• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.20)
görünmez kentler - italo calvino
modern dünyanın masal anlatıcısı italo calvino'nun türkçede uzun süredir görünmeyen kitabı görünmez kentler, tekrar elimizin altında... kubilay han'ın atlasında yolculuk eden marco polo... batının doğuyu gören gözünün kurduğu hayaller bir yanda, modern kentin içinden çıkılmazlığı ve geleceği öte yanda...

"kitap bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı."
okur, kitabı eline aldığında, yazarın kentleri arasında dolanacağından, önüne altın harflerle sunulan olasılıkları yutacağından, sonunda okuduklarını kendi zihnindeki ideal kentlere ekleyeceğinden emin olmalı. okur, kitabı, mümkünse, büyük bir caddenin kenarına dizilmiş kahve masalarından birine ilişerek, okumalı; göz önündeki gerçekle, göz önündeki kurguyu daha iyi görebilmek için...

"belki de kent yaşamının kriz noktasına yaklaşmaktayız ve görünmez kentler, yaşanmaz hale gelen kentlerin kalbinden doğan bir rüya."
  1. basit bir kitap olarak ele almanın yanlış olacağı calvino başyapıtlarından. şöyle ki matematiksel bir şema oluşturan italo calvino 55 kenti 11 başlık altında anlatır. ve bu başlık şemasında misal kentler ve göstergeler, kentler ve ad gibi temalarla kentler anlatılır.

    seyyah marco polo hizmetinde bulunduğu kubilay han'a gezdiği gördüğü kentleri anlatır. ve hem bu ikilinin konuşmaları hem de marco polo'nun anlattığı kentlere çıktığımız yolculukta calvino o kadar başarılı bir üslup kullanır ki uzun bir şiir okuduğunuz hissine varabilirsiniz. marco polo anlattıkça şehirlerin kalabalığı artar, ekseriyetle insan yığınları ve kitlelerin artışıyla kentlerin ve yeryüzünün kendi doğallığını yitirmesi vurgulanır.

    neticede bizim gibi duyularını yitirenler, görünmez kentleri görene kadar okumalı. kendi yaşam sürecini görmeyi öğrenene, duymayı bilene, hissedebilmeyi keşfedene dek devam etmeli.
  2. "biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem.
    iki yolu var acı çekmenin. birincisi pek çok kişiye kolay gelir:
    cehennemi kabullenmek ve onu göremeyecek kadar onunla bütünleşmek.
    ikinci yol riskli: sürekli dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek."