1. nam-ı diğer çapkınlık geni.

    beynin area x bölmesinde 7. kromozom üzerinde bulunup foxp2 proteini sentezler.
    bu gen, iki eş anlamlı olmayan mutasyon sonucunda değişime uğrayıp insansı primatlarda son haline evrilmiştir. ve bu son haliyle, konuşma seslerini ya da ses birimlerini çıkarma işlemini işlevsel hale getirmiştir. yani ses çıkarmamızı sağlar.
    bu mutasyonun devindiriciliği ile birlikte larinks(gırtlak) insansı primatlarda evvelindeki primatlara göre daha aşağıya kayıyor evrimsel süregidişte. şu şekilde.

    bu da, epiglottis adı verilen larinks kapağının açık kalmasına yol açabilip, yiyeceğin yemek borusu yerine trake ve akciğerlere yönelmesine neden olabiliyor. bu durum, modern primatı nefesin tıkanması ya da boğulma tehlikesine, diğer memelilere göre daha fazla maruz bırakıyor.

    yani diyeceğim şu ki konuşmak denen şey aslında bizi öldürebilme olasılığı yüksek bir takım işleyişin seyriyle ortaya çıkmış. bu da bizi, evrimin 'gereklilik', 'fayda' üzerine işliyor oluşu görü'sünün su götürürlüğüne getiriyor.
    mutasyon çevre koşullarına göre rastlantısal gerçekleşiyor ve bu rastlantısallık dominosal biçemde başka rastlantısallıklara yol açıyor. foxp2 geni ve larinks örneğinde olduğu gibi. rastlantısallık 'fayda' içermiyor. evrim faydaya göre şekillenmiyor.
    sonuçlardan bazılarının 'faydalı' olması bir şeyi imlemez. o halde ne'ye göre şekilleniyor evrim?
    elbette yine nietzsche'ye varıyoruz.
    güç istencine göre şekilleniyor. ve büyük bir yanılgı da şudur ki bunun hakkında, güç istenci varlığı sürdürmeyi içerir görüşü. hayır güç istenci var olmayı içerir, varlığı sürdürmeyi değil. yani bir temkini, sakınganlığı barındırmaz.

    ' bizim modern doğa bilimlerimizin baştan sona spinozacı öğretiye takılıp kalmaları (en yekin, en kötü biçimde darwinizm buna örnektir) varoluş savaşı” öğretisi yüzünden anlaşılmaz biçimde tek yanlıdır. oysa bir doğabilimci, insansal köşesinden ortaya çıkacaktır doğada darlık, kıtlık değil, saçmalığa varacak ölçüde taşkınlık, savurganlık egemendir. varoluş savaşı, yalnızca bir istisna, yaşama isteminin geçici bir sınırlamasıdır. ' (*:şen bilim - friedrich wilhelm nietzsche)

    yani bu durumda aslında darwinizmin, ' türler, türlerinin devamlılığını sağlamak üzere şekillenirler' teorisi de absürdleşiyor. zirâ yinelersek, yaşama isteği, yaşamda kalma isteğidir, yaşamı sürdürme değil. ya da ileriye dönük bir ölümsüzlük isteği değil.
    iptidai yaşamın devindiği doğadaki örneklere bakalım. hatta buna bile gerek yok yakın bin yıllardır yaşanan ölümlere, kaotikliğe bakalım. bana insan, hiç de türünün devamını sağlamak üzere şekillenmiş gibi gelmedi.

    hâsılı doğayı mantıklılık dizgesine oturtup romantize etmeye kalkışmak aptallığın dikâlâsıdır. entropik serimlenir doğa ve doğal olan.
    foxp2 geninin mutasyonunda, bu mutasyonun rastlantısallığında ufak bir değişkenle şu an konuşmuyor, sadece hareketlerle anlaşmaya devam ediyor olabilirdik.
    ki bence öyle olsa idi daha iyi olurdu. konuşmak pek de gerekli bir şey değil.