1. genel olarak bir ön yargı olduğu için olumlu yönlerinden başlıyorum.
    konya yüz ölçümü bakımından türkiye nin en büyük şehridir.
    en fazla alkol burada tüketilmemektedir.(hoş tüketilse de kimseyi ilgilendirmez)en fazla ham alkol burada depolanmaktadır.
    şehrin yerleşimi genel hatları ile düzenlidir.diğer büyük şehirlere oranla ucuzdur.ücretsiz tatlı su çeşmeleri ve temiz tuvaletler gördüğüm hiç bir şehirde olmadığı kadar fazladır(yaklaşık 45 e yakın şehir gördüm.çoğu batıda).
    tarımda söz sahibidir.şeker pancarı ve fasulyesi önemli tarım ürünleridir(tahılları saymadım).ayrıca çoğu hükümetin yada dinci birilerinin zannetse de ,tamamen halkın kurmuş olduğu torku, üretimde söz sahibi olmuştur.tekrar ediyorum torku kimsenin değildir.kuruluş aşamasını çok iyi biliyorum.sadece çalışkan ve üreten halkın kuruluşudur.işletmesi özeldir o ayrı konu.
    yemekleri gayet güzeldir.etliekemek,tandır kebabı,bamya çorbası ,sac arası,tirit ve küflü peyniri tatmanız gereken başlıca yiyecekleridir.gayet de uygun fiyata bulursunuz.geniş parkları mevcuttur.dilediğiniz şekilde yürüyebilirsiniz.bisiklet yolları henüz tam oturmamış olsa da idare eder(arabalara dikkat edin gene de).küçük büyük şehirdir. 2 milyon nüfusa göre sakin sayılır.
    gelelim olumsuz yönlerine:
    aşırı miktarda yobaz insan bulunmaktadır.yobaz kelimesinin canlı karşılığını direk görebilirsiniz.mahalle baskısı bazı muhitlerde kendini ciddi ciddi hissettirir.suriyeliler her yerde olduğu gibi bu şehirde de olumsuz olarak yerini almıştır.suriyelileri eğer başka bir hükümet getirmiş olsa idi ,buranın halkı suriyelileri barındırmazdı. sırf bu hükümet getirdi diye seslerini çıkarmıyorlar.
    beş vakit namazını kılan,ahkam kesen esnaf cennete gidemeyeceğini bildiği halde adam gibi vergi vermez("kul hakkıyla karşıma gelmeyin".ben uydurmadım).facebookta dini sözler paylaşmak en önemli kuraldır.ama vergi vermemek günah değildir.
    seçimden önce metro sözü verildiği halde metro yok hala.işçi servisleri trafiği kitlemeye yetmektedir.bu kadar geniş yollara rağmen.
    akşamları bayanların çok dışarıya çıkmaması da mahalle baskısının sonucudur.
    diğer olumsuz yönleri hemen hemen her şehirde görülebilecek durumlardır.aklıma gelenler şimdilik bu kadar.
    bu arada burası önemli:
    maçta ıslıklama olayları.maça gitmiş birisi olarak yazıyorum.maçta sanıldığı gibi bir ıslıklama olmadı.tamamen iftira ve abartma.ıslıklama oldu evet.konya da maçlarda genel olarak saygı duruşunda ıslıklama yapılır.eskiler bilir.şehitler için saygı duruşunda pkk ıslıklanır yada küfür edilir.bunu tamamen tüm dürüstlüğümle söylüyorum.hatta ilk ıslıklayan adam çarprazımdaydı. diğer nalçacı grubu da bu adama sus derken stat da uğultu başladı.orada kimse saygı duruşunu protesto etmedi.ister inanın ister inanmayın.ama olay konyada olunca tabiki 1 e 10 eklendi.maça giden bütün arkadaşlarım sinir olduk eve gidince.ne şerefsizliğimiz kalmış ne adiliğimiz.bomba atmak isteyenler çoğunluktaydı.arkadaşlar bende sevmiyorum gerici kısımı ama sakin gelin.konya en fazla şehit veren şehirlerin başında gelir.insanların çoğu sadece çalışmak için yaşar.kimseye zararları yoktur.koca şehri yaftalamayın.kötüleyecekseniz en fazla hırsızın bulunduğu ankarayı kötüleyin.en fazla çocuk tacizi hangi ilde görülüyorsa o ili genelleme yapıp bombalayalım .uyar mı?ama oralara hemen yazarsınız "genelleme yapmayalım".konyaya gelince hemen genel olarak temizlik.
