• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
katıksız mutluluk, bütün öyküler - katherine mansfield
katherine mansfield (1888-1923): yeni zelanda’da doğan katherine mansfield yazar olmak için 19 yaşında ingiltere’ye yerleşti. gündelik olayların içinden duygu dünyasına yönelen, ruhsal çatışmaların üstüne eğilen derin bir gözlem gücü ve şiirsel ögelerle süslenmiş diliyle kısa öykünün edebi bir tür olmasına önemli katkısı oldu. 1911’de yayımlanan alman pansiyonu yazarın düş kırıklıklarını ve karamsarlığını yansıtır. 1920’de yayımlanan katıksız mutluluk ile ünü daha da yaygınlaşan yazarın, 1922’de yayımlanan bahçede eğlence adlı kitabında ustalığının doruk notası sergilenir. yayımlanmamış öyküleri ölümünden sonra kumru yuvası, çocuksu bir şey adlı kitaplarda toplanmıştır.

oya dalgıç: southampton üniversitesi’nde dil eğitimi gördü. boğaziçi üniversitesi’nde dilbilim alanında lisansüstü çalışmalarını sürdürdü. darrüşafaka ve çarşamba liselerinde ingilizce öğretmenliği, istanbul üniversitesi yabancı diller okulu’nda ingilizce okutmanlığı yaptı. eserlerini çevirdiği yazarlar arasında virginia woolf, ford madox ford, john dos passos, pauline melville ve peter ackroyd bulunmaktadır. oya dalgıç 2004’te virgina woolf’un the years romanının çevirisiyle dünya kitap çeviri ödülü’nü aldı.
  1. '' …
    içinden george'a karşı ansızın büyük bir sevginin yükseldiğini duydu kadın. elleri masanın üstündeydi, öylesine iyi tanıdığı, kahverengi, iri elleri. birini tutup sımsıkı sıkmak geldi içinden ama ne tuhaf george da tam bunu yaptı. masanın üstünden eğilerek elini karısınınkinin üstüne koydu, ona bakmadan, “fanny, sevgilim fanny!” dedi.

    “ah, george!” tam o tanrısal anda ting-ting-trin-trin ve usuldan bir tıngırtı duydu fanny. müzik başlayacak, diye düşündü ama o anda müziğin önemi yoktu. belli belirsiz gülümseyerek, o belli belirsiz gülümseyen yüze dikti gözlerini, öylesine katıksız mutluluk duygusu yaşıyordu ki içinden george’a şöyle demek geçti, “ne olur, olduğumuz yerde kalalım -bu küçük masada. çok kusursuz, deniz de kusursuz. burada kalalım.” ama onun yerine gözleri ciddileşti. “sevgilim,” dedi fanny. “sana çok önemli bir şey sormak istiyorum. yanıtlayacağına söz ver. söz ver.” “veriyorum,” dedi george, karısı gibi ciddi olamayacak kadar ağırbaşlılıkla.

    “konu şu.” bir an durakladı fanny, başını eğdi, yine kaldırdı.”hissediyor musun,” dedi usulca, “beni gerçekten tanıdığını? ama gerçekten, gerçekten tanıdığını beni?”

    bu, çok fazlaydı george için. kendi fanny’sini tanımak mı? yüzüne kocaman, çocuksu bir gülümseme yayıldı. “bütün yüreğimle inanıyorum buna,” dedi duygudaşlıkla. “niye? ne oldu?”

    fanny onun pek de anlamadığını hissetti. hızla devam etti: “demek istediğim şu. insanlar sıklıkla, hatta birbirlerine aşık oldukları zaman bile, pek şey gibi görünmüyorlar -söylemesi çok zor- birbirlerini tam anlamıyla tanıyor gibi. bunu ister görünmüyorlar. ve bence bu durum korkunç. en önemli şeyler konusunda birbirlerini yanlış anlıyorlar.” fanny dehşete kapılmış görünüyordu. “george, biz böyle yapamayız, değil mi? asla yapamayız.”

    “asla olmaz,” diye güldü george, tam da onun küçük burnunu ne kadar çok sevdiğini söyleyeceği sırada elinde çayla garson belirdi, çalgıcılar çalmaya başladı. flüt, gitar ve kemandan oluşuyordu, öylesine neşeyle çalıyorlardı ki sanki gözünü dört açmazsa fincanların, tabakların bile küçücük kanatları çıkabilir, uçup gidebilirler gibi geldi fanny’e.
    ……

    katıksız mutluluk -bütün öyküler-, “balayı”, katherine mansfield, çeviri: oya dalgıç, işbankası/kültür yayınları, 1.baskı temmuz 2009/istanbul.