• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
ferdydurke - witold gombrowicz
polonya’da 1937’de yayımlanan ferdydurke ilk önce naziler, sonrasındaysa komünist rejim tarafından yıllarca yasaklı kaldı. savaştan hemen önce arjantin’e yerleşen gombrowicz, on yıl sonra arjantinli arkadaşlarının yardımı ve teşvikiyle kendi romanını ispanyolcaya çevirince ferdydurke kendi dilindeki tutsaklığından kurtulmakla kalmadı, avrupa’nın da “edebiyat olayı” haline geldi: modern roman, yeni bir başyapıt kazanmıştı. fakat ferdydurke baş döndürücü kimyasıyla sadece hayranlık değil merak da uyandırdı. okumayanları okumaya, okuyanları ise bir sihrin büyüsünü anlamaya çağıran bir meraktı bu. ne olup bittiğini anlamak isteyen veya kitabı bir başkasına tavsiye ederken zorlanan okurların yardımına neyse ki gombrowicz’in kendisi yetişti:

“kendisine çocuk gibi davrandıkları için bir çocuğa dönüşen bir adamın grotesk bir hikâyesidir bu. ferdydurke, insanoğlunun büyük toyluğu’nu ortaya çıkarmayı amaçlıyor. kitapta da açıklandığı üzere, kendisini bazı davranışlarla açıklamak zorunda kalan saydam ve belirsiz bir varlıktır insan. sonunda dışarıdan bakıldığında -başkaları için- kendi içinde olduğundan çok daha belirli ve kesin hale gelir. bu durum, insanın gizli toyluğu ve başkalarıyla iletişime geçerken takındığı maske arasında trajik bir bölünmeye yol açar. asıl kişiliğini bu maskeye uyarlamaktan başka çaresi kalmaz insanın; sanki göründüğü kişi, kendisiymiş gibi. ‘ferdydurke insanı’nın da başkaları tarafından yaratılmış olduğunu; insanların, kendilerine ‘varoluş şekilleri’ diyebileceğimiz yeni şekiller dayatarak kendilerini yarattıklarını söyleyebiliriz.”

ferdydurke, osman fırat baş’ın yıllar süren çalışmasıyla lehçe aslından türkçeye ilk kez çevrildi.



“ferdydurke’yi, proust’un ölümünden sonra yazılmış üç veya dört büyük romandan birisi olarak görüyorum.”
milan kundera

“ferdydurke, nietzsche’ci diyebileceğim birkaç romandan birisi ve kesinlikle tek ‘komik’ romandır, eğer böyle bir tanımlama yapılabilirse.”
susan sontag

“gombrowicz, bu yüzyılda, hatta belki de başka bir yüzyılda da kavrayamayacağımız meseleleri dert edinmiştir.”
czeslaw milosz
  1. osman fırat baş tarafından dilimize lehçe aslından çevrilen, witold gombrowicz'in çağdaşlarını bol bol iğnelediği ve modern toplumdan tutun, eğitim sistemine dek pek çok noktayı hicvettiği romanı.

    roman, kafka karakterlerinin içine istemeksizin sokuldukları, bürokratik talihsizlik örneğinin bir benzerini ulaştırıyor okuruna. 30'lu yaşlarının başındaki bir adamın, tekrar 16-17 yaşındaki çocuklarla birlikte eğitim görmeye başlaması ve modern bir ailenin yanında yaşamını sürdürmesi kitabın en mühim kısımlarını oluşturmaktadır. ferdydurke romanı ile gombrowicz temel olarak modernist sığlığı yerden yere vurur. dünya savaşı sonrası açığa çıkan yeni toplum bilinci gereği, yuzef karakteri, kondurulduğu yeni yaşam içinde -burada burjuva bir ailenin sığıntısı demek daha makul olacaktır- demode olarak damgalanan bir yapıya sahip olduğunu keşfeder. evin 17 yaşındaki kızına tutulan yuzef, ne yaparsa yapsın asla modern davranış sistemine sahip olmadığını farkına varır ve buna duyduğu öfkenin tomurcuğuyla, çocukça yöntemlerle bulunduğu acizlikten sıyrılmaya çalışır.

    ve 30 yaşındaki çocuğumuz nitekim kendisiyle alay eden, kendisini ciddiye almayan aile ve kızını darmadağın edecek bir planla içine zorla sokulduğu eğitim ve sosyal yaşamdan sıyrılır. ama bu defa yanına okuldan mezgit isimli arkadaşı da katılır. mezgit biçim olarak idealizmden uzak eylemci yapıya sahip diğer taraftan da eşcinsel ve komünizm ikilemi ile gombrowicz'in hiciv dolu penceresinden bakan en karmaşık karakter olarak aklımda asılı kaldı.

    neticede ferdydurke yazıldığı dönem de değil yalnızca, günümüzde dahi etkinliğini sürdürebilecek özgün içeriği ve üslubuyla önemli bir metin olarak ifade edebilirim. kitabın bence ana eksikliği o çocuklaştırma ifadesinin bir yere varması gerekliliğidir fakat bu olmuyor. çevirmenin son sözde o sırada yaşan gezi parkı olaylarına yolladığı selamla da ayrı bir güzellik yaşatmıştır bana.