1. "adımlarken galata kulesinin daracık basamaklarını, uçup uçmayacağını bilmiyordu hezarfen.
    tek bir şeyden emindi yalnızca, yürüyerek inmeyecekti çıktığı merdivenlerden." şeklinde kağıda dökülmüş sunay akın duygularına ilham veren kuledir.
  2. bu ifadeleri sevmem ama "istanbulun büyülü mekanlarından biridir". sadece kule değil çevresinin de nevi şahsına münhasır bir atmosferi vardır. severiz vesselam..
  3. dar sokaklardan geçip ulaşmaya çalışırken, tam şurdan mı gidelim burdan mı ayrımında kalmışken kafamı kaldırmamla karşımda beliren, kocaman gülümseten, şu fani dünyadaki en sevdiğim, en neşeli, en samimi arkadaş kılıklı kule. yahu sen bir kulesin nasıl bu kadar şirin olabilirsin? nasıl kocaman gülümsetebilirsin beni?(*:swh)
    şair olsam sana şiir yazardım. şimdilik yanına uçan üç tane m şekilli martı çizdiğim karakalem resimlerinle idare ediyorum.
  4. 528 yılında yapıldığına insanın inanası gelmiyor. istanbul'un en büyük sembollerinden biri kız kulesi ile birlikte. ne var ki her iki kuleyi de bizzat yakından görmüş biri değilim, tüm hayatı neredeyse istanbul' da geçmiş biri olarak. bazen diyorum bu kadar kayıtsız yapan nedir bizi. ama istanbul' da zaman öyle hızlı akıyor ki gerçekten, hele bir de işin içine güvenlik giriyorsa, son zamanlarda gerçi bu durum...

    evet, hiç biri bahane olmamakla birlikte bunun büyük utancını yaşıyorum ne zaman yanlarından geçsem, uzaktan göz kırpsam..
  5. galata kulesine şişhane veya karaköy tarafından geliyorsanız dar sokaklardan(büyük hendek caddesi,galata sokak,camekan sokak) geçerek adeta üst tarafı açık dikdörtgen bir çerçeve içinde görürsünüz kuleyi.kule üst taraftan gökyüzüne doğru yükselir.yan çerçeveler (sokak binaları) sabittir.her adım farklı bir fotoğraf karesidir.yaklaştıkça kule büyür siz küçülürsünüz.büyüdükçe hayran kalırsınız .küçüldükçe düşünürsünüz.sorulara,tarihe dalarsınız.dar sokaklardan geçmenin verdiği etkiyle meydana çıkınca bir anda boşlukta hissedersiniz.istikal caddesinden geliyorsanız,galip dede caddesinden sonra önce meydana ulaşırsınız.bu kez de boşluğun içinde tek başına sanki sizi gibi bekler gibi durur kule.dimdik.bu kez o konuşmaya başlar siz soru sormadan.tüm heybetiyle ordadır.sokak tarafından gelenlere göstermediği yüzünü gösterir.yıllara meydan okuyuşunu meydan tarafından gelirseniz fısıldar size.tarihini o zaman anlatır.
  6. daha önce hiç gitmedim ama çevresindeki evlerin minimal düzeyde yenilenip modernliğe büründüğünü gördüğümden beri galata kulesinin çevresinde yaşamak gerekir diye düşünüyorum. sokakları ekranlardan gördüğüm kadarıyla dar ve taş olmasıda cezbedici dişer bir kısmı.
  7. hep eril canlanır zihnimde. bir de hep oradan aşağı kendimi bırakıvermeyi isterim.
  8. aklıma ümit yaşar oğuzcan' ın intihar eden oğlu vedat için yazdığı şiiri getirdi.
    6 haziran 1973
    pırıl pırıl bir yaz günüydü
    aydınlıktı, güzeldi dünya
    bir adam düştü o gün galata kulesinden
    kendini bir anda bıraktı boşluğa
    ömrünün baharında
    bütün umutlarıyla birlikte
    paramparça oldu
    bir adam düştü galata kulesinden
    bu adam benim oğlumdu

    gencecikti vedat
    işıl ışıldı gözleri
    içi
    bütün insanlar için sevgiyle doluydu
    çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
    kendini bir anda bıraktı boşluğa
    söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
    zaman durdu
    bir adam düştü galata kulesinden
    bu adam benim oğlumdu

