• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.29)
le herisson - mona achache
hikâye, çoğunlukla ana karakterler olan renée michel ve paloma josse'nin çevresinde geçmektedir. kahramanların her ikisi de paris'in en şık sokaklarından biri olan rue de grenelle'de yedi numarada yer alan üst sınıf ailelerin yaşadığı bir apartmanda oturmaktadır. apartman, çoğunlukla burjuva ailelerin sahip olduğu sekiz daireden oluşmaktadır. binanın bir avlusu ve özel bir bahçesi de bulunmaktadır.

renée, 27 senedir bu binanın kapıcılığını yapan dul bir kadındır. edebiyat ve felsefe konusunda kendi kendini yetiştirmiştir. fakat, hem işini kaybetmemek hem de apartmanda yaşayan insanların ilgisini çekmemek için bu bilgiyi gizlemektedir. bu yüzden de yalnız bir hayat yaşamaktadır. çevresindeki insanların meraklı bakışlarından kurtulmak için kapıcıların tercih ettiği yemekleri alıyormuş ve kalitesiz televizyonunu izliyormuş gibi görünmeye dikkat eder. aslında, bu anlarda leo tolstoy ve edmund husserl gibi yazarların çalışmalarını okumaktadır.

on iki yaşındaki paloma ise züppe bulduğu annesi, babası ve ablasıyla birlikte beşinci katta yaşamaktadır. erken gelişmiş bir kız çocuğu olarak okulda dışlanmasına sebep olacağını inandığı zekasını herkesten gizlemektedir. çevresindeki insanlar onu dehşete düşürdüğü için hayatın anlamsız olduğuna karar vermiştir ve eğer o güne kadar yaşamaya değer bir şey bulamazsa on üçüncü yaş günü olan gelecek 16 haziran'da intihar etmeyi düşünmektedir. bu yüzden annesinden aşırdığı uyku haplarını biriktirmektedir ve ailesini üzmek için hapları içtikten sonra yaşadıkları daireyi ateşe vermeyi planlamaktadır.

paloma, renée'nin aydın kişiliğinden şüphelenen tek kişidir. romanın büyük bölümünde, apartman girişinde karşılaşan bu ikili, "gerçekten" birbirini görmeyi başaramaz. felsefeye benzer şekilde ilgi duymalarına ve edebiyatla ilgili fikirleri uyuşmasına rağmen yukarı katta yaşayan ünlü bir restoran eleştirmeni ölene kadar aralarında hiçbir şey olmaz. eleştirmenin ölümüyle daireye kültürlü bir japon iş adamı olan kakuro ozu taşınır. ozu, hem paloma hem de renée ile arkadaş olur. bir süre sonra ise paloma ile renée'nin ne kadar mükemmel bir insan olduğu fikrini paylaşır: bu kapıcı bir kirpinin zarafetini taşımaktadır.

romanın sonlarına doğru, barbery, renée'yi kabuğundan çıkartır ve yaşlı kadın genç paloma'ya hayatı keşfetmesinde yardımcı olur. bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır. fakat, renée çevresindeki insanların dünyayı daha güzel yaptığını anlamasından çok kısa bir süre sonra roland barthes ile benzer bir şekilde hayatını kaybeder. paloma ve ozu bu durum karşısında mahvolurlar. yine de renée genç kızın intihar etmekten vazgeçmesine sebep olur. (kaynak: vikipedi)
  1. aralarda spoiler içerebilir.

    kandın kaçıyor orası kesin. neden diye sorunca aklıma insanlar geliyor. insanlardan kaçıyor, sahte yüzlerden, gösteriş budalalıklarından, yalan dünyanın beş para etmez nimetlerinden. kendi halinde bir kapıcı olarak gerçeğini göstermek istemiyor kimseye saklıyor. çünkü kimse güzel olanın değerini bilmez. değerini bilmeyene göstermekten bunalmış olabilir. işin aslı bir kapıcı olarak hiçbir değerinin sorgulanmasını istemiyor ve bunun önüne set çekiyor. filmin pisliği sonunda tabi umutsuz vaka, kendi halinde kendi uzamında yaşayıp giden gizlice kitaplar hatmeden kadını kabuğundan aşk çıkarıyor. fakat hayat onlara küçük bir hatırlatma yapıyor o da şu: dünya fani.
    abi
  2. uzun zamandır izlediğim en iyi film. inanılmaz güzel; hayat, ölüm, insan ilişkileri üzerine düşündüren film. izlememiş olmanın eksiklik olacağını düşünüyorum.

    hayatta bakanlar ve görenler vardır. film bu ikisi arasındaki farkı gözler önüne seriyor. fransız yapımı olan filmde 11 yaşındaki küçük kız, japon komşu ve kapıcı kadın filmin görenleri. diğerleri hiçbir güzelliği, inceliği, ayrıntıyı fark edemeyen bakar körleri.

    !---- spoiler ----!

    film 11 yaşındaki inanılmaz zeki ve akıllı bir kızın hayata bakışı üzerine kurgulanmış. babası siyasetçi annesi ise sakinleştirici bağımlısı bir kadın. ablası ise güzellik meraklısı. küçük kız dışındakiler apartmandaki diğer insanları, özellikle kapıcı kadını, önemsememektedirler.birinin ölümünün bir anlam ifade etmesi için ölen kişinin zengin olması gerekmektedir. filmin bir yerinde küçük kızın histerik annesinin kapıcı kadına karşı takındığı küçümser tavır karşısında küçük kızın "kedi dışarı çıkmasın, kapıcı içeri girmesin" cümlesi sayfalarca söze bedel.

    kürk mantolu madonna okuyanlar bilir. kitaptaki raif efendi'ye dışarıdan bakanlar kendi hâlinde silik bir memur görürler. oysa içinde ne denizler dalgalandığını bilmezler. kapıcı kadın da öyle. "içerisinde" kitaplarla örülmüş inanılmaz zenginlikte bir dünyası var. ama sıradan insanlar bunu gör(e)memektedir.

    filmin sonunda hayatın değeri ölümle anlatılır. kimim öldüğünü söylemem. son sahnede insanlar ölüye yaklaşmazken bir köpeğin yaklaşıyor olması manidar. bundan daha da manidar olan apartmanda yaşayan japon adamın ceketini çıkarıp saygıyla ölünün üzerine örtmesi. filmde bu karakter batı ve doğu kültürünün hayat ve ölüm arasındaki bakış açısı farkını ortaya koymak açısından önemli. film, izledikten sonra "neden daha önce haberim olmadı ki?" dedirten filmlerden.
    !---- spoiler ----!
  3. filmleri tek cümleyle özetlemeyi çok severim:dilin üstünde eritip yediğin bitter çikolata parçası ile aynı tadı bırakıyor