye sert yapmam. kars'ın digor ilçesinde mecburi hizmet yapıyorum. hasta getiriyorlar diyelim ki yaralı. bir hasta yirmi adam bağırıp çağırıyorlar. aralarından hastaya ulaşamıyorum. bir malzeme alacağım kalabalıkta hareket edemiyorum. dışarı çıkar mısınız dediğim zaman hayır çıkmam diyor. çıkar mısınız kelimesini soru olarak algılıyor ve çıkmam diyor. çıkın lan dışarı diye tüm sesimle bağırdığımda kafalarını öne eğip çıkıyorlar. ben bunu öğrendikten sonra hasta yakınlarına bağırıyorum sözüm dinliyorlar. doktor bey haklı diyorlar.

    sonrasında tedaviye dirençli hastalar oluyor. ilacınızı bitinceye kadar kullanacaksınız diyorum hastaya, kafasına göre kendini iyi hissedince bırakıyor. ilacını bitirene kadar kullanmazsan buraya bir daha gelme diye bağırıp çağırdığım atarlandığım hastalar tedavilerine devam ediyor. bunu o bölgenin insanının eğitimsiz bırakılmasına bağlıyordum.

    sonrasında orada işim bitince eskişehir'e geldim. azarladığım hatta bağırıp çağırdığım hastaların tedavilerinde daha başarılı olduğumu gördüm. hatta şöyle ki hastanenin en atarlı doktoru olsam da polikliniğin önü hasta kaynıyor. diğer doktorlardan çok daha fazla hastam var ve çok daha fazla değer görüyorum.

    yaptığımın hoş ve kabul edilebilir olmadığını biliyorum ama hastaları düşünmek zorundayım. doktorluk biraz da hasta psikolojisiyle oynamaktır. böyle halka böyle doktor. böyle göte böyle yarrak.

    edit: öncelikle özel mesajlara cevap veremediğim için özür dilerim. binin üzerinde mesaj geldi. en çok eleştiri son cümleye gelmiş. öyle göte böyle yarrak lafı bir namı kemal fıkrasıdır.
  2. gördüğüm yerde ben de onları azarlıyorum. kendilerini doğuya "barış ve demokrasi" getirmeye kalkan malum ülkeye benzetiyorum.. herkes yerini bilecek!
  3. doktorlar ağır şartlarda çalışıyor olabilirler, türlü türlü insanla muhatap oluyor olabilirler ama yardım istemek için gelen bir insanı azarlamak bana göre her şeyden önce terbiyesizliktir. yani adam zaten hasta sana çare olasın diye geliyor onu azarlayasın diye değil
  4. ne doktor hastayı, ne de hasta doktoru azarlayabilir.
    doktoru gördüğünüz yerde azarlıyorsanız zaten gerçekten hastasınızdır. tedavi edilmeniz gerekir.
  5. saygı denilen şey karşılıklı olan bir şey sonuçta. eğer sen ayağına gelen hastaya sanki herkes tıp okumuşta o okuyamamış gibi davranırsan hasta da gelir senin ağzını burnunu kırar.
  6. yanlış değil. tamam güzel değil biliyorum ama türkiye şartları bunu gerektiriyor.(her durum degil tabii)

    teyzemin ilacı kullanması gerek inat ediyor yok başka bişey ver yok şunu yap yok bunu yap. başka yol yok desen de devam ediyor. artık başka çare kalmıyor malesef. azardan başka birley ikna edemiyor teyzeyi. onun kaynı şu bitki çayını içmiş de iyileşmiş vs...

    doktorluk hastaya iyi hissettirmeye ugraşmaz hastayı iyileştirmeye bakar. şartlar gerektiriyorsa da azarlar.
  7. ne olursa olsun, insan gücünün yettiğini azarlar ve yine gücünün yettiğini yönetir.

    doğuda veya batının köyünde bir yerde bir doktor, hemşire veya hasta bakıcı, lafını dinlemeyen ve işini yapmayanı azarlayabiliyor. yoğunluktur, stresdir, odaklanamamaktır ya da hasta ile doktor arasındaki iletişim ya da eğitim farkıdır... bir şeydir illaki. ama ne olursa olsun, insan gücünün yettiği kişiyi azarlar.
  8. doktorun hastayi azarlamasi diyoruz. muhendisin isciyi azarlamasi demiyoruz. ulan adamin isi bu.

    kalp damar cerrahina gittigimde sigara ictigimi soylemistim. niye geliyorsun o zaman demisti. ortada is var arkadaslar. pekala doktorlarin bazilarinin tahammul sinirlari dusuk olabilir. o doktora gitmezsin olur biter.

    doktor beni azarladi. ogretmen beni dovdu. muhendis iscisine bagirdi. usta ciragi asagiladi. herkes onunla "is" yapani; isin gerektirdigini yapmaya zorluyor. bu "is" yapanin kendine saygisiyla ilintilidir.

    kendinize deger verin.
  9. eğitimim boyunca çeşitli asistan ve uzman doktorların yanında polikliniklerde durdum her bölümden çeşit çeşit doktor ve hasta iletişimine tanık oldum. biz denek değiliz diyen hastayı da gördüm. bir annenin ölüm tehlikesi altındaki çocuğu için; o benim problemim değil demesine de sahit oldum. devletin 100.000 liralık ilaç masrafını karşıladığı hepatit c hastalarının, kendi tedavilerini kafalarına göre kesip devletin parasını heba edişini de gördüm. poliklinik kapısı önünde doktora sövüp içeri girdiğinde şirinlik yapanları, kız çocuklarına hayvan gibi davranan anneleri de gördüm. örnekler elbette çoğaltılabilir.
    peki ne yapmalı o anneyı tebrik mi etmeli. tedavisini kesen hastaya madalya mı takmalı. yoksa azarlamalı mı?
    hayır bu kadar basit değil.meselede bu değil. anlatmak istediğim okuduğunuz fakültelerin ya da sosyal çevrenizin dışında bir dünya olduğu. siz bunun farkında olmayabilirsiniz, insanların iç yüzünü bilmek zorunda da değilsiniz. kimse böyle bir acıyı deneyimlemek zorunda değil. ama en azından ahkam kesmeyin be kardeşim bilmiyorsunuz işte, insanoğlunu tanımıyorsunuz. şunu bir kabul edin artık.