    "açarken ufkunda güller alevden"
    çıktı, her günkü gibi gülerek evden
    kimseye belli etmedi içindeki yangını
    yürüdü, kendinden emin
    sonsuzluğa doğru
    galata kulesinde bekliyordu ecel
    bir fincan kahve, bir kadeh konyak
    ölüm yolcusunun son arzusuydu bu
    bir adam düştü galata kulesinden
    bu adam benim oğlumdu

    küçücüktü bir zaman
    kucağıma alır ninniler söylerdim ona
    uyu oğlum, uyu oğlum, ninni
    bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat
    6 haziran 1973
    galata kulesinden bir adam attı kendini
    bu nankör insanlara
    bu kalleş dünyaya inat
    şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
    uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat.

    bugün istanbul' da hava serin ve bulutlu tam gezmelik ve fotoğraf çekmelik bir hava imkanınız varsa çıkın dışarı galata kulesinin, kız kulesinin fotoğrafını çekin.
  9. bir rivayet odur ki galata kulesinin en tepesine çıkan bekar çiftler evleneceklerdir. aslı astarı nedir bilinmez. iş gelsin diye orkestracıların uydurduğu bir şeyde olabilir. * bilemiyorum altan
  10. istanbul'a dair sevdiğim bir şey hatta tek bir şey varsa bu kuledir ve kesinlikle çevresidir. ne zaman istanbul'a gitsem, ne zaman deniz tarafına insem, çok hoşlandığı ama adını bilmediği çocuğu okul sırasında arayan kızlar gibi, gözlerim hemen koca cüssesini arıyor, içinde kaybolamadığı taş kalabalığı arasında.

    528 yılında yapılmış galata, fener kulesi olarak. sonra bir sürü medeniyet marifetiyle tamirat, tadilat görmüş. kuş adam hezarfen ahmet burdan almış şehr-i istanbul'u kanatlarının altına. adına çok şiirler, çok şarkılar yazılmış. bizimkiler'den "kız kaatil" in yavuklusu şengül hanım'ın icra ettiği "galataa'dan at beni at beni / haliç'ee in tut beni tut beni / şafaktaa horooz sesii / öpüüp öpüüp uyandıır benii" şeklindeki tek nakaratlık bu şarkı, verilmiş neşeli eserlere bir örnektir. en güzeli için surların baş tacı misafiri

    kendisiyle ilgili birçok hikaye var, rivayet var. birini biliyorum. kulenin tepesinde öpüşen aşıklar sonsuza kadar ayrılmazmış. külliyen yalan, yayalım, durum çok ciddi * bir de benim bir hikayem var, o daha şirin sanki. 15 yıl yaşadığım istanbul'un galata'sını görmek bana ancak üniversitede nasip oldu. ondan önce yurttayken, istanbul'da yaşayan ve bir haftalığına evine gitmek için hazırlanırken "ne getireyim sana gelirken?" diye soran en yakın arkadaşıma "galata'yı sök getir" demiştim gırgırına. istanbul sonuçta, her şeyi meşhur, ne istenir ki? adana olsa yap bi içli köfte dersin değil mi? * neyse. gitti geldi canımın içi. pat diye bir kolye çıkardı, koydu yatağıma. ucunda kocaman galata! "kız bu ne, niye masraf ettin?" dedim, çok sevindim ama. "sen galata'yı sök getir demiştin, şimdilik buna yetti gücüm" dedi gülerek. ulan keşke erkek olsaydın şeyma!

    ezcümle, dibinde oturup sıcacık çay, höpürdeterekten köpüklü türk kahvesi içilebilen, az ötesindeki merdivenlerde yayılmak suretiyle bira içilebilen, geyik yapılabilen, kendine çıkan sokakları cüssesine ters düşecek şekilde daracık, taşlı ama bir o kadar içten, güzel olan, aziz istanbul'a en tepeden bakabileceğiniz , fark etmeseniz de onun da size "deheey, ben sizin dedenizin de dedenizin tohumlarını bilirim bee..." diyerek baktığı yaşlı kurt, çapkın ihtiyardır. bir dahaki gelişimde direkt seni öpeceğim galata, bakarsın evleniriz len?