1. evrim bir doğa yasasıdır/kanundur. bu doğa yasasının nasıl çalıştığını açıklayan bilgilere evrim teorisi denir.

    teoride hata çıkması veya düzeltilmesi bu gerçeği değiştirmez.

    evrim çürütülemez ancak yeni bulgularla geliştirilebilir.

    bugünkü her şeyi yaratan evrimsel sürecin kendisidir. biyoloji dediğimiz şey de zaten evrim üzerine kuruludur.
  2. ilk girdide bahsedildiği gibi, doğanın yasasıdır.gerçek olandır.
    insanların ''evrim, bir teoridir.'' yanılgısı burda başlıyor aslında.

    evrim bir gerçektir,kanundur.

    evrim, bitmek bilmeyen bir süreçtir yani devam ediyordur, devam edecektir.
    işte sen,bu doğa yasasının ''nasıl'' ve ''neden'' çalıştığını evrim teorisi ile açıklıyorsun.

    evrim teorisi ve evrim kanunu arasındaki farkı kavrayamayanlar için başka bir örnek vereyim,

    https://www.youtube.com/watch?v=CaPOJlBiH44
    http://i.hizliresim.com/nLQ2jV.png
    gördüğümüz üzere
    bugün sen yerçekiminin olduğunu biliyorsun ama nasıl veya neden olduğunu bilmiyorsun değil mi? işte onu newton da bilmiyor. tabi sen newton'un da bilmediğini bilmediğin için yerçekim olayına saçmalık demezken (-zira ben yerçekimi yok diyen bir dinci görmedim-) , evrime saçmalık diyebiliyorsun. tutarsızsınız.
  3. adına türk eğitim sistemi denilen naneyle öğrenilmesi mümkün olmayandır. türkiye'de çocuğunun iyi eğitim görmesini istiyorsan ya yurt dışına gönderecek ya da kılıfına uydurup denetleyebileceğin şekilde evde eğitim aldıracaksın. öğretmen yetiştiren fakültelerin ve işe girmek için, ekmek parası için ona buna el açmak zorunda bırakılan öğretmenlerin hali ortada. aslında en temizi çocuk yapmayacaksın. benim çocuğum okuldan dönüp yaratılış yaratılış diye zırvalasa yaşına başına bakmam cami avlusuna bırakırım.

    bizim kuşak eski türkiye eğitimi aldığından analitik düşünme, bilimsel savların kabulü, tartışma adabı gibi hususlarda nispeten akp döneminde eğitim hayatına atılanlardan daha iyi durumda. bundan sonrası beyni alınmış insan yığını.

    kişi ne kadar cahiliye dönemi'nde kalmak isterse istesin zaman kafasına göre akmaya devam ediyor. yani sen yok dedin diye evrim süreci durmuyor. sen ensestle üremiş milyarlarca insana, güneş'e 1 cm yakın olsaydın yanacağına, her şeyin bir gemiye sığdırılıp kurtarılabildiğine, deniz yaran, yılana dönüşebilen asalara, öldükten sonra diriltilmeye, ay'ın ikiye bölünmesine, dünyanın öküzün boynuzlarında durduğuna, tepsi gibi düz olduğuna falan inanabilirsin. yine de zaman akmaya devam eder, ve galile'nin, hani şu 350 yıl sonra kilise tarafından aklanan galile'nin dediği gibi;

    "eppur si muove"
  4. müfredattan çıkarılmasını desteklediğim bazı bilimsel gerçekler bütünü. öğrencilerin, ülkenin konu hakkındaki çoğu niteliksiz öğretmenlerinden çarpık bir şekilde öğreneceklerine, kendi merakları doğrultusunda doğru kaynaklardan (bkz: evrim ağacı) öğrenmelerini tercih ederim.
  5. müfredattan çıkarılmadan önce de çeşitli zihniyette öğretmenlerin, öğretmemekle kalmayıp gereksiz önyargılar kazandırdığı konudur.

    şöyle ki, ben ortaokuldayken, yani 2000lerin başlarında, fen bilgisi dersinde evrim konusuna gelince öğretmen, "böyle bir şey yoktur, insan maymundan gelmemiştir." diye konuyu bitirmişti.

    onun haricinde geçtiğimiz yıl, dersinde "saçınızı kapatmazsanız cehennemde yanacaksınız." videosu izleten fen bilgisi öğretmeni de gördü bu gözler, siz bu zihniyetler varken, müfredatta yer aldığı için işlendiğini mi sanıyordunuz?
  6. ben, dünya' nın hatrı sayılır bir çoğunluğunun merakla takip ettiği ve en az matematik kadar ilgi gören ve dahası bazı (yine az sayılmayacak kadar) çevrenin "kanun" olarak kabul ettiği bir sistemin, eğitim standartlarında olması gerektiğini düşünüyorum. Ve eleştirel bakış açısıyla müfredattan çıkarılmasının çok da bilimsel olmadığı kanaatindeyim (her iki durumda da yanlış olabilirim. Birilerinin gördüğünü göremiyor olabilirim. mümkün)

    Gelgelelim evrim teorisine;
    şimdi şuraya uzuuun uzun yazmak vardı bu teoriyi... ya da kimilerinin dediği gibi kanunu.
    ama maalesef ki, ne kanun diyebilecek kadar işin içindeyim, ne de teori diyecek kadar henüz varlığını kabul etmemiş sayılırım.

