1. ekşi sözlükten kopyalanmıştır. saçma sapan bir ergenin bile attığı twit binlerce yorum alırken bu entry bir adet bile yorum almamıştır. kişisel fikrim yazıklar olsun. insanlarımız askere karşı bu kadar duyarlı. doğudan yeni gelmiş astek olarak ben duyarsız kalamadım.


    bizzat tanıdığım bir emekli albayın facebookta paylaştığı yazıdır. kendi kızının dahi paylaşımlarına sinirlenip bu paylaşımı yapmıştır. mümkün olduğunca çok kişiye ulaşması için buraya taşıdım. sizin de yardımcı olmanızı rica ediyorum.

    kendisini ifşa etmemek adına profil linkini tabi ki paylaşmayacağım. buyrun yazı aynen aşağıdaki gibi. benim inanılmaz hoşuma gitti.

    "sivillerin öldürülmesine karşıyız!
    sokaktaki insanından başbakanına, cahilinden aydınına, türkünden kürdüne kadar her kesimin kullandığı hatta kızımın dahi paylaştığı moda deyim: “sivillerin öldürülmesine karşıyız”
    azıcık türkçe biliyorsanız bunun anlamı çok nettir; “asker, polis öldürülmesine karşı değiliz”
    tabii bu askerler, baba değildir, yaşama hakları yoktur, sırf üniforma giydiği için insan bile değildir aslında. 14 yaşında evinden annesinin kucağından ayrılıp askeri okula gitmiş olmanın bir cezası olmalıdır elbet. 14 yaş… daha siz elinizi sıcak sudan soğuk suya değdirmezken yatılı okul hayatının, içtimaların, sabahın 06.00’sından sonra hafta sonu bile uyuyamamanın, derdinizde başınızı yaslayacağınız hiç kimse olmayışının, siz üniversiteye gitme yaşındayken hatta giderken bile yatak yapmaz iken her gün 15 dk yatak düzeltmenin, dolapta ayakkabı boyası yanlış yerde diye ceza almanın, mayo ile sürünmenin, siz her gün dışarda cebinizde para starbucks kahve içerken haftada bir gün okul dışına çıkabilmenin, 15 defa evinizi taşımanın, çocuğunuzdan uzak kalıp ilgilenememenizin, sevginizi gösterememenizin, sizin adını dahi duymadığınız yerlerde görev yapmanın, annenizi ölmeden önce son bir kez görememiş olmanızın bir karşılığı olmalıdır elbet.
    evet buldum; “sivillerin öldürülmesine karşıyız”. yani demem o ki; “asker öldürülebilir!”
    -35 derecede dağda yatan, günlerce aylarca evine gidemeyen, köydeki şehirdeki vatandaşı ailesi huzur içinde otursun diye elinde silah görev yapan, yeni doğan çocuğunu aylar sonra görebilen, ıslanan, donan, yaralanan, ölen, yanında en yakın arkadaşı veya askerinin ayağının kolunun koptuğunu gören, devletin ulaşamadığı en ücra yerdeki okulu onaran, yemeğini veren, öğretmenini koruyan, yılan sokan köylü çocuğu devletin helikopteri ile hastaneye nakleden, köyü terörist basmasın diye arazide sabaha kadar bekleyen, yakalanan teröriste dahi elindeki yemeğini, montunu veren asker, son çare olarak silahını kullanmak için eğitilmiştir. ne kürt diye, ne de başka bir sebeple öldürmeye programlanmamıştır. terörist veya düşman bile olsa karşısındaki öncelikli görevi öldürmek değildir. o da bir insandır sizin gibi. robot değil, duygusuz, ruhsuz değil. ya kendini, ya vatandaşı, ya da anayasa başta olmak üzere kanunun verdiği yetkiyi kullanmak için öldürebilir elbette. savaş sanatını ülkesini, devletini korumak için öğrenen askerin, bunu ama ideal haline getirip ama sadece ailesinin geçimini sağlamak için yapıyor olması da çok fark etmez aslında. bu söylemi savunan pkk lıları, teröristleri ve destekçilerini anlamak mümkündür. asıl sorun terörü desteklemeyen hatta terörle mücadele görevi olanların, insan hakları savunucularının dahi bu fikri ifade etmeleridir. hayvanın, bitkinin, teröristin dahi yaşama hakkı var iken, subay astsubayın polisin yaşama hakkını tartışan bu kesimin cahilliği, dar bakış açısını anlamak ise mümkün değildir. bazı sözde hümanist, olaya sadece insan hakları, demokrasi, devlete karşı çıkma mantığıyla bakan okumuş yazmış kitle ise tam bir ikilem içindedir. her gün devletin imkanlarını, yolunu, elektriğini, otobüsünü, doğalgazını, metrosunu kullanıp, devletten maaş alan babasının parasını yiyip, o parayla eylem yerine giden, devletin hastanesinde muayene olan, devletin okulunda okuyan, sonra da devlete terörist diyen, devletin üniformalı memuruna ölümü hak görenler keşke devletin hatalarını askerin ölmesine üzülmeyecek noktaya getirmeden düşünebilselerdi; olayın basit bir terör meselesi olmadığını, sadece türk-kürt meselesi ile sınırlı olmadığını, kürt devleti kurulsa bile bu sorunun bitmeyeceğini. keşke içlerindeki o insancıl duyguyu daha güzel ifade edip, benim ölen terörist de olsa üzüldüğüm kadar üzülebilseydiniz ölen askere polise. keşke benim de sivillerin öldürülmesine karşı olduğum kadar siz de askerin/polisin öldürülmesine karşı olabilseydiniz…"

