• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.33)
köpek kalbi - mihail bulgakov
vhouu, vhouu, vhouu hou houuuuuu!

bana bakın, ölüyorum. eşikte, fırtınanın kopardığı canhıraş çığlıklara bir de benim feryadım karışıyor. her şey bitti sonum geldi benim. kafasında leş gibi takkesiyle bir adam, daha doğrusu maliye bakanlığı memurlarının kantin aşçısı vücudumun sol yanını iyice haşladı. süprüntü bir de proleter olacak. aman allahım, galiba kemiklerime kadar yandım. çok da sızlıyor. şimdi avazım
çıktığı kadar bağırsam da neye yarar!
  1. fantastik öğelerin egemen olduğu yapıtlarıyla 1960'larda üne kavuştu bulgakov. bu kitabında da, kara mizaha yaklaşıp çekilen, absürt bir o kadar da eleştirel bir metin ortaya koymuş. ekim devrimine sağlam bir gönderme olan bu kitap kendi içinde çağını aşan bir metin olarak lanse edilmiş. okuyup görmek lazım. fakat asıl sorulacak soru şu: o profesör o yaralı köpeği eve alıp ölmüş bir adamın tetislerini ve kalbini ona nakletmeseydi ne olurdu? bir şey olmazdı, insan nakilsiz de azılı bir hayvan.
  2. bolşevik devrimine çok güzel değinen, bir köpeğe insandan hipofiz bezi ve testis nakil eden doktorun ve köpeğin duygularını çok güzel isleyen bir kitap.

    kitabı okuduğumda aklıma hemen frankenstein gelmişti ve ikisini karşılaştırmıştım.

    ardından su düşünceye kapıldım; o dönemlerde nasıl es geçilmiş, görmezden gelinmiş, kimse sallamamış bu kitabı. köpekle insan arasında kadim bir bağ var ve bu topluma da yansımış, yansıtılıyor. kendini sırlı camda görmek gibi; hüzünlü fakat o camın ötesini görebilme ihtimali de var ki, kitabı okuduğun zaman buna adım atmış oluyorsun aslında.
  3. metamorfoz (başkalaşım) konusunun, dönem şartları içerisinde ele alındığı güzel kitap. rejimin baskısı ve bu baskıya karşı olan mihail bulgakov'un kitap sayesinde rejime yaptığı giydirmelerini de içinde barındıran eser.
    kimbo
  4. sovyetlerin kuruluşunun ilk yıllarında ortaya çıkan düzene uyum sağlamamış zaten sağlamak da istemeyen, kendisini soylu sınıfında gören, alanında söz sahibi, yetenekli bir doktorun ölmüş bir insanın hipofiz bezini sokakta bulduğu, denek olarak sahiplendiği yaralı köpek şarikov'a nakletmesi ve labaratuvar ortamında bir insanın (!) yaratılmasını konu alan güzel kitap.

    !---- spoiler ----!

    sscb'nin o anki koşullarında oluşan hayat biçimine yönelik üstü kapalı ya da aleni eleştiriler ve göndermeler barınsa da yazarın net bir tavır içerisinde olmadığı da anlaşılıyor. daha çok iki taraftan yapılan ama eşit olmayan bir gözlem sunuyor.

    henüz daha dönüşümün yaşanmadığı bölüm olan kitabın ilk bölümü, doğrudan köpek şarikov'un anlatıcılığında gelişiyor. sonraki bölümde ise hikayede rolü olan diğer karakterlerin düşünceleri ve olaylar; tutulan kayıtlar ile 3. anlatıcı tarafından aktarılıyor.

    hikayenin bir çok yönden frankenstein'ı çağrıştırdığı düşüncesine katılmamak ise mümkün değil.

    'hipofiz de havada asılı durmuyor en nihayetinde. öyle ya da böyle köpek beynine aşılanmış. biraz zaman verin, uyum sağlayacaktır. şimdi şarikov yalnızca köpeklik kalıntılarını dışa vuruyor. emin olun, kediler yaptıkları arasında en iyisi. şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. yani doğada var olanlar arasında en rezilini.'


    '-istisnasi bir durum..

    +tamamen katılıyorum. işte, doktor, görüyorsunuz araştırmacı ihtiyatlı davranmak ve doğayla paralel ilerlemek yerine meseleyi hızlandırıp örtüyü kaldırdığında ne oluyor! al sana şarikov, ölür müsün, öldürür müsün!

    -filip filipoviç, peki ya spinoza'nın beyni olsaydı? '

    !---- spoiler ----!