    *

    Şunu düşünüyorum...
    bilim ikiye ayrılıyor belki de... deneysel ve düşünsel.
    Matematik, fizik deneysel ise, evrenin ilk zamanlardaki durumlarını yorumlamak ise sanırım yarı yarıya deneysel, yarı yarıya da düşünsel gibi.
    deneyselliğine girmek istemiyorum... zaten ölçülebilmiştir ve çok babayiğit bir kişi değilseniz buna kolay kolay itiraz edemezsiniz. Gördüğümüz yıldızların, milyon ışık yılı önceki hallerinin olduğu fikri gibi.
    Ama düşünsel kısmı?
    Bu kısım saldırıya açıktır ve her zaman daha iyi yorum yapan ve daha mantıklı konuşanların sırayı alacağı dönemlere gebedir. (yani sonu olmayan tartışmalar)
    Bundan kastım, ilk insanların dna'larını inceleyip, hangi hastalıktan öldüğüne dair bulguları elde etmek değil... ilk aletleri yapmaya karar vermelerini sağlayan düşünceler veya iki ayak üstüne geçiş kabul edilen dönemleri oluşturan fikirlerdir. Bunlar, kim ne derse desin yorumdur. Yıldız falları gibi...
    Bilirsiniz astrolojiyi... sizin kaderinizi yorumlarlar. Çok büyük adamlar maşallah.
    Derler ki; "mars' ın bilmem neredeki yörüngesi, venüsün bilmem ne açısıyla yükselişte olması sizin buhran dönemizi etkilemektedir... yarın, duygusal olarak yanlış etkileşimlerle farklı düşüncelere sahip olabileceksiniz. Dikkat etmezseniz en iyi arkadaşınızı kaybedebilir ve yıllarca emek verdiğiniz bazı çalışmalarınızı değersizleştirebilirsiniz. Aman dikkat"

    Astroloji konusunda lafı çok uzatmayacağım. Bununla ilgili bir bilgiyi şuraya bırakıyorum ( Barnum - bilinen diğer adıyla forer - etkisi)
    Bilimsel olarak einstein' da, keppler' de kütlenin, dolayısıyla maddelerin birbiri üzerinde etkisi olduğunu ortaya koymuşlardır. Hatta einstein bunu izafi literatürüne de eklemiştir. Şimdilerde ise kara deliklerin ışığa bile ettiğini tartışıyoruz. Ancak, bu etkilerin bizim kaderimizdeki kırılmaları yorumlamak biraz şaklabanlıktır. Özür dilerim ama daha söylenecek bir şey yok gibi...

    Bunu evrim teorisine iliştirelim.
    insanlığın ölçülebilir, hesaplanabilir verilerle ne zaman başladığını, kesine yakın bir ifade ile belirleyebilirsiniz. bu mümkün... ama evrim sürecinde, sürünme döneminden iki ayağa geçişin özetini vermek zaman makinesi ile oraya gidip gelen bir adamın gözlemleri kadar kendine güvenmektir. Ancak şahsen ben, bu kadar bulanıklığın içinde bu denli net yorum yapabilmeye "şaklabanlık" diyorum. Yani, insanlığın sürünme döneminden iki ayak dönemine geçişteki bilgilerin belki de hepsi yorumsal bir köprü. Bu köprü, su ile kara arasındaki açığı kapatan bir durum. Ama asıl bilimsel metaryallerin gerek olduğu durum tam da burası iken, buraların yoruma dayanması ve buna bilim denmesi biraz zayıf kalıyor.

    evrim teorisi veya kanunu yanlış mıdır bilinmez. Ama insanın olduğu her şeyde yanlışlık payı kesindir. Bu pay, yine o iş özelindeki insanların zihniyetine göre büyür ya da küçülür. Pozitif bilimlerde bu pay sabittir. Çünkü, insanın zaafları sistematik olarak dışarıda kalır.

    Velhasıl; inanç sahibi kişileri bile yumuşatması gereken şu ayetin varlığı, bence evrim teorisinin eğitimini vermeye değer olduğunu çoktan kabul görmüş olması gerektiğini düşündürmüyor değil...

    “İnkâr edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişik idi. Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?” (Enbiya/30)

    saygılarımla,

    Ekleme: Bazen bakıyorum da, inanan insanları küçümseyen ve herşeyin bilimle anlaşılması gerektiği, dogmaların dışarıda tutulması gerektiğini savunan kişiler var. Doğru diyorlar bir yerde.
    Ancak bu kişilerin bu konu özelindeki tutumları, özellikle evrim teorisini savunurken ki koşulsuz kabulleri ve inatları, dindarları körü körüne inandıkları şeyler konusunda eleştirileri, kendilerinin de aynı şeyi yaptıklarının bir göstergesi değil midir?
    Birileri bilime aşık, birileri Allah' a... belki de her iki grup da aynı şeye inanıyordur. bilinmez.
  7. 21. yydayız. evrim hakkında kabul görülmesi, görülmemesi gereken bir şey varsa o da ''teori mi yoksa kanun mu?'' diye değil, ''hangi teori?'' diye olur, olmalı.

    ortada bir gerçek, süreç var. örneğin kimisi bunu lamarkizmle açıklamış,kimisi daha da üstüne koyup darwinizmle.
    genlerin keşfine kadar lamarck'ın fikri mantıklı bulunuyordu. kim bilir, belki ilerde darwin de yanlışlanacak. (bkz: doğal seçilim) ,(bkz: adaptasyon) (en kabul gören teori bu sonuçta.)

    bilimin güzelliği işte. oldukça kümülatif, nesnel.

    eğitim sisteminden kaldırması bende bi' etki yaratmadı açıkçası. çünkü bu konu hakkında şimdiye kadarki düşünce yapısı,eğitim sistemi bundan sonra da pek değişmez diye düşünüyorum. öğrenmek isteyen zaten araştırıp da öğrendi.