    edit: her meslekte ölüm riski var. ancak şimdi bu adam sen burda rahat işerini hallet diye bu sıkıntıya giriyor. hepimiz rahat bir iş hayal ederiz. belkide asker dediğimiz kişiler bizim hayatlarımız için kendi hayatlarını daha çok risker atıyorlar.
  2. sivil ölümlerine karşı olanlara karşı sitem içeren paylaşımdır. demagoji içerir. "siviller ölmesin" demek "asker/polis ölsün" demek değildir. asker/ polis, silahlanmamış kürt öldürmesin demektir. ulan kimse kimseyi öldürmeyecek aslında sizin kirli politikanız olmasa. ne kızılay'da ölen ne sur'da ölen diktanın umurunda. hangi ölüm onu kuvvetlendirecekse onun devamını destekleyecektir. eğer karşılıklı ölümler ise en rantabl olan, kaosu egemen düzen belirleyecektir. benden sonrası kıyamet diyenler, sizi sevdiklerinizin canıyla korkutup kucağa oturtmaya çalışıyorlar. ve siz hiç bir şey yapamıyorsunuz ve yapamayacaksınız. savaş çoktan kaybedildi. sadece bize biraz daha az mantık hatası içeren bir senaryo yazmaya çalışıyorlar. kabul edelim bu çok kibar bir davranış.
  3. sivillerin öldürülmesine karşıyız demek asla asker/polis öldürülebilir ya da ölebilir demek değildir. türkçe bilen bir insan olarak neresinden çekersen çek bu anlama gelmeyeceğine de eminim. emekli albay olan biten neticesinde duygusallaşmış yazmak istemiş bunu da bahane etmiş.
  4. aklıma şu sözü getirmiştir.
    "ülken için öldürmek kahramanlık, kendin için öldürmek cinayet, eğlenmek için öldürmek zararsızdır."
    (bkz: spec ops the line)
  5. yazmak iyidir. insanı geleceğe taşır.
    h2o
  6. haklı bir isyanı içermektedir.
  7. siviller ölmesin cümlesini asker ölsün olarak algılamak hiç aklıma gelmemişti şu ana kadar. gönül ister ki kimse ölmesin, pis politikaların kurbanı olmasın.
  8. nedense bu yazıyı okuyunca aklıma ığsız paşa ve kızı geldi,garip ama gerçek.
  9. askerin polisin ölmesi meslek riski değil mi? ölsünler demiyorum, keşke hiç gerek olmasa fakat duyar kasmak için yazılmış gibi geldi bana.
  10. evet siviller ölmesin diyenler askerler ölebilir demiyor. ama albay haklı. çünkü bilinç altında öyle bir durum var.
    kendini koyu milliyetçi addeden bir arkadaşım artık asker ölümlerine tepkisizleştiğinden dert yanıyordu geçenlerde.
    milliyetçiler asker ölümüne daha çok üzülmeli gibi bir algı var nedense o da ayrı konu.
    bugün telefonuma askerlerin şehit olduğu bildirimi geldi.
    okumadan geçtim.
    evet ben de tepkisizleştim. hatta önemsemiyorum bile.
    çünkü askerler zaten ölüyor.
    ama önceden hatırlıyorum, şehit haberleri geldiğinde kıyamet kopardı. her kanalda verilirdi, genel bir üzüntü kaplardı memleketi. tepki verirdik az ya da çok. ya da en azından adlarını bilirdik.
    bugün hayatını kaybeden askerleri kim konuşuyor: kimse.
    siviller öldüğünde kıyamet koparıyoruz. ve tabii ki koparacağız bunda şüpheye yer yok.
    ama siviller öldüğünde, masumlar öldü diyoruz hiç bir alakası olmayan masumlar. o yüzden üzüntümüz katlanıyor.
    askerin ise elinde silah var, mevzunun içinde, çarpışıyor. o yüzden ona aynı masumiyetle bakamıyoruz. en azından bir süredir. asker zaten o, ölebilir.
    bir albay erdoğana hesap sorduğunda, "sen askersin ölmek için oradasın" tepkilerini hatırlayın.
    o tepkiler genel eğilimi yansıtmıyordu elbet. ama toplumsal bilinç altı adına önemli doneler sunuyordu.
    şimdi ülkemi koruyacağım diye hayatını ortaya koyan asker gönül koymasın da, kıçını yayıp internette takılan ben mi koyayım?