    arkadaş konyada görüş olarak azınlıkta olsamda, genelleme yapıp benim gibi insanları da çileden çıkartmayın.türkiye neyse konya da odur,konya neyse türkiye de odur.en iyi insanı da bulursunuz en kötü insanı da.
  2. çoook uzun yıllar önce bir sure yaşamak zorunda kaldığım iç anadolu şehri.
    bugün kağıt bir kağıt toplayıcısı gariban birinin çığlığı bana yıllar önce bu şehirde başıma gelen bir olayı hatırlattı.
    devlet parasız yatılı sınavına girdim ve konya çıktı, babam gidermisin oğlum dedi, gittim.
    mevlana ortaokulu na kayıt oldum, gazi lise sinde yatılı kalıyorum. babamın gönderdiği para yetmiyor, biraz boğaza duşkunum, maalesef o yaşta sigara içiyorum, para yetmiyor tabii, etli ekmek, sigara eee iki günde para bitiyor. aklıma muteşebbislik geldi, simit satmak..
    gittim bir simit fırınına, abi ben öğrenciyim simit satmak istiyorum ama para nanay. adam dedi kimliğini bırak simit vereyim. sağolsun bir de tepsi uydurdu.
    yurtta hocadan izin aldım ve başladım simit satmaya, hatırladığım kadarıyla yüzde 30 kar ediyordum. hergun 100 simit alıyorum sabahları, bitiriyorum. sinema, etli ekmek ve maltepe.
    günler günleri kovalıyor, oğlenciyim, saat 7 de simiti alıyorum, 10 civarı bitiyor. yaşantım güzel yani.
    birgun zafer caddesinde kafada simit tepsisi yuruyorum, birden kafamdaki ağırlık kayboldu.
    lan dedim ne oluyor, bir de ne göreyim, zabıta simitleri almış kamyonete fırlatmış bile.
    şoka girdim, yalvarıyorum abi oğrenciyim, kimsem yok, yapmayın etmeyin. ama dinleyen kim. çevrede bir suru insan var, kimse zabıtalara bir şey demedi, ağladım, ağladım kimse üzülme bile demeye layık görmedi beni.
    öyle şehrin toprağını da, adamını da herşeyini de sikeyim. allah varsa eğer o gün konya da değildi.
  3. hayır ben anlamıyorum istanbulu almışsın, koca fatih olmuşsun.
    bu meymenetsiz siktiğiminin memleketinin neden peşine düştün be fatih ? ne gerek vardı abi ?

    sen konyayı aldın okey de bu şehir benden ruhumu aldı.

    ne kafa dinleyebilirsin, ne takılabilirsin.
    bu şehrin öyle bir yapısı var ki içerisinde gezmene müsaade etmez.
    halkı yobaz bi kere.
    mufazakar demiyorum bakın.
    yobaz.
    su yok, e medeniyet yok.
    çöl lan işte.
    toprağı da insanı da verimsiz.
    kuz
  4. doğduğum,çocukluğumun geçtiği şehir.

    şivlilik diye kendine has bir geleneği vardı.şivlilik vakti gelince kapı kapı dolaşır,adet gereği "şivlilik" diye bağırırdık.ev sahibi de meyve,çikolata,şeker ne varsa onu verirdi.hala yapılıyor mu bilmiyorum.

    sonra bizimkiler memlekete geri dönmeye karar verince daha boktan bir şehre taşındık.ondan mıdır artık,zaman zaman özlüyorum konya'yı.

    ayrıca etli ekmekten bahsetmezsem olmaz.o nasıl leziz bir şey öyle.